![]() |
|
|
#1 |
|
|
Çok affedici olan..
Kusur ve kabahatlerin affı için yapılacak zikir. Bu adı çokca anan kişiyi Hak Taala en güzel ahlak sıfatlarıyla süsler.O kişinin hafif kusur ve kabahatlerini örter Bir kimse hafif bir kusur veya suç işlerse ve bunun sonucundan korkarsa bu güzel adı andığı takdirde göreceği cezayı atlatır.Hak Taala onu emniyet altına almış olur.Adı Yusuf olan kişilere bu adı çokca anmanın yararı vardır.116 kez tekrarlar halinde anılmasında fayda bulunmaktadır. İki Cihan Saadeti İçin Gerekli Sır: Başkalarını Sık Sık Affedin Fakat; Kendinizi Ve Nefsinizi Asla Bize yapılan haksızlıkları affetmeli, bundan daha da iyisi haksızlığı yapanlara iyilikle muamele etmelidir. En yüce ahlak sahibi Allah (c.c.) kendisine isyan edenleri derhal cezalandırmamakta, onlara güzel muamele etmekte, tevbe ederlerse bunu kabul edip günahlarını bağışlamaktadır. Şeytanın Vesvesesinden Kurtulur. a) Günde 100 defa “Yâ Afüvv” ism-i şerifini okuyandan Allah razı olur, onu şeytanın vesvesesinden kurtarır. b) Günde 100 defa “Yâ Afüvv” ism-i şerifini okumak aynı zamanda kötülüklere meylettiren nefsi durdurmaya bir iksir ve bir azîm çaredir. 99 Kişi, Bir de Sen, Tamam Oldu 100 Bu hikaye Buharı ve Müslim hadislerinde sevgili Peygamberimiz tarafından bildirilen bir hikayedir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. “Sizden evvelki ümmetler içinde bir adam vardı. Bu adam 99 kişi öldürmüştü. Bu kadar cinayet işleyen günahkar adam kendine gelmiş, yaptıklarından pişmanlık duymuş, artık benim ahirette yatacak yerim cehennemdir diye ümidini kesmiş.” Bu adam önüne gelene soruyor. “Acaba Allah beni affeder mi?” diye çareler arıyor. Kendisine, falan yerde bir rahip var. O senin günahlarının bir çaresini bulup söyler, sen gidip o rahibe durumu anlat, derler. Adam gider, durumu rahibe anlatır. Rahip “Bunun bir çaresi yoktur 99 adam öldürmüşsün. Senin yerin Cehennemdir artık. Senin için tevbe yolları yok” der. Adam bir anda kızıp o rahibi de öldürür. Bu sefer öldürdüğü adam sayısı 100 olur. Adam yine durmadan bu günahlarının çaresini arar. Nasıl tevbe etsem de Allah affeder, diye hep soruşturur. Nereye gidip sorayım, bana bir alim söyleyin ki ona gidip tevbe yollarını öğreneyim der. Sonra kendisine falan yerde bir alim var. Oraya gidip ondan sor derler. Adam gidip o alime bütün başından geçenleri anlatır. “99 iken, şimdi 100 adam oldu öldürdüğüm, Allah benim tevbemi kabul eder mi? “ diye sorar. O alim zat; “Evet tevben kabul olabilir. Seninle tevben arasına kimse giremez. Senin tevbenin kabulüne kimse mani olamaz. Yeter ki sen Allah 'ı memnun et. Cenabı hakkı razı et, der. Yalnız senin tevbenin kabul olması için bazı şartlar var, yaşadığın muhit çok kötü bir muhit ki, sana bu kadar günah işletmiş. Sen bu muhiti terk et. Falanca yerde bir kasaba var oraya git orada yaşa, oranın insanları çok iyidir. Onlar da Allah 'a ibadet etmekle meşguldür. Onlarla beraber Allah 'a ibadet et. Memleketine dönme, dönersen günahtan kurtulamazsın. Çünkü orası kötü bir muhittir der. Bu nasihatları dinledikten sonra 100 adam öldüren, o kasabaya gitmek üzere yola çıkar. Hikmet-i ilahiyyeye bakın ki yarı yola gelir gelmez adamın eceli gelir, yolda ölür. Bir anda cenazenin başında melekler çoğalır. Rahmet melekleri bu adam “cennetliktir” der. Azab melekleri “cehennemliktir” der. Rahmet melekleri, “candan tevbe etti, günahsız yaşamak için yerini yurdunu terketti.” Dediler. Azab melekleri; “Bu adam hiç bir iyilik işlemedi. Üstelik bu kadar da cinayetleri vardır, Cehennemliktir” dediler. Cenab-ı Hak, insan suretinde ve yolcu kıyafetinde bir melek gönderdi. Melekler o adamı hakem yaptılar. Hakem melek; “İki taraftaki -yani terkedip bıraktığı- kötü yerle, gitmekte olduğu iyi yeri ölçün, adam hangisine daha yakınsa oranın insanlarından sayınız,” dedi. Rahmet melekleri ile azab melekleri mesafeyi ölçerler. Adamın gideceği yere daha yakın olduğu anlaşılır. Rahmet melekleri cenazeyi alır. Hatta hadis-i şeriflerde, tevbe eden günahkar adam gideceği köye bir karış daha yakın bulunduğu, başka rivayette gideceği yere göğsünün yakın olduğundan rahmet melekleri aldı. Allah günahlarını bağışladı, rivayetleri vardır. Bu çok manalı hadis -i şerifi bize sözlü olarak mescid sohbetinde naklettiği için ayrıca Ahmet Mahmut Ünlü Hocamıza da teşekkür etmeyi bir borç bilirim.. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
|
Affı çok olan Bir hayrı açıklar ya da gizli tutarsanız veya bir kötülüğü bağışlarsanız, şüphesiz Allah, affedicidir, güç yetirendir. (Nisa Suresi,149) İnsan, yapısı gereği hata yapmaya çok müsait bir varlıktır. Her an,pek çok konuda eksik düşünebilir, yanlış bir karar verebilir, hatalı bir tavır sergileyebilir. Ancak insanı yaratan ve ondaki bu eksiklikleri bilen Allah, yapılan hataları da affedicidir. Allah'ın 'affediciliği' olmasa hiçbir insanın cennete girmesi mümkün olmazdı. Nitekim bu gerçeğe Kuran'da açıkça dikkat çekilmiştir: Eğer Allah, insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, onun üstünde (yeryüzünde) canlılardan hiçbir şey bırakmazdı; ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alnabilirler. (Nahl Suresi,61) Fakat unutmamak gerekir ki, Allah'ın affediciliği samimi kulları için geçerlidir. O, Kendisi'ne içten yönelip dönen insanların günahlarını affeder. Önemli olan kişinin samimi olup, kesin bir kararlılıkla tevbe etmesidir. Yoksa tevbe edip tekrar tekrar eski hatalarına geri dönenlerin ve yaptıklarından gerçek bir pişmanlık duymayanların tevbesinin kabul edilmeyebileceğini Allah cc bir ayette şöyle bildirmiştir: Allah'ın (kabulünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanlarn, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). ‹işte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır. (Nisa Suresi, 17) |
|
|
|
![]() |
| Tags |
| açıklamalar, adı, afüv, allahın, ile, ilgili |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|