Tekil Mesaj gösterimi
Alt 04-26-2010   #14
srseriii
Madalyalı Üye
srseriii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 1.512
Tecrübe Puanı: 18
Rep Puanı : 10
Rep Derecesi : srseriii is on a distinguished road
Ettigi Tesekkür: 448
Aldigi Tesekkür: 879
Standart --->: Allah'ın Fettah adı ile ilgili açıklamalar

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “O, (gerçek hükmünü vererek hak ile bâtılın arasın) açandır, (her şeyi hakkıyla) bilendir.

el-Halîmî der ki: “Fettâh, hüküm verendir. Allah, verdiği hükümlerle kulları arasında kilitlenen sorunları ve hak ile bâtılın arasını açan, haklıyı yüceltip haksızı alçaltandır. Bu, dünyada olabileceği gibi âhirette de olabilir.”

el-Hattabi ise Fettâh ismini şöyle açıklar: “Fettâh, gerçek anlamda açan demektir. Allah, kullarına merhamet ve rızık kapılarını açan, kilitlenen işlerini açan, hakkı görmeleri için kalplerini ve gözlerini açandır. Fatih, yardım eden anlamına da gelir. Şu âyette bu anlamdadır: “Eğer fetih istiyorsanız, işte size fetih geldi…

Müfessirler bu âyette geçen “fetih” sözcüğünü “yardım ve zafer” olarak açıklarlar. Yani “Eğer yardım istiyorsanız işte size yardım geldi” demektir. Müfessirler bu açıklamalarını senediyle birlikte İbn Abbas’tan rivayet edilen bir hadise dayandırır ve ardından şu âyeti zikrederler: “O, Fettâh (açan) ve Alîm (bilen)dir.”

Râzî ise şunları söyler: “Allah, kullarına hayır kapılarını açan ve zor olan işleri kolaylaştırandır. O, ilim ile kullarının dini işlerini, zenginlik ile de dünyevî işlerini açandır. Zulme uğrayana yardım eden ve sıkıntısını giderendir. Allah, hak ile bâtılı birbirinden ayırmış ve aralarını açmıştır. Her ikisini de açıkça ortaya koyup açıklamış, hakkı üstün tutup geçerli kılmış bâtılı da geçersiz kılmıştır. O, Fettâh’tır, marifet ve bilgisi ile mü’min kullarının kalplerini; günahkarlara da bağışlama kapılarını açmıştır. İsyan etmeleri nedeniyle onlara nimet kapılarını kapamamış, unutmaları nedeniyle de merhametini onlardan esirgememiştir.”

Bu İsmi Bilmenin Faydaları
1
- Her müslüman kesin bir şekilde, Allah’tan başka kullar arasında hükmeden ve hak ile bâtılın arasını açan olmadığına inanmalıdır. Çünkü gerçekte O’ndan başka fail ve Hâkim yoktur. Bu yüzden her müslüman, Allah’tan başka Hâkim olmadığına inanmalı ve O’nun hükmünden başka hüküm kabul etmemelidir. Yüce Allah bu gerçeği Kur’an-ı Kerîm’in pek çok âyetinde açık bir şekilde vurgular. Bu âyetlerden bazıları şöyledir:
Allah’tan başka bir hakem mi arayayım? Oysa O, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir

Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kâfir olanlardır.

Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır.

Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, fasık olanlardır.

Müslüman, Allah’ın hükmünü ve bu hükümle lehinde veya aleyhinde verilen hükmü içtenlikle kabul etmeli ve ona boyun eğmelidir. Şu âyetlerde bu duruma işaret edilmektedir:

Hayır, öyle değil; Rabb’ine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiç bir sıkıntı bulmaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar.

Onlar derler ki: “Allah’a ve Resule iman ettik ve itaat ettik” sonra da bunun ardından onlardan bir grup sırt çevirir. Bunlar iman etmiş değildirler. Aralarında hükmetmesi için onlar Allah’a ve Resûlüne çağrıldıkları zaman, onlardan bir grup yüz çevirir. Eğer hak onların lehlerinde ise, ona boyun eğerek gelirler. Bunların kalplerinde hastalık mı var? Yoksa kuşkuya mı kapıldılar? Yoksa Allah’ın ve Resûlünün kendilerine karşı haksızlık yapacağından mı korkmaktadırlar? Hayır, onlar zalim olanlardır. Aralarında hükmetmesi için, Allah’a ve Resûlüne çağrıldıkları zaman mü’min olanların sözü: “İşittik ve itaat ettik” demeleridir. İşte felaha kavuşanlar bunlardır. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse ve Allah’tan korkup O’ndan sakınırsa, işte ‘kurtuluşa ve mutluluğa’ erenler bunlardır.
2
- Müslüman, kapalı olan her şeyi ancak Allah’ın açabileceğini bilmelidir. Kullarına rızık ve merhamet kapılarını açan, zor ve kitlenen işleri çözüp açan, hakkı görmeleri için kalplerini ve gözlerini açan, sıkıntı ve darlıktan sonra gönüllerini açıp ferahlık veren, anlaşılmayan kapalı her sorunu kolaylıkla açan O’dur. “Gaybın (açacak) anahtarları O’nun katındadır. O’ndan başka hiç kimse onu (gaybı) bilemez.”, “Allah, kimin göğsünü İslâm’a yarıp-açmışsa, artık o, Rabb’inden olan bir nur üzerindedir.

Allah’tan başka hiç kimse göğüsleri İslâm’a açamaz, gayb kapılarını açmaya gücü yetmez. Ancak her mü’min bunda bir pay sahibidir. Allah dilediğini dilediği kimseye ihsan eder. Gaybten en büyük payı alanlar peygamberler, sonra veliler, sonra âlimler, sonra da sıradan mü’minlerdir. Allah, inkarcıların dışında hiç kimseyi bu paydan mahrum bırakmamıştır.
Ey Allah’ın kalp kilitlerini açtığı ve kendi katından üzerine nurlar yağdırdığı kişi! Allah’ın kapılarını sana açtığı gibi sen de, ilim anahtarlarıyla cahil ve bilgisiz kimselerin kapalı kalplerini aç ve onların gönüllerini fethet. Yüce Allah’ın şöyle buyurduğunu unutma: “Allah’ın sana ihsan ettiği gibi, sende ihsanda bulun.

Eğer Allah sana bu kapıyı açmamış ama sana bol zâhiri rızık vermişse, sen de açık kalpli ve cömert bir ele sahip ol. Cimrilik etme. Anahtarı kaybolmayan ve asla kapanmayan ve tükenmeyen hazinelerden infak ettiğini unutma. Eğer bu kapı da sana açılmamışsa, Hz. Peygamber’in buyurduğu gibi elinde kötülüğe kapalı hayra açık anahtar bulunan kimse gibi olmaya çalış. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Kimi insanlar kötülüğe kapalı hayra açıktırlar. Kimi insanlar da kötülüğe açık iyiliğe kapalıdırlar. Allah’ın hayır anahtarlarını eline verdiği kimseye ne mutlu! Allah’ın kötülük anahtarlarını eline verdiği kimseye de ne yazık!



Konu srseriii tarafından (04-26-2010 Saat 19:07 ) değiştirilmiştir..
srseriii isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla