![]() |
|
|
#1 |
|
|
[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]
Türkiye’deki piramitlerden bile eski tapınaklar medeniyet tarihini yeniden yazıyor. Türkiye’nin güneydoğusunda son bir yukarıdan bakış sunan bu yuvarlak şişkin tepeye göbeklitepe deniyor. Tepenin kuzeyinde ormanlık dağlar var. Tepenin doğusunda İncil’de bahsedilen Harran ovası, güneyindeyse, medeniyetin doğduğu yer olan Mezopotamya, Bereketli Hilal’in kadim topraklarına doğru uzanan yirmi mil ötedeki Suriye sınırı bulunuyor. Ayağımızın altındaysa arkeolog Klaus Schmidt’e göre medeniyetin temeli olan taşlar duruyor. Almanya doğumlu bir arkeolog olan Schmidt, kırk kişilik bir Kürt amele grubuyla dev, ama şahane bir tapınak kompleksi keşfetti, bu yapı öyle eski ki insanların inşa ettiği ilk şey olabilir. Bu yere eski demek, eski kelimesini yeniden tanımlamaktır: tapınak bundan tam 11,500 yıl önce inşa edilmiş, Büyük Pramit’ten 7000 yıl, Stonehenge’den 6,000 yıl önce. Bu tarihi kalıntılar öyle eski ki köylerin, çömlekçiliğin, hayvanların evcilleştirilmesinin, medeniyetin öncüsü tarımın bile öncesinde inşa edilmiş. Aslına bakarsanız Schmidt’e göre tapınak son Buz Çağı’nın hemen ardından avcı toplayıcılar tarafından inşa edilmiş ve bu avcılar tarımı ve ardından gelen medeniyeti başlatan öncüler olmuş. [Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...] Schimdt yirmi yıllık sabırlı bir çalışmanın ardından kendi deyimiyle Buz Çağının Roma’sını keşfetmiş. Avcı-toplayıcılar karmaşık bir dini cemaat oluşturmak için burada toplanmışlar. Tepe boyunca oyulmuş ve parlatılmış taş çemberler, terrazzo zemin, çift duvarlar bulmuş. Bütün dairelerde Paskalya Adası monolitlerini andıran T şeklinde sütunlar bulunuyor. Stonehenge kadar büyük olmasa da en büyük çember 27 metre çapında ve en yüksek sütunlar ise 6 metre uzunluğunda ve şaşırtıcı sayıda. Geçen yıl Schmidt üçüncü ve dördüncü tapınak örneklerin buldu. Yerin altına nüfuz eden radarlar bu türden 15 ila 20 tane kadar tapınak kalıntısının mevcut olduğunu gösteriyor. Schmidt’in Alman-Türk ekibi 50 tane dev sütun buldu, son kazı sezonunda buldukları iki sütun, bulunan en büyük sütunlar olmasa da, bunlar karbon tarihlemeye göre dünyadaki en eski anıtsal sanat eserleri. Yeni keşifler arkelojinin yavaş değişen konsensusunu nihayet yeniden biçimlendirmeye başladı. Göbekli Tepe, Stanford arkeoloji programının müdürü Ian Hodder’a göre komedi derecesinde eski bir tarihte inanılmaz ölçüde büyük ve şaşırtıcı bir kalıntı. Diğer Neolithik bölgelerde on yıllarını geçirmiş Hodder, Büyüleyici, gelişmiş sanat eserleri ve dev taşlarıyla Göbekli Tepe için şunları söylüyor: “Birçok insan bu keşfin her şeyi değiştireceğini düşünüyor. Hayır, her şeyi alt üst ediyor. Bütün teorilerimiz yanlışmış.” Schimdt’in tezi basit ve cesur: ilk kentsel kümelerde insanları bir araya getiren şey tapınma isteğiydi. Bu tapınağı inşa etmek ve ona bakmak ihtiyacı, inşaatçıları tahıl gibi, evcil hayvanlar gibi kalıcı yiyecek kaynakları aramaya itti, bundan sonra yeni hayatlarını sürdürmek için yerleştiler. Tapınak şehri doğurdu. Bu teori insanın kökenlerine dair standart kronolojiyi tersine çevirmektedir. Bu teoriye göre ilkel insan 10,000 ila 12,000 yıl önce bir ‘Neolitik devrim’ yaşadı. Eski modelde ilk önce ortaya çobanlar ve çiftçiler çıktı, bundan sonra çömlekçilik, köyler, kentle, uzmanlaşmış işçilik, krallar, yazma, sanat ve örgütlü din ortaya çıktı. Ta Jean Jacques Rousseau’ya kadar düşünürler, ilk önce kentlerin ortaya çıktığını, ardından büyük tapınaklarıyla birlikte büyük dinlerin ortaya çıktığını ileri sürüyordu. Bugün liselerde hala bu teori okutulmaktadır. Bu bulgulara göre din medeni hayatta çok erken bir tarihte, hatta medeniyetten bile önce ortaya çıkıyor. Eğer Schmidt haklıysa din bir kültür ürünü değil, kültür bir din ürünüdür. Arkeolog Jacpues Cauvin bir keresinde “tanrıların başlangıcı tarımın başlangıcıdır,” demişti, Göbekli tepe bu iddiayı kanıtlıyor olabilir. Göbekli Tepe’yi inşa edenler yazıyı bilmiyordu ne de bize eserlerinin başka bir açıklamasını bıraktılar. Schmidt’in teorisine göre daha ilk taş kesilmeden önce her yönden yüzlerce mil öteden gelen göçebe topluluklar ritüel, bayram ve inisiyasyon ritüelleri için burada toplanıyordu. Kalıntıların dini amaçlı olduğu çok açık. “10 ton ağırlığında taşları nedensiz yere taşımazsınız,” diyor Schmidt. “Tapınaklar yüksek yerlerde inşa edilir,” diyor ve elini yuvarlak, taşlık bir tepenin üzerinden geçirir gibi yaparak ekliyor, “Kutsal yerler sıradan dünyanın dışında olmalıdır.” Kadim dünyaya ait birçok keşiften farklı olarak Göbekli Tepe hasar görmemiştir, taşar hala diktir ve eski düzenini korumaktadır, eserdeki sanat eğitimsiz bir insanın bile görebileceği kadar açıktır. En şaşırtıcı olan şeyse Schmidt’in yeryüzüne çıkardığı 50 sütundan yarısında bulunan ince taş işlemeleri. Bu taşlar üzerinde bazı soyut semboller var. Fakat bütün bölge avcı-toplayıcıların imgeleminde merkezi bir yer tutan hayvanların çok güzel, doğal heykelleri ve bas rölyefleriyle dolu. Aslanlar, tilkiler, leoparlar gibi akıl ve iktidar totemleriyle birlikte yaban domuzu ve öküz tasvirleri bulunmuştur. Büyük sütunların birçoğuna kollar, omuzlar, dirsekler ve eklem yerleri olan parmaklar oyulmuştur. T şekilleri insansı şekillerdir, ama yüzleri yoktur. Bu durum atalara veya insan benzeri tanrılara tapınışı akla getirmektedir. [Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]“İncil’de Tanrı’nın insanı kendi suretinde yarattığı yazıyor,” diyor arkeolog Gleen Schwartz, “Göbekli tepe bu fikre sahip olan ilk insanlara tanık olduğunuz yerdir” Tapınakların sunduğu kanıta göre 140,000 yıl süren avcı-toplayıcılıktan çıktıklarında hazır dini tasvirlere ve kelime dağarcığına ve devasa lojistik, ekonomik ve siyasi çabalar gösterme yeteneğine sahip olarak çıktılar. Schmidt bu dönüşümün kanıtını işaret ederek, “Buradaki insanlar tarımı keşfettiler. Bu insanlar tarımsal ürünlerin ve domestik mimariyi ilk icat edenler.” Göbekli Tepe, Bereketli Hilal’in en kuzey ucunda, büyük ormanların kıyısında, ovaları gören bir konuma sahip. Tepe eski avcılar için harika bir konumda. Yaban geyikleri 11 bin yıl önceki gibi yılda iki kere geçiyor buradan ve büyük sürüler halinde kuşların göç yolu. Genetik haritalar gösteriyor ki buğdayın ilk ıslahı hemen buralarda olmuş, belki de tepeden görülebilen bir uzaklıkta, Göbekli’nin temelinin atılmasından birkaç asır sonra. Hayvancılık da hemen buralarda gelişmiş, ilk evcil domuzlar yakın çevrede MÖ 8000 binli yıllarda görülüyor. Büyük ve küçük baş hayvanlar ilk olarak Türkiye’de MÖ 6500 yıllarında evcilleştirildi. Ardından çömlekçilik geldi. Bu keşifler daha sonra 300 mil ötedeki bilinen en eski taş devri köyü olan Çatalhöyük gibi yerlere aktı. Göbekli Tepe’nin sanatçıları Schmidt’in ‘nahoş’, ‘korkutucu’ dediği örümcekler, akrepler, yılanlar, üç dilli canavarlar gibi yaratıkları resmetmişler. En yaygın tasvirde akbaba tasvirleri. En büyük oymalardan biri başsız bir insanın üzerine konmuş bir akbabayı gösteriyor. Schmidt’in teorisine göre cesetler bu tepede kuşlara bırakılıyordu. Yani Tibetlilerin dediği gibi bir gökyüzüne gömme gerçekleşiyordu. Bununla birlikte kalıntıdan çıkarılan tonlarca toprak arasında çok az insan kemiğine rastlanmıştır, belki de cesetler uzaklardaki evlere taşınmışlardı. Zaten Schmidt’in büyük teorisine yol açan şey de bu bulgu eksikliğidir. “Gündelik hayat işaretleri yok,” diye açıklıyor, “Ateş çukurları, çöp yığınları yok. Burada su yok.” Yiyeceklerden çakmaktaşlarına kadar her şey buraya getirilmek zorundaydı, yani burası bir ‘köy’ değildi. Tapınak dünyanın en eski yerleşim yerlerinden daha önceye ait olduğu için Schmidt, insanın inşa ettiği ilk evin, bir tapınak olduğunu ileri sürüyor. ‘Önce tapınak, sonra kent geldi,” diyor ısrarla. Hodder gibi bazı Neolitik uzmanları Schmidt’in bir köy kanıtlarını gözden kaçırıp kaçırmadığını veya tarihlemesinin fazla kesin olup olmadığını merak ediyor. Fakat Göbekli’deki kalıntıların neredeyse hiç kimse tarafından bilinmemesinin ve ders kitaplarına henüz girmemiş olmasının gerçek nedeni, kanıtların zayıf değil, aşırı güçlü olmasıdır. Johns Hopkins üniversitesinden bir arkeolog olan Schwartz, “Keşfin sorunu,” diyor, “çok özgün olması.” Bu döneme ait başka hiçbir anıtsal kalıntı bulunmamıştır. Göbekli’den önce insanlar mağara duvarlarında çöpten şekiller, çamurdan küçük bebekler yapıyor belki tapınmak için küçük taş yığınları oluşturuyordu. Göbekli’den sonraki tarihlerde bile gelişmiş binalara rastlanmıyor. Arkeolojik kalıntıların tarihlemesi hayli tartışmalıdır, ama Çatalhöyük muhtemelen Göbekli’den 1500 yıl daha gençtir ve hiçbir büyük inşaat belirtisi yoktur. Bugüne kadar bilinen en eski insan yapımı anıtsal yapı olarak kabul edilen Jericho duvarları Göbekli’den 1000 yıldan daha fazla bir süre sonra inşa edilmeye başlandı. Daha sonraki tarihlerde dev tapınakları yeniden görüyoruz, ama en erken kesin örnek kuzey Irak’ta ve Göbekli’den tam 5,000 yıl sonraya ait. 1960 yıllarda burası öyle az dikkat çeken bir yerdir ki burayla karşılaşan ilk Amerikalı arkeolog gördüklerini yorumlamadan geçip gitmiş. Schmidt on beş yıl önce bir önseziye dayanarak Amerika’lının notunu takip etmiş. O günü yüzünde büyük bir gülümsemeyle hatırlıyor. Yakınlardaki bir tepede her yerde oyulmuş çakmak taşlarını gördüğü anda Neolitik bir taş ocağına yakın olduğunu anlamış. Bazı yarım kalmış kireçtaşı figürleri yakınlarda bir anıtın olduğunu işaret ediyormuş. Schmidt’e buradan uzaklaşmayı düşünmüş, çünkü eğer kalmaya kalır verirse, hayatının geri kalanını burada bu tepeyi kazarak geçireceğini anlamış. Kazı alanındaki işçiler arasında sürekli tartışma çıkıyor diye şikayet ediyor Schmidt. İşçiler üç ayrı aşirete aitler (‘iki değil, üç’ diye vurguluyor). Schmidt bugüne kadar yüzde 5’den daha azı toprak üstüne çıkarabilmiş ve gelecekteki araştırmanların daha gelişmiş araçlarla incelemesi için birkaç tapınağı olduğu gibi bırakmaya karar vermiş. Bu tapınaklarda hangi gizemli ritüeller yapılmış olursa olsun, MÖ 8,000 yılından hemen önce birdenbire sona ermişler. Bütün bu tapınaklar insan eliyle, bilinçli bir kararla tek bir seferde toprağa gömülmüş. Daha sonraki halkalar öncekilerin yarısından daha küçük olması tapınakların uzun zamandır düştüğünü ve tapınan kişilerin kaynak ve motivasyon eksikliğini gösteriyor. Bu açık gerileme ve hemen ardından meydana gelen gömme işaretleri çok tuhaf bir kültürün sonunu işaret ediyor. Fakat aynı zamanda yeni, yerleşmiş bir medeniyetin işaretleri bulunuyor burada. İnsanlık avcıların tepeleri yerine artık çiftçilerin ve çobanların vadilerini tercih etmeye başlamış. Yeni hayat tarzı yeni dini pratikleri gerektirdi, diyor Schmidt, “yeni tanrılarınız varsa, eskilerden kurtulmanız gerekir.” [Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...] kaynak 2010, Batiniler |
|
|
|
![]() |
| Tags |
| tarih, yazılıyor, yeniden |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|