![]() |
|
|
|||||||
| Ed-Duâu Silahu'l Mü'min Dua mü'minin silahıdır. İçimizden gelen Dualar ve Paylaşılmış En Güzel Dualar |
| ||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
#1 |
|
|
"Yalnız sana kulluk eder,yalnız senden yardım isteriz."(1:4)
Fatiha'da bize kıldıgımız namazların her rekatında tekrarlatılan bu tevhidi ilke,şöyle de türkçeleştirilebilir:"yalnız sana kulluk ederiz,zira yalnız senden yardım isteriz."yani biz,kullugumuzu kime hasrediyorsak,yardımı da O'ndan isteriz. insanca var olmak,dua etmektir. onun için kur'an öyle der:"eger duanız olmasaydı,rabbinizin ne işinize yarardınız!" bu ayete bakarak diyebiliriz ki:insan,dua etmek için yaratıldı.insanın Allah karşısında esas duruşu,dua halidir.namaz anlamına gelen salat,aynı zamanda "dua" demektir.hayatın namazla donatılması,hayatın günde beş kez duayla donatılmasıdır.günün eklem yerlerine duanın yerleştirilmesidir. dua,sadece insanın Allah karşısındaki acziyetini ifade etmez,aynı zamanda diger mahlukat karşısındaki izzetini de ifade eder.çünkü dua "istemek"tir.ne isteyecegini bilmeyen,dua edemez.irade ve idrak sahibi olmayan ne istedigini bilmez.istemek,meşietten pay almaktır.istemek,şuur sahibi olmaktır.istemek insan olmaktır.ve dua işte bu yüzden bir ayrıcalıktır. haddini bilen dua eder.çünkü haddini bilen yetersizligini bilir.haddini bilen rabbini bilir.haddini bilen insan,kullugunu bilir.kullugun en güzel ifadesi duadır.duanın zamanı ve mekanı yoktur.her yerde ve her zaman dua edilebilir.her hal ve şartta dua edilir. dua,kalbin Allah'la konuşmasıdır.dua,diller üstü bir dildir.kalbin dilidir dua eden.kalp duaya durunca,degil sadece dil,her bir hücre ona katılır.insanın bütün varlıgı "istemek" olur.böyle bir duanın kendisi bizzat icabettir.bütün hücreleri istemek kesilen birinin duasının kabul olup olmadıgı merak edilmez.çünkü böyle bir hal,kabul olmuş bir duanın ta kendisidir.böylesine dua eden bir yürege sahip olmak,tüm duaların getirecegi her şeyden daha üstününe sahip olmaktır.insan,dua ile istemeden önce,duayı istemelidir.bunu istemek,Allah'la konuşan bir kalp istemektir. ta yürekten yapılmış bir dua,insanın iç enerjisini istedigi alana yogunlaştırması demektir.insan bütün benligiyle bir şeyi ister ve o alana yogunlaşırsa,duanın yarısı tutmuş demektir.diger yarısı da ilahi destege kalmıştır. dua aklın bitip aşkın başladıgı bir haldir.insan dua ederken akıl modundan aşk moduna geçer.geçerse,geregi gibi dua edebilir.geçerse,dua kalbin Allah'la konuşması olur.şah damarından yakın olan merkez,şah damarından yakın olanla temasa geçer.orada söz biter,öz başlar.orada tedbir biter,takdir başlar.orada ceset biter,ruh başlar.o makam talep makamıdır.böyle yapılmış bir dua dergah-ı ehadiyyete varır.tıpkı hz.ibrahim'in,imran'ın kadını hz.hanne'nin,hz.zekeriyya'nın duası gibi.hz.zekeriyya,bahçıvan kılındıgı hz.meryem'e bakıp içindeki evlat hasreti yekindi,tüm hücreleriyle "istemek" kesildi ve "rabbim" dedi."katından bana temiz bir nesil ver!şüphesiz sen duayı işitensin!" duayı aşk halinde etmişti.Anında kabul edildi ve kendisine bildirildi.bu kez hz.zekeriyya şöyle sordu:"rabbim,benim nasıl bir oglum olabilir?şu kesin ki,beni ihtiyarlık çagımdayım,karımsa kısır!" oysa,Allah'tan evlat isterken de aynı durumdaydı.Ama durumuna bakmadan isteyen kendisiydi.istegi kabul edilince "Ama bu nasıl olabilir ki?" diye soran da kendisi.iki tavır da aynı kişiden sadır oldu,fakat aynı yerden degil.o duayı aşk modunda yaptı,soruyu akıl modunda sordu.işte dua böyle olmalıydı. Allah rasulü duayı "ibadetlerin beyni/iligi" olarak tasvif eder.evet,dua ibadetlerin özüdür,iligidir,beynidir.ibadetler,aslında duanın çeşitli halleridirler.zekat ibadeti servetle dua,oruç ibadeti bedenle dua,cihad ibadeti canla dua,iyiligi emir kötülükten nehiy ibadeti lisanla dua,ilim ibadeti zihinle duadır. vahyin hayatımızın her halini ve anını dua ile donatması,duanın dinin ve vahye dayalı dindarlıgın merkezinde yer alması,islam'ın inşa ettigi Allah tasavvurunun bir neticesidir.çünkü bu Allah tasavvuru "uzak" degil, "yakın","hatta" şah damarından daha yakın" bir Allah inancıdır.Allah tasavvurları yamuk olan mekke müşriklerini dua ederken görmüyoruz.aslında onları putlara taptıran hangi tasavvursa,dua etmekten uzak tutan da aynı tasavvurdu.işte Allah'ın "yakın" oldugunu beyan eden şu ayet,bu tasavvuru yerle bir eder: "eger kullarım sana benden soracak olurlarsa,iyi bilsinler ki ben çok yakınım.bana dua edenin çagrısına hemen karşılık veririm.öyleyse onlar da bana karşılık versinler ve bana inansınlar ki,hak yoluna yöneltilsinler."(2:186) bu ayet,sadece duayı talim etmez,aynı zamanda duanın gerekçesini de ele verir.aynı zamanda, "uzak" Allah tasavvurunun özünde kişinin kendisinden uzaklaşmasının yattıgını ima eder.kulun şah damarından yakın olanı fark etmesi için kendine gelmesi,özüne dönmesi,içine yönelmesi gerekir. duayı ellerimizle yaparız.çünkü her şeyi ellerimizle işleriz.ellerimiz,Allah'ın yarattıgı bir çift fiziki duadır.onlarla işledigimiz her şey,duamızın bir parçasıdır.dua ederken kaldırdıgımız ellerimizle,aslında "ya rab,bu ellerle yaptım!" demiş oluruz."ya rab!elimden geleni yaptım,gelmeyen konusunda sana sıgınıyorum" demiş oluruz."ya rab!ellerim bana yetmedi!tut ellerimi,bırakma beni!" demiş oluruz. |
|
|
|
![]() |
| Tags |
| adabı, allahtan, esası, usulü, İstemenin |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|