Ruhsal Enerji  

Geri git   Ruhsal Enerji > Din ve İslam > Allah Celle Celâluhû ve Esmâül Hüsnâ

Allah Celle Celâluhû ve Esmâül Hüsnâ Varlığı ve Birliği, Zatî Sıfatları ve Sübutî Sıfatlarıyla Esmâül Hüsnâlar


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Allaha Tövbe Etmek, Allah’ın Bağışlaması, Affı (Et-Tevvab, El-Gafur, El-Gaffar)
Konudaki Cevap Sayısı
3
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
648

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 09-02-2011   #1
Aktif Üye
Avatar Yok
Üyelik tarihi: Jul 2011
Mesajlar: 216
Tecrübe Puanı: 3
Rep Puanı : 11
Rep Derecesi : muhsin iyi is on a distinguished road
Ettigi Tesekkür: 0
Aldigi Tesekkür: 101
Standart Allaha Tövbe Etmek, Allah’ın Bağışlaması, Affı (Et-Tevvab, El-Gafur, El-Gaffar)

Allah (c.c.) kendisine yönelen ve tövbe eden kullarının günahlarını bağışlar. Şeytan, insanları genellikle Allah’ın (c.c.) çok bağışlayıcı sıfatıyla kandırır. Allah (c.c.) nasıl olsa günahları bağışlar, diyerek insanlara günahı sevimli gösterir: “Ey insanlar, Allah’ın vadi gerçektir. Öyle ise sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O çok hilekar şeytan da Allah’ın merhamet ve affını ileri sürerek sizi kandırmasın! (Fâtır suresi, ayet 5)”
Her günah işlendiğinde kalpte bir siyah leke bırakır. Gün gelir kalp işlenen günahlarla kapkara kesilir, artık kalbin arınma ve Allah’a (c.c.) yönelme arzusu da ortadan kalkar. Kul Allah’ın (c.c.) kendisine dünyada ve ahirette azap etmeyeceği konusunda bir eminlik duygusu içerisine girer. Başa gelen felaketler, bela ve musibetler de onun için bir şey ifade etmemeye başlar. Artık böyle birisi için hidayet kapısı da kapanır. Kalbi mühürlenir. Anlaşılır ki Allah (c.c.) böyle birisini el-Cebbâr güzel ismiyle dünyada isyanıyla baş başa bırakmış, ahirette de onun büyük bir azaba uğramasına hükmetmiştir. Oysa Allah’ın (c.c.) günahları çok affedici güzel ismi (el Gaffâr) mümin için bir umut kapısıdır. O kendisini hep günahkar görür. Hep bir arınma duygusu içerisindedir. Bunun için Allah’ın (c.c.) et Tevvâb (tövbeleri kabul eden) güzel ismine sığınır. Yaptığı iyi amelleri gözünde değersizdir. Her gün kusur ve hatalarını arar, bunlara tövbe eder. Geçmiş günahları için büyük bir pişmanlık yaşar. Eksik ibadetlerini tamamlamaya, hatalarını ve yanlışlarını telafi etmeye çalışır. Sadece Allah’ın (c.c.) günahları çok affedici güzel ismine (el-Gaffâr) güvenir.
Hıristiyanlar, günahlarında umutsuzluğa düşmüşlerdir. Bunun için kendilerini, nefislerinin işlediği kötülüklerden arındıracaklarına, yani tövbe edeceklerine bir kurtarıcı beklemişlerdir. Onlara göre Hz. İsa Alehisselâm, Allah’ın (c.c.) -haşa- oğludur. İnsanları içerisinde bulundukları günah bataklığından kurtarmak için yeryüzüne gönderilmiştir. Ona inananların günahlarına kefaret olmak üzere Allah (c.c.) feci bir biçimde öldürülmesine izin vermiştir. Böyle olunca bir Hıristiyan için Hz. İsa Alehisselâma inanmak, yaşamında günahlara pişman olmadan ve olumlu anlamda bir değişim geçirmeden Allah (c.c.) tarafından affedilmek demektir.
Bir Hıristiyan Hz. İsa Alehisselâm ile ilgili bu batıl inancı yanında papazlara günahlarını itiraf ettikten sonra da tüm günah yükünü üzerinden attığına inanmaktadır. Tabii tüm bunlar Allah’ın (c.c.) günahları çok affedici güzel ismiyle (el-Gaffâr) açıklanabilecek şeyler değildir. Allah (c.c.) günahları kulda gerçek anlamıyla bir pişmanlık olduğu zaman affeder. Bu pişmanlık da insanın o günahı işlediğine içten üzülmesiyle, bir daha işlememesiyle ve yanlışını telafi etmek istemesiyle kendisini belli eder. Yani Allah’ın (c.c.) tövbe nimetiyle (et-Tevvâb güzel ismiyle) o kula yönelmesi ile olur. Gerçi Allah’ın affı için tövbe şartını ileri sürüp O’nun merhametini ve bağışlamasını sınırlamak da doğru değildir. Kuran-ı Kerim’de Allah şirk dışında kalan bütün günahları da affedebileceğini de belirtmiştir (bk.Nisa suresi, ayet 48).
Tövbe kulun günahlarının affı yolunda başvuracağı temel yoldur. İnsan için günahların affı için tövbe etmek başta gelen bir yol olmasına karşın Allah’ın (c.c.) rahmetini ve bağışlamasını sadece kulun tövbesiyle sınırlamanın da doğru olmadığını belirtmiştik. Yalnız insanın günahını yada günahlarını Hz. İsa Alehisselâmın ve papazın üzerine yıkarak yada onlara yükleterek kurtulmak istemesi ve hiç pişmanlık duymadan eline geçen fırsatta hemen o günahı yada günahları tekrar işlemesi, Allah’ın (c.c.) günahları çok affedici ismiyle (el-Gaffâr) ilgisi olmayan bir durumdur.
Hıristiyanlıktaki bu özellikten dolayı bugünlerde pek çok Müslüman genç, yaşamlarındaki günahların yükünden zahmetsizce kurtulmak, nefislerinin arzuladığı bir kısım günahları rahatlıkla işlemek için Hıristiyan olmaktadır. Günahlardaki geçici zevk ve keyif o kadar kısadır ki tatmaya bile değmez. Halbuki İslam dininde helal dairesi keyfe ve zevke yetecek kadar geniştir. Öyle ki İslam dininin belirlediği çizginin ötesindeki keyifler ve zevkler daha dünya yaşamında bile insanın canını sıkmaya, huzurunu bozmaya başlar.
El-Gaffâru güzel ismine göre kula düşen görev, insanların kusurları ve yanlışları karşısında merhametli ve bağışlayıcı olmak, kendi günahları için de tövbe ederek Allah’ın (c.c.) affına sığınmaktır.
Günahları bağışlama anlamına gelen Allah’ın (c.c.) başka güzel isimleri de bulunmaktadır. Bunlardan bazılarını daha önce gördük: el-Gafûr, el-Gaffâr. Her iki güzel isim de Arapça’da aynı kökten, “örtmek” anlamına gelen bir fiilden türemişlerdir. Allah (c.c.) bu güzel isimlerinde “günahları örten” anlamına gelen bir tecelliyle kullarına yönelmektedir. El-Afüvvu güzel isminde ise “günahları silen” anlamı bulunmaktadır. Dolayısıyla el-Afüvvu güzel ismi, diğerlerine göre, daha geniş bir anlama gelmekte, günahlar karşısında daha köklü bir temizlemeyi karşılamaktadır.
Tabii el-Gafûr, el-Gaffâr güzel isimlerinde de bir “günahları bağışlama” anlamı bulunmaktadır. “Günahları örtmek” demekle onları gözlerden saklayıp bağışlamamak anlaşılmamalıdır. Bu güzel isimlerle vurgulanan anlam günahların bağışlandığı ama hesap defterinde, mahşer gününde kulun hafızasında vs. sabit kaldığıdır. El-Afüvvu güzel isminde bu bağışlanma, daha genel bir anlama sahiptir; günahların Kiramen Katibin Melekleri’nin hafıza ve defterlerinden, Levh-i Mahfuz’dan, kısacası ona tanıklık eden Allah (c.c.) dışındaki herkesin bilgisinden, hatta o kulun bilincinden de silinmesi demektir.
El-Gafûr, el-Gaffâr güzel isimlerindeki bağışlamayı şuna benzetebiliriz: Gün gelir bir zaman dost olduğumuz birine küseriz. Küsmemize neden olan konuda da kendimizi haklı görürüz. Buna karşın araya giren eş dost nedeniyle o kişiyle barıştırılırız. Ama bu barışma gönülden gelmemiştir, eş dostun hatırı için olmuştur. Eski hesap her ne kadar dile gelmese de bu yüzden kapanmamıştır. Küsmeden önceki samimiyet de hiçbir zaman gerçekleşmez. Çünkü o kişiyi bağışlamış olsak da küsmemize neden olan olayla ilgili davamız dilimize dolanmasa da yine de ister istemez kalbimizi ve kafamızı meşgul etmektedir. Oysa el-Afüvvu güzel ismindeki bağışlanma şuna benzer: Yine dost bildiğimiz birisine küseriz. Ama o kişi veya biz bu konudaki hatamızı kısa zamanda anlarız. Pişman oluruz. Hangimiz suçlu ise öyle bir bağışlanma diler ki onu affederiz. Artık bir daha ne o ne de biz o küskünlüğe neden olan şeyi hatırlamak bile istemeyiz. Her ikimizin de zihninde kötü anılar silinir gider.
Öyle anlaşılıyor ki el-Gafûr, el-Gaffâr güzel isimlerinde bağışlanma Allah’ın (c.c.) bir atası, ihsanı olarak gelmektedir. Belki bir ana-baba duası, Allah (c.c.) indinde güzel ve makbul bir iş… insanın bazı günahlarına kefaret olmakta, onları etkisiz kılmakta, bağışlanmasına vesile olmaktadır. Ama bu günahlar hesap defterinden silinmemektedir. Yüce Allah (c.c.) hesap günü bu günahları onun ve insanların önünde açıklayacak ve affettiğini de bildirecektir. Ama el-Afüvvu güzel ismindeki bağışlanma tövbe nimetiyle gerçekleşmektedir. Bu yüzden daha genel ve etkilidir. Allah (c.c.) tövbe ihsan ettiği kulun günahlarından el-Afüvvu güzel ismiyle tamamen vazgeçmekte, kulu ahiret günü bunlardan sorumlu tutmadığı gibi hiçbir şeyin ve kimsenin de bu günahları hatırlatmasını veya hatırlamasını istememektedir. Nitekim 99 Esma’ül-Hüsna tablosunda el-Afüvvu güzel isminin et-Tevvâbu güzel isminden sonra gelmesi de bunu düşündürmektedir. Gerçi her iki güzel isim arasında el-Müntekimu güzel ismi yer alsa da, bu güzel isim de Allah’ın (c.c.) tövbe yolu ile affına güvenirken kul haklarına dikkat etmemiz lüzumunu hatırlatmaktadır. Çünkü Allah (c.c.) mazlumun hakkını almayı da ihmal etmez.
El-Afüvvu güzel ismine göre kula düşen görev, insanların kusurları ve yanlışları karşısında merhametli ve bağışlayıcı olmak, kendi günahları için de tövbe ederek Allah’ın (c.c.) affına sığınmaktır.
Tövbe, imandan sonra bir insana ihsan edilen en büyük nimettir. Tövbe kelime anlamıyla “dönüş” demektir. Terim anlamı, kulun günahlarına pişman olup onları terk etmesi ve Allah’ın (c.c.) emir ve yasaklarına yönelmesidir.
Hadislerden anlaşılacağı üzere peygamberimiz (s.a.s) günde yetmiş (bir başka rivayette yüz) kere Allah’a (c.c.) istiğfarda bulunmaktaymış. Günahtan masum olan peygamberimiz (s.a.s) böyle ise bizim buna daha çok dikkat etmemiz gerekir.
Tövbe, Allah (c.c.) ile kişi arasında yapılan içten bir antlaşmadır. Dolayısıyla tövbe eden birisi değişimi içten bir duyguyla onaylamaktadır. Gözlerden damlayan birkaç damla yaş tövbedeki içtenliğin işaretidir. İnsanlar birbirleri ile olan sözleşmeleri çok kolay bozmaktalar. Çıkarlar söz konusu olduğunda işler değişmektedir. Ama Allah’a (c.c.) tövbe ile yönelen bir kul buna yürekten bir yolla, yani içten katıldığı için daha bir sadık olmaktadır. Böyle içten, kesin dönüşe tövbe-i nasuh denir. Zaten gerçek tövbe de ancak böyle mertçe yapılır.
Tövbenin temeli yapılan günaha kalp ile derin bir pişmanlık duymaktır. Nitekim peygamberimiz (s.a.s) de tövbeyi bir hadis-i şerifinde “günahlara pişmanlık” olarak tanımlamıştır. Tövbemizi bozsak bile yenileyebiliriz. Tövbe etmenin bir sayısı, sınırı yoktur.
Tarikatlara tövbe ile intisap edilirdi. Böylelikle bu içten değişime Allah (c.c.) dostları da tanık tutulurdu. Bu da güzel bir şeydi ve Allah (c.c.) ile kul arasında tövbe ile gerçekleşen içten pişmanlık duygusunu daha bir pekiştirirdi.
İnsan alışkanlıklarının tutsağıdır. Onları kolay kolay bırakamaz. Günahlar da bu özelliğe sahiptirler. İnsanda bağımlılık yaparlar. Ayrıca günahlar nefsin arzularını da okşar. Bu yüzden bir insanın günahlarına pişman olup Allah (c.c.) yoluna girmesi çok güçtür. İnsanların çoğu doğadaki bitkiler ve hayvanlar gibi pek varoluşlarını sorgulamadan yaşayıp ölmektedirler. Kendilerini değiştirmek gibi zorlu bir işe pek girişmek istemezler. Rahatlarına ve keyiflerine bakarlar. Tövbe etme sadece insanın iradesiyle gerçekleşen bir olgu değildir. İnsan günah olmayan bir alışkanlığını bile terk ederken büyük bir sıkıntı yaşamaktadır. Bu nedenle nefsi okşayan günahları terk etmek çoğu insan için ölmeyi istemek kadar imkansız bir şeydir. Aslında tövbe etmek de kişinin o andaki manevi varlığına son vermesi anlamına gelmektedir. Nasıl bir insanın kendi elleriyle kendisini öldürmesi çok güç bir şeyse, daha doğrusu intihar etmek isteyen bir insan nasıl bu konuda yaşamsal bir sıkıntı yaşarsa bir insanın alıştığı ve zevk aldığı günahlardan dönmesi de o kadar zor bir iştir. Bu yüzden tövbe etme Allah’ın (c.c.) et-Tevvâb güzel ismiyle ilişkilendirilmiştir. Buna göre tövbe nimeti kulun bir eseri değil, Allah’ın (c.c.) kuluna şükretmesi için verdiği bir nimetidir. Kulun tövbe nimetini kendisinden bilmesi büyük bir hatadır. İnsanı boş gurura, aldanmışlığa götürür. Şeytanın oyuncağı kılar. İnsan başına gelen hayır ve şerrin Allah’tan (c.c.) olduğuna inandığı gibi tövbe nimetini de O’ndan bilmelidir. Yani insan Allah (c.c.) dilediği için bu tövbe nimetine ermektedir.
Tabii bu büyük nimet de Allah (c.c.) tarafından kullarına gelişigüzel dağıtılmamaktadır. Bunun bir sünnettullahı bulunmaktadır. Allah (c.c.) yanlış yolda olan kullarına önce ikazlarda bulunur. Onları anlayacağı dillerle uyarır. Bu uyarılara “ayet” diyebiliriz. Kul kadere olan inancıyla, yani başına gelen iyi ve kötü şeylerin (ayetlerin) bir tesadüf eseri olmadığına, bunların yüce Allah’ın (c.c.) izni ve yaratmasıyla meydana geldiğine inandığı zaman bunlardan kendince bir ders çıkarır. Tuttuğu yolu ölçüp biçer. Örneğin bela ve musibetlerle günahlarının acı meyveleri arasında bir ilgi kurar. Hatasını anlar. İçten bir pişmanlık duyar. Günahlarından dönüp Allah’ın (c.c.) emir ve yasaklarına uymak ister. İşte tövbe böylece gerçekleşmiş olur. Bu bakımdan tövbe nimetinin kula erişmesinde kadere, hayır ve şerrin Allah’tan (c.c.) geldiğine inanma önemli bir rol oynar.
Herkesin anlayışına ve algı dercesine göre tövbe nimetinin kalpte uyanması için farklı bir işlem gerekebilir. Bunu da en iyi bilen Allah’tır. Allah (c.c.) tövbe etmeye müsait kullarına bir vesileyle yaklaşır ve onların günahlarına pişman olup doğru yola gelmesini sağlar.
Tabii tövbe için gelen ayetlerin kadrini kıymetini bilmeyenler de vardır. Bu tipteki insanlar başlarına gelen bela ve musibetleri Allah’tan (c.c.) bilmedikleri için onlardan gerekli dersleri alıp da tövbe edemezler. Onlar için her şey bir tesadüften ibarettir.
Çoğu insanın ibadetlerini yapamamalarının nedeni içerisinde bulundukları günahlardır. Günahlar ile ibadetlerin kalpte buluşmaları, biraraya gelmesi adeta imkansızdır. Bunlar mıknatısın aynı kutupları gibi birbirini sürekli iterler. Hele hele bir günahkarın namaz kılması çok zordur. Çünkü namazın esprisi yüzünü, yönünü Allah’a (c.c.) çevirmek, Allah’ın (c.c.) huzurunda bulunmaktır. Günahlarla namazda Allah’a (c.c.) dönmeye kendimizde bir güç ve kudret bulamayız. Bu durum kendisine karşı kabahat işlediğimiz bir insanın yüzüne bakamamak gibi sıkıcı bir durumdur. Çoğu kişinin namaz kılmak istediği halde namaz kılamamasının, namazda bir huzur ve zevk alamamasının nedeni de budur. Günahlara tövbe etmeden Allah’ın (c.c.) karşısına geçmek adeta imkansızdır. Namaz öncesi alınan abdest de sanki tövbenin simgesi gibidir.
“Sen çok büyük günahlar işledin. Allah (c.c.) bunları affetmez.” biçimindeki bir düşünce, şeytanın bir vesvesesidir. Zira Allah (c.c.) samimi bir tövbe ile kulun bütün günahlarını bağışlayacağını Kuran-ı Kerim’de pek çok ayette belirtmektedir.
Tövbe insanın nefsin egemenliği altından kurtulup gerçek özgürlüğe, Allah’a (c.c.) kul olmaya doğru yol almasıdır. Nefsinin esiri olarak azgınlaşıp günah işleyen insanlar özgür olduklarını, hayatlarını diledikleri gibi yaşadıklarını sanırlar. Oysa günahlar insanın yaratılış amacına ters düştüğü için ruhta onmaz çeşitli hastalıklara ve rahatsızlıklara neden olur. Böyle bir insan huzurunu yitirmiştir. Günahlar onu sarıp sarmalamış ve çeşitli manevi sıkıntılara sokmuştur. Tövbe edip Allah’ın (c.c.) emir ve yasakları istikametinde yaşamlarına yeni bir biçim ve yön veren insanlar Allah’ın (c.c.) emir ve yasaklarına uydukları için vicdanları rahattır. Ruhlarında sonsuz bir huzur bulunur. Bu da yüzlerindeki iman nuru ile ışıldar. Gerçek özgürlüğün ve yaratılış amacına uymanın derin hazzını tadarlar.
Tövbe ile Allah (c.c.) geçmiş bütün günahları sevaba çevirmektedir. Bu durum Kuran-ı Kerim’de şöyle bildirilmektedir: “Ancak şu var ki tövbe edip iman edenler ve güzel işler yapanlar, bundan müstesnadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını sevaplara dönüştürecektir. Çünkü Allah Gafûr (günahları affeden), Rahîm’dir (müminleri esirgeyendir). Kim tövbe edip güzel işler yaparsa gereğince tövbe eden odur işte (Furkan suresi, ayet 70-71).”
Et-Tevvâb güzel ismi ile insana düşen bilinç şudur: İnsanın Allah’ın (c.c.) iman ve ibadetlerdeki rızasına, günahlardaki ve haramlardaki öfkesine rağmen günahta ısrar edip tövbeyi geciktirmesi, Allah’ın (c.c.) emir ve yasaklarına uymaması büyük bir talihsizliktir. İnsanı ebedi pişmanlığa sürükleyebilir.

Bakın Allah ne kadar affedeici, hoşgörülü peki ya onun kulları bizler? Onun kadar olmasa da onun kulu olmak hasebiyle bir nebze de olsa biz de diğer insanlara karşı böyle olmamız gerekmez mi?

Konu muhsin iyi tarafından (09-02-2011 Saat 19:36 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Otomatik Mesaj Birleştirme
muhsin iyi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-03-2011   #2
Madalyalı Üye
cerden35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jan 2009
Nerden: İZMİR
Mesajlar: 2.145
Tecrübe Puanı: 25
Rep Puanı : 15
Rep Derecesi : cerden35 is on a distinguished road
Ettigi Tesekkür: 3966
Aldigi Tesekkür: 980
Standart --->: Allaha Tövbe Etmek, Allah’ın Bağışlaması, Affı (Et-Tevvab, El-Gafur, El-Gaffar)

Çoğu insanın ibadetlerini yapamamalarının nedeni içerisinde bulundukları günahlardır. Günahlar ile ibadetlerin kalpte buluşmaları, biraraya gelmesi adeta imkansızdır. Bunlar mıknatısın aynı kutupları gibi birbirini sürekli iterler. Hele hele bir günahkarın namaz kılması çok zordur. Çünkü namazın esprisi yüzünü, yönünü Allah’a (c.c.) çevirmek, Allah’ın (c.c.) huzurunda bulunmaktır. Günahlarla namazda Allah’a (c.c.) dönmeye kendimizde bir güç ve kudret bulamayız. Bu durum kendisine karşı kabahat işlediğimiz bir insanın yüzüne bakamamak gibi sıkıcı bir durumdur. Çoğu kişinin namaz kılmak istediği halde namaz kılamamasının, namazda bir huzur ve zevk alamamasının nedeni de budur. Günahlara tövbe etmeden Allah’ın (c.c.) karşısına geçmek adeta imkansızdır. Namaz öncesi alınan abdest de sanki tövbenin simgesi gibidir.
Gerçekten bu kadar değerli ve etkileyici bir paylaşımın gözümden kaçmasına çok üzüldüm. Hatta birçok sorumun cevabı da bu paylaşımda gizliymiş. Bana gerekli olan tövbeymiş onu anladım. Allah razı olsun Muhsin iyi kardeşim, iyiki buradasın

El Ğaffâr İsminin Sırları
De ki: "Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."(39/53)

El Gaffar:kulların günah ve hatalarını tekrar tekrar affeden bağışlayan .

El Gaffar-1281 :saati Zühre günü Cumadır

sırları:

1.Bu ismi zikredeni Allah himaye altına alır devlet büyüklerinden,zorbalar ve zalimlerden gelecek bütün kötülüklerden korur.

2.Bu ismi zikreden kimse Allaha sığındığı için onun himayesine girer için her çeşit şerden kurtulur kaza bela kapıları kapanır

3.zikreden kimseye Allahın izniyle günah kapıları kapanır (günahlarının tövbesi o kula nasip olur) ve kendi korku ve sevgisini kulunun kalbine yerleştirir.

4.kavga edenlere karşı Ya Gaffar ismi okunup üflenirse kavga biter ve sakinleşirler

5.bilhassa sıkıntılı ve üzüntülü anlarda çekilen istiğfarlar yani bu ismin sığınma şekli olan ‘’estağfirullah’ el azim ve etübü ileyh’’ cümlesi insanı rahatlatır huzura kavuşturur.çünkü ruhun yer çekimi olan günahlar ruhu yıpratır acı ve huzursuzluk verir bunun tedaviside ancak istiğfardır

6.bağışlanmak isteyen kimseler Cuma günü 100 defa okuyup ‘estağfirullâhe innehü kâne Gaffarâ ‘ diye dua ederse Allahın izniyle kabul olur.

7. rızkında bereket mal ve evladında hayır isteyen kimseler her gün 70 kez okuyup ardından estağfirullâhe innehü kâne Gaffarâ ‘ diye dua ederlerse duaları makbul olur.

8. çabuk sinirlenen kimseler bu ismi zikrederlerse sakinleşirler öfkeleri yatışır .

9.zikre devam eden kimseler normal ve kavga zamanlarında da düşmanlarına görünmezler


Konu cerden35 tarafından (09-03-2011 Saat 17:27 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Otomatik Mesaj Birleştirme
cerden35 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-03-2011   #3
Aktif Üye
Avatar Yok
Üyelik tarihi: Jul 2011
Mesajlar: 216
Tecrübe Puanı: 3
Rep Puanı : 11
Rep Derecesi : muhsin iyi is on a distinguished road
Ettigi Tesekkür: 0
Aldigi Tesekkür: 101
Standart --->: Allaha Tövbe Etmek, Allah’ın Bağışlaması, Affı (Et-Tevvab, El-Gafur, El-Gaffar)

Allah razı olsun cerden 35 kardeşim. tövbe aklınız hangi nimet gelirse onun ahantarıdır. dünya ve ahiret nimetleri...

insan tövbe etmekle kendisine kendisi biçim vermeye başlar. tövbesiz insan hayvan ve bitkiler gibi irade sahibi değildir.

Konu muhsin iyi tarafından (09-03-2011 Saat 19:47 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Otomatik Mesaj Birleştirme
muhsin iyi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-04-2011   #4
Amatör Üye
Avatar Yok
Üyelik tarihi: Jul 2011
Mesajlar: 74
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 22
Rep Derecesi : karadenizli is on a distinguished road
Ettigi Tesekkür: 50
Aldigi Tesekkür: 21
Standart --->: Allaha Tövbe Etmek, Allah’ın Bağışlaması, Affı (Et-Tevvab, El-Gafur, El-Gaffar)

muhsin bey gercekten yararli yazilar yaziyosunuz.
ama bu tövbe konusunda hep nefsime yeniliyorum.ne yapsam ne etsem olmuyor.zaten bütün islerim kötüye gidiyor günden güne sagligim bozuluyor.adini ne koyarsak koyalim üzerimde bir negatif enerji var.bazen biraz düzelsem bile isteyerek yada istemeyerek isledigim her günahdan sonra dahada kötü oluyorum.seytan dört koldan bastiriyor
karadenizli isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
affı, allah affetme, allah’ın, allaha, bağışlama, bağışlaması, elgaffar, elgafur, etmek, ettevvab, günahlar, tövbe, tövbe etem


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:50 .


Cazibe Büyüsü, Aşk Büyüsü, Babilik, İlmu't-Tıp, Ahd-i Atik Tevrat/Hz.Musa (A.s), Görüş ve Önerileriniz, Sorun ve Şikâyetleriniz, Şifalı Taşlar, İlmu'l- Ledünni, Bektaşiyye, Antik Uygarlıklar & Örgüt Ve Cemiyetler, Muhabbet Büyüsü, Kayıp & Çalıntı, Sözlük & Alfabeler, Pcmcıa Driverler, İlmu'l-Havâssu'l Berhetiyye, Hz. Muhammed Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, Güzellik & Sağlıklı Bakım Önerileri, Cinci Ve Büyücülerin Teşhisi, Yazıcı Sürücüleri, İlmu'l-Havâs Genel Açıklama, Uydu Cihazları, Maji Çalışması, Es-Selamü Kable’l Kelam, Enerji Okulu, Teknik Destek, Toplu Enerji Çalışması, Peygamberler, Alimler ve Evliyalar, Ses Kartı Sürücüleri, Şaban Ayı, Mürcie, İlmu'l-Havâssu'l Celcelûtiyye, Arapça Uygulamalar, Hipnoz, Bektaşilik, Bahailik, S-Ş, İlmu's-Simya, Psişik Güçler, Aile, Evlilik & Çocuklar, Workshop, Vehim Büyüsü, Diğer Büyüler Ve Çözümleri, Kaderiyye, Şevval Ayı, Forum Zikirleri, Meditasyon & Yoga & Tai Chi Chuan, İncil/Hz. İsa (A.s), Aşure Günü, Rızk & Bereket, İlm-u'l Hurûf, Levitasyon, Tasavvufta Kavramlar, Kötü Alışkanlık & Huylar, Mevleviyye, Haftanın Fırsatı, Durugörü, İlmu't-Tılsımat, Bakım & Tavsiye Bölümü, Şifâ & Tedavî, Büyü Çeşitleri Ve Çözümleri, A-B, Bakım Çeşitleri & Metodları, Mezhepler, Sevgi Büyüsü, Aura, Vcd & Dvd arızaları ve kullanımı, Soğutma Büyüsü, İlmu'l- Lügat, Fal & Tarot, Melamiyye, C-D, Büyü Maji Uygulamaları & Davetler, Astronomi & Astroloji, E-Kitaplar, Caferiyye, Hâricilik, İlişkiler & Duygular, Zebur/Hz.Davud (A.s), İlmu'l- Vefk, K-L, Tütsüler & Buhurlar, Kurallarımız & Uyarılarımız!, Bayramiyye, Sağlık, Kutsal Kitaplar, İlmu'l-Bâtın, Kültür & Sanat, Eğitim & Kadın, İlmu'l-Havâss'ın Kolları, Cin'in İnsan Bedeninde Bulunduğunun Teşhis Edilmesi, Allah Celle Celâluhû ve Esmâül Hüsnâ, E-F, Sia, Parapsikoloji, Muharrem Ayı, Hac, Mübarek Aylar, Mübarek Günler ve Geceler, Definecilik, Duyurularımız & Yeniliklerimiz, Güncel Haberler, Halvetiyye, Bio Enerji, Diğer Dinler & İnançlar, Melamiyye, Sahâbeler ve Hayâtü's-Sahâbe, Rıfai'ye, Bağlama Büyüsü, Duruişiti, Nakşibendiyye, Kundalini Reiki, Usui Reiki, İlmu'l-Havâs Ocağı & Malzemeleri, Video kameralar (arıza ve kullanım), Safii mezhebi, Psikokinezi / Telekinezi, Erkeğin Bağlanması, Hanefi mezhebi, Havass Çalışması, Aşırı Kanama Büyüsü, Eğlence & Mizah, Vehabbilik, Tasavvuf Klasikleri, Cebriyye, G-H, WebCam Sürücüleri, Fax/Modem Driver, Maturudiyye, Toplu Enerji Uygulamaları, Zilhicce Ayı, Tarih, Teknik Destek, Havas Okulu, Ismailiyye, Alışverişi İptal Büyüsü, Bilgisayar, Deja Vu, Cin Ve Büyü'den Korunma Yolları, Felsefe, Ü-V, Havas İlmi Soru Cevap & Yardım İstekleri, İlmu'l-Kimya, Evliliği Bozma Büyüsü, Cemaziyel Evvel Ayı, Dini Hikayeler & Makaleler, Bilim & Teknik, T-U, Işınlama Ve Teleportasyon, Tedavi İçin Ayetler,Dualar ve Rukyeler, Kur'an-ı Kerim, Dua İstekleri, Yönetim Bölümü, Ed-Duâu Silahu'l Mü'min, P-R, Tasavvufî Müzikler, Tartışma Platformu, M-N, İlmu'l-Havâssu'l Cevşen, İlmu'z-Zahîr, Hacet & İstek, Ramazan Bayramı, Resim & Video, Astral Seyahat, Sevgi & Saygı, Ayırma Büyüsü, Ruhsalenerji Araştırmaları, Hak Din İslam, Medyumlar & Medyumluk, Miraç Kandili, Hanbeli mezhebi, Özel Paylaşım Bölümü, İlm-u'l Huddam, Tasavvufî Makaleler, Evrensel Enerjiler, Psikoloji, Kısmet & Şirinlik, Cemaziyel Ahir Ayı, Hadis-i Şerifler, İlmu'l Kevn-i Fesad, Mutezile, Rebiülahir Ayı, Recep Ayı, I-İ, Tv arızaları, Tv Kartı Sürücüleri, Kadiriyye, Maziden Olaylar, Rebiül Evvel Ayı, İlmu'n -Nebati Şifa, Psikometri, Osmanlıca Kitap Tercüme, Televizyon & Radyo, İlmu'l Ahkâm-ı Nücum, Nusayrilik, Kitap Tanıtım İnceleme, Mürekkepler & Yazım Malzemeleri, Wicca Ve Maji, Hayatın İçinden, İlmu's-Sihr, Selefiyye, İlmu'l-Hayvan, Ticaniyye, Evlilik Büyüsü, Kuantum, Safer Ayı, İlmu'l-Havâs'ta Uygulama Şartları, Metafizik, Maliki mezhebi, Canbar Büyüsü, Notebook Driver, Telepati, Metafizik Video Bölümü, Dürzilik, Sinema, Ethernet Kartları, İlmu'l-Havâssu'l-Kur'ân, Yezidiyye, Cinler ve Ruhsal Varlıklar Alemi, Yaşadığımız Dogaüstü Olaylar, Kadiyanilik, Zilkade Ayı, Exorcism /Şeytan Çıkarma, Selefiyye II, Güvenlik Kamerası Driverleri, Müsebbihe, O-Ö, Cep Telefonları, Tarikatlar, Alevilik, Fotoğraf Makineleri, Zikir, Arapça Kitap Tercüme, Kişisel & Manevî Gelişim, Galibiyet & Dil Bağlama, Elektronik, Bluetooth Driver, Fıkıh, İlmu'l-Havâs Genel Uygulamalar, Reenkarnasyon, Kadir Gecesi, Kutlu Doğum - Mevlid Kandili, İlmu't-Tabir-i Rüya, İlmu'l-Havâssu'l-Esmâu'l-Husnâ, Serbest E-Kitaplar, Ruhsal Cafe, Diğer Formüller, Karı Koca'yı Ayırma Büyüsü, Korunma, Çocuklar İçin Uygulamalar, Ezoterizm, İlmu'l-Feraset, Doğa Üstü Olaylar & Hikayeler, Ramazan Ayı, S-Ş, Alfabeler & Harflerin sırları, Dâ'vet & Azîmet, Regaib Kandili, Celvetiyye, Hurufilik, Kurban ve Kurban Bayramı, Es'ariyye, Dini Filmler & Belgeseller, Y-Z
Powered by vBulletin Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0