![]() |
|
|
|||||||
| Kur'an-ı Kerim Kur'an-ı Kerim Meali, Tefsiri, Fihristi ile ilgili yazılarınızı buraya yazabilirsiniz. |

| ||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
#1 |
|
|
Ebû Hüreyre Hazretleri'nin, Kuran okuyanların kazanacağı mânevî derecelerle ilgili olarak Peygamber Efendimiz ;den rivayet ettiği şu hadîsi şerîf, mü;min gönüllerin heyecanla tutuşmasına vesile olacak güzelliktedir: ;Kıyamet gününde Kur;an-ı Kerîm gelecek ve Allah Teâlâ;ya: ;Yâ Rabbî! Kur;an okuyan kimseyi şeref süsüyle süsle; diyecek; bunun üzerine Kur;an okuyan kimse şerefle süslenecek.
Yüce Kitabımızın, kendisini okuyanlara kazandırdığı güzelliklerin haddi hesabı yoktur. Mahşerde, güneşin tepeye dikildiği, herkesin kan ter içinde çırpındığı o dehşetli saatlerde, Kuran'ın, kendisini okuyan ve buyruklarına göre yaşayan kimselere sağlayacağı büyük imkândan söz eden Efendimiz (sas) şöyle buyuruyor: ;Kıyamet gününde, Kuran-ı Kerîm ile Onun buyruklarını tutup yasaklarından kaçan müminler ortaya getirilecekler. Kuran'ın önünde en uzun iki sûresi, Bakara ile Âl-i İmrân bulunacak. O sırada bu iki sûre, iki bulut gibi görünecek veya aralarında bir nur bulunan iki siyah gölgeliği andıracaklar, yahut bu iki sûre, kıyamet gününde sahiplerini savunmak üzere saf bağlayıp kanat germiş iki kuş sürüsü gibi gelecekler. (Müslim, Müsâfirîn 253; Tirmizî, Fezâilü;l-Kuran 5). Allah Teala Tekaddes Hz.BiZLERİ Kuran-ı Kerim 'in nuruyla nurlandırsın.Hakkıyla okuyanlardan eylesin.Okuduğunu anlayan ve sosyal yaşamına uygulayabilen kullarından eylesin... Allah Teala Razı Olsun.. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
|
"Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir delil geldi, size açık bir Nûr indirdik." (Nisâ 4/174)
Allah razı olsun kardeşim. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
|
Kur’an okuyun! Çünkü kıyamette şefaat eder. [Müslim] Kur’an-ı kerimin şefaat ettiği kimse de elbette Cennetlik olur. Bu hadis-i şerif şartsız bildirildiği için, şartlarını da bilmek gerekir. İlk önce, Kur’an-ı kerimi okuyanın Müslüman ve Ehl-i sünnet olması şarttır. Gayrimüslim veya bid’at ehliyse, hiç faydası olmaz. Bid’at ehlinin ve diğer sapıkların okuması, kendi aleyhlerine delil olacaktır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Kur’an-ı kerim, okuyanlarına, ya şefaat edecek veya düşman olacaktır.) [Müslim] Kur’an-ı kerim, okuyanlarına niye düşman olacak? Çünkü Kur’an-ı kerim okuyanın okuduğuna inanması ve onunla amel etmesi şarttır. İnanmayana ve bid’at ehline şefaat etmez, aksine hadis-i şerifte bildirildiği gibi düşman olacaktır. Her zaman söylediğimiz gibi, şartsız bildirilen hadis-i şerifleri okuyunca, şartsız kabul etmek yanlış olur. Mesela, (Cömert cennete girer) hadis-i şerifi de şartsız bildirilmiştir, yani bazı şartları var demektir. Bu şartlarından en önemlisi, imanlı ve Ehl-i sünnet itikadında olmasıdır. |
|
|
|
|
|
#4 |
|
|
Resûl-ü Ekrem sallâllâhü aleyhi ve sellem buyurur:
- Kur'ân'ı öğrenip okuyan ve gereği ile amel eden kimse, içi misk dolu ve kokusu her yere yayılan bir kaba benzer. Kur'ân'ı bildiği halde okumayan ve gereği ile amel etmeyen kimse, ağzı iple bağlı bir kaba benzer. (Tirmizî) - Kim Kur'ân'ı öğrenip okur ve gereği ile amel ederse, onun ana ve babasına güneş gibi nurdan bir taç ile benzeri dünyada olmayan hulle giydirilir. Onlar (bunlar bize niçin giydirildi?) diye sorduklarında, çocuğunuza Kur'ân öğrettiğiniz için giydirildi, diye cevap verilir. (Hakîm) - Kim ki Kur'ân'ı okur, ezberler, helâlini helâl, haramını haram bilirse, cennete girer, ayrıca (Müslüman olan) akrabasından hepsi de cehennemlik olan on kişiye şefaat edip, onları cehennemden kurtarır. (Tirmizî) Abdullah bin Âlevi el-Haddad buyurur: Mürid Allah'ın yüce kitabını mânâlarını anlamaya çalışarak okumalıdır. Kur'ân'ın lafızlarını doğru ve tane tane telâffuz etmeli. Okuduğu sözün sahibini düşünerek O'nun azâmet ve celâlinden ürpermelidir. Kur'ân'ı, açık ve yüksek sesle, Allah korkusundan uzak bir kalple okuyan gafiller gibi okumamalıdır. Çünkü böyle kimseler Kur'ân'ı başından, sonuna kadar okurlar da en ufak tefekkürleri olmaz. Hangi âyet ne için indirilmiştir düşünmezler. Eğer Kur'ân'ın mânâlarını bilip düşünselerdi, okudukları ile amel derlerdi. Çünkü ilim, faydası olandır. Bilip de amel etmeyenin câhilden bir farkı yoktur. Bu sebeple denilmiştir ki: "Eğer ilminin sana bir faidesi yoksa, câhil olman daha iyidir. Allah-u Teâlâ Kur'ân-ı Kerim'de buyurur ki: "Ona temizlerden başkası dokunamaz." (56 Vâkıa: 79) Mushafın zâhiri sayılan kapak ve yaprakları temiz olmayan ellerden korunduğu, O'nu ancak yıkanmış ve abdestli kimselerin tutabileceği gibi, bâtını olan mânâsını da, her türlü kötü hastalıklardan temizlenmiş tazîm, edeb ve saygı nûru ile parlamış olan kalbler anlayabilir. Her el mushafa yapışamadığı gibi, her dil de Kur'ân'ı okuyamaz. Ve her kalb onun mânâsını anlayamaz. İşte bu gibi tazimden dolayıdır ki İkrime bin Ebû Cehl, Kur'ân'ı açıp okuyacağı sırada: "Bu Rabbimin kelâmıdır, bu Rabbimin kelâmıdır." diyerek düşüp bayılırdı. Şüphesiz kelâma tâzim, Allah-u Teâlâ'ya tâzimdir. Kişi mütekellimin yani Cenâb-ı Hakk'ın sıfat, ef'al ve celâlini düşünmeden azametini, yüceliğini anlayamaz. Yerleri, gökleri, arz ve kürsisini, bunlarda bulunan ins-ü cinni, bütün canlı varlıkları, bitkileri ve diğer eşyayı düşündüğü ve bütün bunları yaratıp rızıklarını veren ve yaratanın bir Allah olduğunu, her şeyin kabza-i kudretinde fazl ve rahmetiyle suht-u gadâbı arasında bulunduğunu, in'am ederse, fazlıyla in'am ettiğini, ukubeti adl ile olduğunu azamet ve celâlin en yüksek derecesini ve "Bunlar cennete, ve bunlar da hemen cehenneme" diyecek olanın, ancak O olduğunu bildikten sonradır ki, üstünlüğünün azâmetini anlamış olur. İşte bunları düşünmekle mütekelliminin, konuşanın, yani Hak Celle ve Âlâ'nın azametini anlar ve böylece kelâmına da en büyük hürmet ve tâzimi gösterir. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
|
Gerçektende insan okuyunca Kuran-ı Kerim'i nasıl hafifliyor,nasıl lezzet alıyor okudukça okuyası geliyor...
Rabbim bizi eli sık sık Kuran-ı Kerim'e uzanıp okumaya mazhar olanlardan eyle... |
|
|
|
|
|
#6 |
|
|
Hamd Allaha mahsustur. Salat ü selam onun habibi Hz. Peygamber (S.A.V)e mahsustur.
Ona nasıl hamd etmeyelim ki?... bize en büyük nimet olarak Kur-an ı verdi. Kur-an dan daha büyük daha yüce bir nimet varmıdır ki?... Bu büyük nimetin içinde, tertemiz olarak ondan büyük dersler alarak, onun olumlu meyvalarını toplayarak, onunla hem bedenen, hem ruhen tedavi olarak yaşadık ve halen de yaşıyoruz. Evet bedenlerimiz rahatsızlanınca Kur-an la tedavi oluruz. Ahlakımız bozulmaya yüz tutunca Kur-an la tedavi oluruz. Azmimiz ve irademiz zayıf düşünce ona Kur-an la güç veririz. Kalbimiz pas tutunca o pası Kur-an la gideririz. Vicdanlarımız gaflet uykusuna dalınca onu Kur-an la uyandırırız. Hayatımız çoraklaşıp kuruyunca onu Kur-an la sularız. Yollarımıza karanlık çökünce onu Kur-an la aydınlatırız. Rızkımız azalınca onu Kur-an la çoğaltırız. Dünyamız kararınca onu Kur-an la güzelleştiririz. Saymakla bitmez Kur-an ın biz insanlara olan faydalarını, insanlık hiçbir problemle karşılaşmasın ki Kur-an la onun çaresi, ilacı ve iyileştirici devası bulunmasın… Kur-an büyük bir eczanedir. İlimle rusuh bulunanlar o na iman ettik derler. Tenha yerlerde okuyan kişiye arkadaşlık yapar, karanlıklarda kıvranana yol gösterir, bunalımlar içinde kıvranan kimseyi bunalımdan kurtarır. Belagat sahibi hiçbir kalem yoktur ki Kur-an dan ışık almasın. Hiçbir güzellik yoktur ki Kur-an ın gösterdiği ziyadan parıltılar almasın… Kim o nu kale edinirse bütün zorluklar ondan gider, fitneler kaçacak delik ararlar. Hülasa ne zaman o na bir bakarsa sahifelerinde hak ve hakikat parlayıp yükselir. Ne önünden ne de arkasından batıl ona asla gelip yaklaşamaz. İşte ALLAH ın bizim için bir ŞİFA, bir RAHMET kıldığı Kur-an ın bazı nitelikleri bunlardan ibarettir. Vesselam... |
|
|
|
![]() |
| Tags |
| kazandırdıkları, kerim, kuranı, lezzeti, manevi, okumanın |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|