![]() |
|
|
|||||||
| Duyurularımız & Yeniliklerimiz Forum Hakkında Yenilikleri ve Duyurmak İstediklerimizi Yazacağız... |

| ||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
#1 |
|
|
MUSKALAR,BÜYÜLER,CİNCİLER,BÜYÜCÜLER VE HOCALAR
Bugün toplumumuzda aslına uygun kullanılmayan ve tam bir keşmekeş içerisinde olan bir kavram karmaşası var. Elbette bunun temelinde maalesef tahsilli tahsilsiz toplumumuzun her kesimini içine alan amansız bir cehalet hastalığı yatmaktadır. Bu hastalığın en çok etkilediği hatta kullandığı dinimizdir dolayısıyla da müminlerdir. Müzmin hastalık halına gelen o kadar çok husus var ki; bunların gerçeklerinin yazılması, anlatılmasının zamanın gelip de geçmiştir. Bizim bu yazımızda üzerinde duracağımız konu zengininden fakirine, şehirlisinden köylüsüne, işçisinden memuruna, toplumun her kesimini bir şekilde ilgi alanına almış, üzülerek ifade edeyim ki; işin ehli diye ortaya çıkan yazar, hocalarda bu meselenin özünden uzak, konu ile uzaktan yakından ilgisi olmayan açıklamalarıyla insanları sömürmekten başka bir şey yapmamaktadırlar. İşin uzmanı diye ortaya çıkanlar; hadisenin gerçeğini anlatmak yerine, ya gündemi yakalayıp şöhret olmak, yada daha çok para kazanmak için yalan yanlış birçok kırlı bilgiyi insanımıza sunmaktadırlar. Açıklamaya çalıştığımız konu; cincilik, muskacılık, büyücülüktür, birde bunların yanına hoca sıfatını ekleyelim. Şimdi bu kavramların ne demek olduğunu, ne demek olmadığını ve dinimizin bunlar hakkındaki hükmünü beraber inceleyeceğiz. BÜYÜ Büyü kendine özgü yöntemlerle yapılan fakat günümüzde yapılma yöntemleri genel olarak unutulmuş gözle görülmeyen bir etki ve etkileme faaliyetidir. Büyünün bir kısmı cinlere dayanır. Bir kelime grubunun belli sayıda, yan yana okunması ile meydana gelir. İnsan beyninin devamlı ürettiği elektromanyetik dalgalar ile belli kelimelerin tekrarı ile adeta bir şifreyi oluştururlar. Bu şifre belli cinleri harekete geçirir ve o şifreyi açan kişinin isteklerini yapmak durumunda kalırlar. Bir yahudi tarafından Allahın Resulüne büyü yapılmış etkisi Resülullah üzerinde görülmüştür. Sihir yapmak İslamiyette yasaktır. Sihir daha çok karşıdaki kişiyi etki altına alıp olmayan birşeyi oluyormuş gibi gösterme şeklinde yapılan bir hadisedir. Hz.Musa (A.s) Zamanında sihir revaçta idi. Bu yüzden Hz Musa(A.s)'ın mucizelerinin çoğu bu nevidendi. Zaten Musa peygamberin onlarla olan mücadelesinin sonunda imana gelmeleri mucizenin sihirden çok ayrı birşey olduğunu görmeleri idi ki bu onlara canlarından olacaklarını bile bile mucizeyi tasdik ettirmişti. Zeyd İbnu Erkam (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a sihir yapıldı.Bu yüzden günlerce hasta düştü. Sonunda Cebrâil aleyhisselâm gelerek: "Seni yahudilerden bir adam sihirledi. Yaptığı sihir düğümünü falanca kuyuya attı" dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hz. Ali (radıyallâhu anh)'yi (bu maksadla oraya) gönderdi. Ali (radıyallâhu anh) düğümü oradan çıkarıp çözdü. (Sihir çözülünce) Aleyhissalâtu vesselâm, bağdan kurtulmuş gibi kendine geldi. Resülullah (Aleyhissalâtu vesselâm) bunu, o yahudîye zikretmedi ve onun yüzünü de hiç görmedi." (Nesâî, Tahrîm 20, (7,112-113). MUSKA Peygamberimiz Aleyhisselam rahatsızlıkların bazılarına, bazı sahabelerin nefes etmelerini, okumalarını, kağıda, muskaya bazı şifa ayetlerinin yazılmasını tavsiye etmiştir. Resulullah Efendimiz Aleyhisselam sahabelerle beraber otururken, birden biri koşarak geldi "Beni akrep soktu" deyince, sahabelerden bir tanesi "Ya Resulullah, ben rukye yapabilirmiyim." dedi. İzin alınca , rukye yaptı, okudu, nefes etti. Rahatsızlık giderildi. Resulullah Aleyhisselam beyan etti: Sizden her kimin, kardeşine yardımcı olmaya gücü yeterse yapsın. Asrı saadet zamanında Hz. Peygamber Aleyhisselam kötülüğe ve şerre sebep olabilecek nüsha ve rukyeyi yasaklamıştır. Hayır, iyilik ve sağlığa faydalı olabilecek nüsha ve rukyeye ise izin vermiştir. Hz. Aişe (R.a) validemize nazar isabet edip, rahatsız olduğunda, Hz. Peygamber Aleyhisselam ona nüsha yazılmasını ve bunu üzerinde taşımasını tavsiye etmiştir. Nüsha dediğimiz şey, bir kağıda Kuran-ı Kerimden şifa verici ve koruyucu ayetlerin yazılması ile bunun üzerine nefes edilmesidir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, sadece kağıda yazı yazmak sureti ile bir tesir meydana gelmez. Bunu yazan kişilerin metafizik alem ile irtibatlı olması gerekir.Yazılanlara manyetik bir nefes edilmesi işlem için geçerlidir. Çünkü, kimi insan nefesiyle, kimisi gözleriyle, kimisi elleriyle manyetik akım vererek cinlerden veya havadan gelen manyetik akımın sebep olduğu rahatsızlığı yok ederler. Kuran-ı Kerim'deki mevcut ayetlerden, eski zaman alimlerinin derlemelerinden faydalanılarak insanların manevi hastalıklardan kurtulması ve şifaya kavuşması için, temiz bir kağıda yazılan üçgen, kare gibi değişik şekillerde katlanan, yedi kat muşambaya, deriye, bal mumuna sarılarak boyun, bele yada bir yere asmak suretiyle uygulanan değişik şekillerde enerji yüklü yazılara denir. Araştırma neticesinde muska dediğimiz kağıtlarda yazılı rumuz ve işaretlerin, cinlerle doğrudan irtibat kurar, bir çeşit adres veya hedef gösterme, vazife bildirme görevi de yapan bu muskalar İslamdan sonra ayet ve duaların yazılması ile biraz değişikliğe uğramıştır. Cinlerin metafizik alemden fizik alemine geçmelerinde büyü, sihir ve muskaların mühim bir rolü vardır. Büyü ve muskaların olduğu her yerde ister istemez bir cini vaka olayı mutlaka tespit edilir. Muska yazımında önemli olan, yazan kişinin niyetidir. Kişinin iman gücü ve yazmak için alınmış olduğu yetki, önemli bir rol oynar. Muskanın yazımında gün, ay, güneşin konumu gibi bir takım önemli hususlar içermektedir. Muska artık günümüzde, genelde kötü niyetli işlerde kullanılmaktadır. Bunun nedeni olarak yazan kimselerin yazım için gerekli şartları yerine getirmeden, daha önceden yazdığı yazıları çoğaltarak, insanlara vermesi, çıkar amaçları doğrultusunda kullanmaya başlanılmıştır. Oysaki bir muska, yazılmadan önce kişinin isteklerinin doğruluğu emin olunup, daha sonra yazılmaya başlanılması gerekmektedir. Greklerde, Mezopotamya ve Orta Doğuda, İran ve Hindistanda kullanılan, geliştirilen, metafizik alem ile irtibat sağlayan bir nevi özel şifrelerdir. Bu ilimler zamanla ilim sahibi zümreden, cahil zümreye geçtiğinden gerçek manaları unutulmuş, uydurma şekiller zannedilmiştir. Hz. Peygamber Aleyhisselam Efendimiz, rahatsızlığı olan birçok kişiye Kuran ayetlerini okumuş, bunların yazılarak taşınmasında herhangi bir mahsur olmadığını belirtmiştir. Yanlış bir bilgi sonucu yazılacak bir muska kişinin belki de geleceğini tamamen etkileyip farkında olmadan, yazan ve de yazdırana zarar vermesi mümkündür. İyilik için istenilen kötülüğe, yada bunun tam tersi olması çok yüksek bir ihtimaldir. Bir muska yazıldığında taşıyan kişiye rahatsızlık vermesi durumunda sirke ile yıkayıp yada kaynatılmış gül suyuyla yıkayıp, akar bir suya atılmalıdır. Unutulmamalıdır ki yakmak, çöpe atmak gibi durumlar yanlıştır. Yazılan bir muskanın etkisinin bir, dört, yedi yıl gibi zaman sürmesi muhtemeldir. Bazı hocaların özellikle cinci hocaların garip yazılar yazarak, bunları cinlerin yazdığı gibi komik bir durumu size söyleyebilmeleri gibi durumlar yanlışlıktan da ötedir.Şimdiye kadar edindiğimiz bilgilerden yola çıkarak, yorumumuz şu ki; "Bazı kişiler şimdiye kadar sadece psikolojik, baş ağrılarına v.b. olaylara muskaların fayda ettiğini görmüştür. Bizim izlenimlerimiz ise ayetleri okuyan insanların daha fazla fayda görmesi yönündedir. Muskayla ilgili çok çarpık örnekler vermek mümkündür. Unutulmamalıdır ki kişi kendine verilen gücü kullanarak,her dertten kurtulması mümkündür. İstediğiniz için iradenizi kullanmanız ve de inanç yönünde dualar ederek gerçeğe ulaşmanız ve başarmanız mümkündür. Size sunulan bir muska yazan yazım şeklini, akıl ve mantığınız onaylamıyorsa, biliniz ki, yanlışa doğru gittiğinizi unutmamanız gerekmektedir. Kuran-ı Kerim'de ayet okumanızı söylerken,yazdığımız yazıları taşımanın bir fayda veremeyeceğini anlayacağınız kanısındayım. Ancak, yazdırılan ayetleri düzenli olarak, veren kişinin tarif edeceği şekilde okumak suretiyle bir fayda getirmesi mümkündür. Muskalarda görülen geometrik şekil ve harflerden çoğunluğu İbranilerden, Kıptilerden ve Nebatilerden kalmadır. Özellikle Hz. Süleyman Aleyhisselam zamanında cinleri istihdam ederken, şu an bize pek anlamsız gelen halbuki İbrani, Kıpti ve Nebati alfabesinde bir anlamı bulunan bu harfleri kullanmıştı. Bu harf etkileşiminde çeşitli formüller kullanılarak metafizik alemin sakinleri, cinler, melekler, ruhaniler ve hüddamlar, insanların hizmetinde kullanılıyordu. Bizzat tılsım kelimesi Grek dilinden diğer dillere geçmiştir ve gökyüzü sakinleriyle irtibat kurmak için kullanılan faktörlerden biridir. Hayır ve şer her şeyi yaratan Allahtır. Ancak şerleri yaratırken rızası yoktur. Fakat dünya imtihan yeri olduğundan, insanlara iyiliği veya kötülüğü seçme hürriyeti vermiştir. Büyü, sihir ve cinler de Allah'ın iradesinin dışında hiçbir şey yapamaz;neticeyi yaratan O'dur. Her şeyin birçok hikmeti vardır.Ayrıca büyü yapan kimselerin yaptıkları büyülerin etkili olması Allah'ın rızasını kazanmış olması değil,lanetini kazanması ve bu tutması sebebiyle de cehennemde yanmasına hak kazanmasını sağlamaktadır. İnsana musallat olan kötülükleri, hastalıkları ve nazarları uzaklaştırdığına inanılarak boyna asılan, üstte taşınan, evde yada iş yerinde bulundurulan yazılı kâğıtlara muska denmekir. Muska kelimesinin aslının "nüsha" olduğu söylenmekle beraber; buna Arabistan'da "hamaya", Türkiye'de "muska" ve "hamail" denir. Hadis ve Fıkıh kitaplarında ise "rukye" olarak geçmektedir. Muskalar genellikle cin şerrinden, büyü, sihir ve nazardan, meydana gelen yada gelebilecek olası bir hastalıktan korunmak veya tedavi olmak amacı ile yazılır–yazdırılır. Bazen üçgen bazen de dörtgen şeklinde hazırlanan muska–hamailler ülkemizde meşin, teneke, gümüş kap ve muhafazalar içerisinde kullanılmaktadır. Boyna asılan veya üstünde taşınan bu muskalar değişik çeşitlerde ve isimlerde ülkemizde oldukça yaygındır. MUSKALARA NELER YAZILMAKTADIR. Bu hamaillere (muskalara) yalnızca sure, ayet, hadis ve sahih dualar yazıldığı gibi, Allah'ın, meleklerin, efsanevi kişilerin isimleri, anlaşılmayan tılsımlı (!?) sözler, değişik çeşitli işaret, simge ve resimlerle rakamlarda kullanılmıştır. Muskalarda yazan ayet,Esmaül Hüsna ve sahih dualar İslamî esas ve üslülere uygun yazılırsa bu İslamî döneme aittir. Muskalarda yazılan meleklerin isimleri, efsane kahramanlarının isimleri, işaret ve rumuzlar ise İslam'la bir alakası olmayıp, bunların temeli İslamiyet'ten önceki batıl ve sapık inançlara dayanmaktadır. İSLAMİYETTE NAZAR, SİHİR VE CİN'E KARŞI UYGULANAN TEDAVİ YÖNTEMLERİ Dinimizce nazar, korku, sihir ve cin musallatı gibi bir takım rahatsızlıkların Kuran'a ve sünnete uygun tarzda okuma ve yazma yolu ile tedavisi caizdir. Ancak bunun bir takım şartları vardır : 1– Okunan ve yazılan şeyler ya Kuran'da geçen ayet veya sureler olacak yada Hadis–i Şeriflerde bildirilen dualar olacak. 2– Manası bilinmeyen isimler ve cümleler ile bir takım harf, resim, işaret ve rakamlardan oluşan çizelgeler olmayacak. Bu tarzda okumalar ve yazmalar dinimizce haramdır. 3–Tedavi olacak hastanın şifa bulması için niyeti önemlidir. Her türlü tedavide içilen ilaçların, okunan ayetlerin, yazılan hamaillerin birer sebep olduğunu asıl şifayı verenin ise yalnızca Allah olduğu bilinmeli ve buna iman edilmelidir. 4– Günümüzde çokça talep gören, birilerini sevdirmek veya nefret ettirmek gibi tedavi ile alakası olmayan işler için okuma ve yazma kesinlikle yapılmamalıdır. Muska ve hamail hazırlarken veya hasta tedavi ederken kullanılan bir diğer yöntemde Ebced hesabıdır. Maalesef birçok Müslüman tarafından bilinçsizce kullanılan bu yöntem de doğru bir yol değildir. Bu yöntem ve yönteme dair ortaya atılan iddiaların çoğunluğu İsrailiyattan bize ulaşmış,uydurmalardan başka bir şey değildir. Ebced Hesabının hesapta ya da farklı alanlarda kullanımı bizim konumuz değil. Ancak halk arasında dolaşan ve Kuran ayetlerinin Ebced Hesabı ile hazırlanmış rakamlardan yapılan muskalar vardır ki; bu şekilde nüshalar hazırlamak haram, bunlardan şifa ummakta küfürdür. Bu gibi şeyler Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in uygulamalarında kesinlikle olmadığı gibi ashab, tabiin ve büyük imamların böyle bir yola başvurmadıkları ilmen ve tarihen bilinen bir hakikatlerdir. Ebced hesabına dayanan Hurufilik, işi o kadar ileri boyutlara taşıdı ki; Kur'an üzerine bakma sapıklığına bulaştılar. Kutsal ve batini bir ilim (!?) olan Cifr'in Hazreti Ali tarafından kotlandığı iddia edilir. Bunun bir iftira ve uydurmadan başka bir şey olmadığı ehli ilim tarafından bilinir. KİM SİHİRBAZA, KAHİNE, BÜYÜCÜYE GİDİP BİR ŞEY SORARSA DİNİ İNKAR ETMİŞTİR..! Ülkemizde yaşayan gerçek alim, ilim ehli, hoca efendiler, cin çarpması, sihir ve bu tür hastalıkların teşhis ve tedavi konusuna pek eğilmediler. Bunu fırsat bilen din istismarcıları, meydanı boş bularak hocalık ve şeyhlik kisvesine bürünüp insanları sömürdü, aldattı ve hatta birçoklarını da dinden çıkardılar. İnsanlarımız bu sahtekarların ortaya attıkları palavralara inanıp, kolayca bu vicdansızların ağına düştüler. *Hastalıklar maddi mi manevi mi? *Manevi ise cinlerle mi alakalı, yoksa sihir mi? *Bunların alameti nedir? *İslam'ı usullerle tedavi şekli nasıldır? İnsanımız bilgi sahibi olunmadığı için bu tür suiistimalci insanlara giderek maddi ve manevi zararlara uğramışlardır. İnsanlarımızın bu sahtekarların peşine gitmesi neticesinde maddi zararın yanında çok büyük manevi kayba da uğramaktadırlar. İnsanlarımız bu tip kişilerin faziletli, insan üstü, doğa üstü bir takım güçler sahibi ve iyi niyetli insanlar olduğu zannı ile ve daha da kötüsü gaybı bildikleri inancına kapıldılar. Halbuki gittikleri bu şahıslar kahin, büyücü, arraf, müneccim, sihirbaz ya da cincidir; bunların hiçbirisi gerçek manada ne hocadır, ne alimdir, nede şeyhtir ! Cenab–ı Hak Neml suresi 65. ayeti kerimede mealen; "De ki; göklerde ve yerde olan gaybı Allah'tan başka kimse bilmez" buyuruyor. Peygamber Sallallahu Sleyhi ve Selem Efendimizde; "Her kim arrafa, sihirbaza, kahine gidip bir şey sorar ve onun dediğini tasdik ederse, Muhammed'e indirileni inkar etmiş olur." buyurur. *Araf kime denir? Çalınmış ve kaybolmuş şeylerden haber veren kişiye. *Kahin kime denir? Gelecekten haber veren ve kendisinde bir takım esrarın var olduğunu iddia eden kişiye. *Sihirbaz kime denir? Sihir ve büyü yapan kişiye. KAHİN, SİHİRBAZ DEMEKTİR,SİHİRBAZ İSE KAFİRDİR..! Ülkemizde genellikle falcı ve medyum diye isimlendirilen kahinler, gelecekte olacak hadiseleri önceden bildiğine inanılan kimselerdir. Bunların çoğu cinlerle, bazıları da yıldız name denilen kitapla iş görür. Hazreti Ali Radıyallahu anh bu konuda şöyle buyurmuştur: "Kahin, sihirbaz demektir, sihirbaz ise kafirdir." Unutulmamalıdır ki sihri yapanda yaptıran da dinden çıkar (Allah'a sığınırız). Hatta kişinin kendisine yapıldığını sandığı sihri çözdürmek için bile sihirbaza gitmesi helal değildir. Kuran'da ve Resulullah'ın sünnetinde her derdin çaresi bildirilmiştir. Allah celle celaluhu'nün kitabı, Resulü'nün sünneti ve bunlarla amel eden veya etmeye çalışanlar varken; müslümanım diyen insanın cincide, sihirbazda, falcı da, medyum ve papaz yanında ne işi olabilir?! İnsanların bir çoğu, hatta hoca arkadaşlarımız ve iyi niyetli Müslümanlar bile cinci, kahin, müneccim, sihirbaz ve benzerlerine "hoca" diye gider olmuşlardır. Halbuki onların yaptığı işlerin "hocalık" ile hocalarında onlar ile hiçbir alaka ve benzerliği yoktur. "Hoca" denilen kişi Kuran'ın ve Sünnetin müsaade etmediği şeyleri yapmaz, yapamaz, yapmamalıdır. Bu hususta ve diğer her hususta nefsimize, şeytana, şeytanlaşmış insanlara ve cinlere uymaktan Rahman olan Allah'a sığınırız. Aşağıda maddeler halınde yazacağımız husulara dikkat edin, bu hususlar herkimde görürseniz, ondan uzak durun, onun ilimler hocalıkla uzaktan yakından alakası yoktur. 1–Hastasından resmini ister, ona bakar ve hasta hakkında bilgiler verir. 2–Hastanın ve annesinin isimlerini sorar ve bu usulle malumat verir. 3–Suya veya aynaya bakarak, suya cin, huddam veya ruhanilerin(!?) geldiğini söyler ve bu usulle cevap verir. 4–Hastanın kullandığı herhangi bir eşyayı yada elbiseyi ister… 5–Besmele çekmeden bir tavuk yada horoz kesilmesini ve kanının hastaya sürülmesini ister. 6–Manası belli olmayan şeyler ile muska yazar (bazısı bunlara ayetlerin vefki, şifresi der). 7–Manası belli olmayan azimet ve tılsımlar okur. 8–Bazen hastaya bazı muskalar (veya kilit gibi bazı eşyalar) verir ve bunları denize atmasını, toprağa gömmesini veya yakmasını söyler. 9–Suyun içinden, gözlerinin önünde sihir dediği muskaları çıkarır ki bunlar genelde kendi hazırladığı ve beraber çalıştığı cinlere getirttiği şeylerdir. 10–Bazen hastanın ismini, annesinin ismini ve niçin geldiğini söylerler. 11–İçerisine kan veya idrar damlatılmış su ile abdest alınmasını veya bu suyun içilmesini söylerler. Bunlardan bazıları kendilerine müracaat eden Müslümanları yanlış bilgilerle aldattıkları gibi, Kuran–ı İslamiyet'in müsaade etmediği usulle yazmak ve okumak yada tamamen şirk ve küfür dolu bir takım tılsım ve sözlerle istismar edip küfre sokmaktadırlar. Bu sahtekar üfürükçülerin arasında domuz yağına ayet okuyanlar, ayet yazılı kağıtları belden aşağıda taşıyanlar, bu kağıtları helaya atan, hatta Kuran'ın üzerine oturanlar, kan gibi necis şeylerle muska yazanlar, yazılı muskaları idrara batıranlar bile vardır. Bunların ve benzerlerinin hiçbir hastalığın tedavisinde, sıkıntının giderilmesinde yapılması helal değil, haramdır, küfürdür. Allah muhafaza buyursun… Nazarın var olduğu bir hakikattir. Allah'tan talep ederek, Allah'a sığınarak nazara karşı durulabilir. Sihrin varlığı da bir hakikattir, Allah müsaade ederse tesir edeceği inkar edilemez. Cinlerin varlığı da aynı şekilde Kuran ve sünnetle sabittir. Onlarda Rabbimiz dilerse insana musallat olabilir ve tesir edebilirler. Bu hususlar şüphe kabul etmez ancak derdi veren Allah dermanı da vermiştir. O da Kuran'da ve sünnettedir. Aklı selim bir Müslüman tedavi olurken asla Kuran'a ve sünnete uymayan bir yola girmez, girmemelidir. Bahsi geçen tüm hastalık ve dertlerin İslami tedavi usulleri vardır ve ehlince malumdur. Bunların dışına çıkarak günaha batmak veya dinden çıkmak, insanı ebedi helake götürür. Cinlerin, insanların, vesvese verenin, sihirbazların ve bütün yaratılmışların şerrinden alemlerin Rabbi olan Allah'a sığınırız… İmanımıza Zarar Veren Ameller Sihir: Kalp ve bedene hastalık, ölüm vb. gibi fiziksel etkiler meydana getirebilen, eşlerin arasını açan ve cinlerle küfre düşmeye karşılık işbirliği içinde bulunan kimselerin bazı muska, üfürük, tılsım vs. ile yaptığı bir fiildir. Bu, ameli küfür olduğu gibi bu işlerle uğraşanlar da kâfirdir. Kâhinlik: Medyumluk olarak da isimlendirilen kehânet, geleceği bildirme iddiasıdır. Kâhin veya medyum, Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceği gaybî şeyleri, geleceği bildiğini iddia eder ki, bu haliyle Allah’ı inkar ederek kafir olmuş olur. Sözlerini doğrulayan da küfre düşer. Sihri çözmek: Sihire maruz kalan kimseyi Allah’ın izniyle kurtarmak biri meşrû diğeri ise haram olmak üzere iki yolla mümkündür: a) Sihri, sihirle çözmek; bu küçük küfürdür. b)Sihri Kur’ân ve Sünnette sabit olan duâları okuyarak (rukye ile) çözmektir ki, bu câizdir. Falcılık ve Astroloji: Bazı yıldız ve burçları, yeryüzünde meydana gelecek olaylara etkili kabul etmektir ki, kişi isterse bunun Allah’ın izni’yle olabileceğine inansın şirktir.Sahibini İslâmdan çıkarır. Kur’ân’dan öğrendiğimiz kadarıyla yıldızların yaratılma gayesi; gökyüzünü süslemek, yolcuların yollarını belirlemesi ve “Mele-i A’la”yı dinlemeye kalkan şeytanların taşlanmasıdır. Ancak yıldız hareketlerinin dünya olaylarıyla karşılaştırması yapılarak benzerlikler bulunmaya gidilirse bu, tevhid akidesinin kemâline aykırı olmakla birlikte sahibini küfre götürmeyen küçük şirk olur. Nazarlıklar, muskalar: Mavi boncuk gibi ister belli vasıflardaki taşlar ve ayet, hadis yazılı olsun kağıtlar birlikte değerlendirilirler. Çünkü bunlar konuya delil teşkil edebilecek naslarda umûmen ele alınmıştır. Bunları iki şekilde inceleyebiliriz, a) Kur’an’dan olmayanlar: Nisbî veya küllî etkisine inanan büyük şirke düşer. Maalesef bunların koruduğuna inanmak veya bir musibetten kurtulmayı bunlara bağlamak vb. gibi çarpık inanışlar halk arasında yayılagelmiş, böylece fâsid itikadlara zemin hazırlanmıştır. Bunlardan şiddetle sakınmalıdır. b) Kur’an’dan olanlar: Mütekaddim ulemâdan muhtevanın yalnızca Kur’an ayetleri olması şartıyla bunun câiz olduğuna dâir bazı rivâyetler söz konusu ise de asıl olan delillerin umûmiliği nedeni ile bunun haram oluşudur. Bundan kaçınmalıdır. Okuma (Rukye): Kur’ân veya Sünnette yer alan; cin ibtilâsı vs. hastalara şifa için okunan zikir ve duâların tümüne verilen addır. Rukyenin meşrû olabilmesi için; a) Allah’tan başkasına güvenip ondan medet ummak gibi haram şeyler içermemesi, b) Mânasının anlaşılır olması, c) Arapça olması (bilmeyen şifa için kendi dilinde duâda bulunur), d) Allah’ın izni olmadıkça şifanın hasıl olmayacağına inanılması şeklinde bazı kâideler vardır. Şifa için bilezik, ip veya değişik vasıflardaki taş vs. edinmek gibi mezkûr kâidelerin dışında olan rukye, haram olur. Zarar ve yarar ancak Allah’ın izniyledir. Allah bütün yaratılmışlar üzerinde tek kuvvet ve kudret sahibidir. Her kim böyle şeylerin hayır ve şerre neden olduğuna inanırsa büyük şirke, bu yalnız bir şüpheden ibaretse küçük şirke düşmüş olur. Müslümanların bir çok fitne, felaket, belâya maruz kalması, kanlarının ucuz olması, zillet içinde bulunmalarının başlıca nedeni İslâm topraklarında maalesef her çeşidiyle yaygın olan şirkî unsurlardır. Akidelerinin berraklığını gideren şirkî ögeler ve gerçek tevhid akidesinden yüz çevirmelerinden dolayı Allah’ın üzerlerine boşalttığı türlü azaplara müstehak olmuşlardır. İslâm’dan olmadığı halde İslâm zannedilerek rağbet gören bid’at ve hurafeler bunun vecîz bir göstergesidir. Oysa İslâm bunları ve bunlara götüren yolları yıkıp tevhid akidesini ikâme etmeye gelmişti!.. Müslümanlar neredeyse kendilerinden önceki müşrik kavimler gibi dinlerini oyun ve eğlece edinme tehlikesiyle karşı karşıya geldiler. Ölmüş salihleri yüceltmeye, onlar için kurban kesmeye, duâlarında onlardan medet ummaya, kabirlerini bayram yerlerine çevirip onları tavaf etmeye başladılar. Allah Rasûlü Sallallahu Aleyhi Vesellem’in, “Allah katında malukâtın en şerlileri” olarak tanımladıkları kimseler gibi kabirleri ziyaret etmek için sefer eder, oraları mescide çevirir ve onları takdis eder oldular! Tüm bunlardan daha korkunç olan da, Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyi terkettiler!.. Beşerî sistemlerle yaşar onları destekler oldular. Onu sever ve savunur oldular! Her ne kadar değişik adlar kullansalar da onlar gibi faiz yemeye başladılar!.. Bu acı tablo karşısında, vaziyetin derdini taşıyan her müslümana, “Ey Rabbimiz! Bize yalnız Senin Hükümleri’nle yaşayabilmek için gayret edeceğimiz bir basiret, bir güç ver. Bizleri şirkin her türlü kirinden, tevhidin nûruyla temizle ve bizi dosdoğru yola ilet! Şüphesiz Sen her şeye gücü yetensin!” diye yalvararak duâ silahına sarılmak ve “Bismillah!” demek düşer! Selam ve Dua İle..... |
|
|
|
![]() |
| Tags |
| bÜyÜcÜler, bÜyÜler, cinciler, cİncİler, hocalar, muskalar |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|