Ruhsal Enerji  

Geri git   Ruhsal Enerji > Parapsikoloji & Okültizm & Evrensel Enerjiler > Parapsikoloji > Psikoloji

Psikoloji Bireyin değişen davranışlara yönelmelerini araştıran alana psikoloji denir.


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Yunustan gelen şifa
Konudaki Cevap Sayısı
5
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
356

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 10-13-2008   #1
Guest
Avatar Yok
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 1.824
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 25
Rep Derecesi : Karam is on a distinguished road
Ettigi Tesekkür: 2261
Aldigi Tesekkür: 816
Standart Yunustan gelen şifa

[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]

YUNUSTAN GELEN ŞİFA

1990'lı yılların başında Almanya'dan otistik çocukların yunus terapisine Florida'ya gitmek için iki-üç sene beklemek zorunda kaldıklarını öğrendiğimde, otistik çocuklar neden bu kadar uzun süre beklemek zorunda kalsınlar, yunus terapisi Antalya'da da yapılabilir diye düşündüm. Projeyi gerçekleştirebilmek için araştırma ve temaslara başladım. Yaklaşık on yıl süren zorlu ve yıldırıcı bir çabanın sonunda yunus terapi çalışmalarına Antalya Ruhbilim Okulu'nun sunduğu bir etkinlik olarak 2001 yazında başlayabildim. Antalya Ruhbilim Okulu'nun yunus terapi programına sadece otistik çocuk aileleri değil, ender rastlanan genetik sendromları olan çocukların ve serebral palsili çocukların aileleri de ilgi göstermeye başladı. Zihinsel ve bedensel engel yaratan geniş bir hastalık yelpazesi ile çalışmalarımızı her türlü engele rağmen sürdürmekteyiz.

Yunustan gelen şifa anlaşıldıkça ve takdir edildikçe gerek dünyada, gerekse Türkiye'de her geçen yıl yunus terapi hizmeti veren yeni yerler devreye girmekte. Dünyada yunus terapi hizmeti alan ailelerin %70'i Almanya'dan, %30'u da dünyanın diğer ülkelerinden. Sağlık sigortaları ödeme kapsamlarının dışında tuttukları için ailelerin çoğu bağış toplayarak yunus terapi hizmeti almakta. Türkiye'den de torununa hac parasını bağışlayan babaanneler, yardımsever büyük şirketlerin maddi desteğiyle yunus terapiden yararlanan aileler olmuştur.

Yunus terapi çalışması on gün sürmektedir. Çocuk her gün yarım saat yunusla yakın temas halinde yüzdürülmekte, daha sonra da yunus gösterisini izlemektedir. Resim yapan, şarkı söyleyen, top oynayan, çember çeviren, takla atan, hızlı yüzen bu güçlü ve kocaman varlıkla yüzebiliyorsam kim bilir daha neler yapabilirim duygusu çocuğu yeni beceriler geliştirmeye, yeni şeyler öğrenmeye teşvik etmektedir. Yunustan çocuğa akan biyo enerji-yaşam enerjisi-çocuğun dikkatini, farkındalığını, şefkat duygusunu, dış dünyaya ilgisini arttırmakta ve öğrenme süreçlerini iki ila on kat hızlandırmaktadır. On günlük çalışmanın ortaya çıkardığı bu olumlu etkilerden çocuk yaklaşık bir yıl yararlanmaktadır. Bu dönemde çocuklar aldıkları özel eğitim ve terapilerden çok daha fazla şey öğrenebilmektedir. Çocukla yunus arasında takdir ve hayranlık duygularının yoğun yaşandığı, tüm yargılardan arınmış bir ilişki oluşur. Bu ilişki çocuğa huzur ve mutluluk verir. Yapılan kontrollü çalışmalar yunuslarla yüzmenin depresyon giderici bir etki gösterdiğini kanıtlamıştır. Mutluluk maddesi denilen endorfinin arttığı, beyinde alfa dalgaları ile ilgili olumlu gelişmeler, T hücreleri denilen bağışıklık hücrelerinde ve immünglobulinlerde artış olduğu laboratuar çalışmaları ile anlaşılmıştır. Bazı araştırıcılar yunusların yaydığı ses ötesi dalgaların yara iyileştirici etkisi olduğunu göstermişlerdir. Davranışçı psikoterapi ekolleri yunusla yüzmenin çocuk için büyük bir ödül olduğunu, çocuğa öğretilen bazı becerilerin pekişmesi için yunusla yüzmenin kullanılabileceğini vurgulamaktadır.

Yunuslarla Yüzme

Her sabah, otuz dakika engelli kişi yunusla birebir yüzdürülür. Kişi yunusla karşı karşıya gelir, onu okşar, öper, yunus ona şarkılar söyler ve yüzdürür. Yunusla katılımcı arasında kişiyi mutlu eden bir ilişki oluşur. Başka hiçbir yaşantıda olmayan bir neşe ve huzur duygusu yaşanır. Bu çalışma Dr. Murat Kemaloğlu, yunus eğitmeni, ve engelli çocuklarla eğitim alanında tecrübeli olan spor öğretmeni eşliğinde yapılmaktadır.

Çocukların yarım saat yunuslarla yüzmesi, onun dış dünyaya ilgisini ve merakını artırır. İnsan ilişkilerinden daha çok yararlanılır hale getirir. Bunun sonucunda da; fizyoterapi gören, konuşma tedavisi alan, özel eğitimlere devam eden çocukların öğrenme süreçlerinde bir hızlanma gözlenir.

Yunus terapisinden sonra, engelli çocuklar altı ay, bir yılda öğrendikleri bilgiyi veya davranışı daha kısa zamanda, ortalama bir iki ayda öğrenirler. Öğrenmeyi hızlandırıcı etki altı ay ile bir yıl kadar sürer. * Havuzda çocuğun üşümemesi için özel dalgıç kıyafeti gereklidir. Ailelerin gelmeden kıyafeti temin etmelerini tavsiye ederiz.

Aile Terapisi

Çocugun gelismesinde ailenin önemi büyük oldugundan aileye 2 saatlik terapi programi uygulanir.

Kronik hastalık bulunan ailelerde, gelecek ile ilgili kaygı ve endişelerin, çok olması çocuğun gelişmesini engelleyici etki yaratır.

Bu nedenle terapi gören çocukların ailelerine, hergün iki saat aileterapi çalışması yapılmakta kaygı ve endişeyi ortadan kaldırıcı zihinsel teknikler öğretilmektedir.

Oyun Terapisi

Çocuklarla teke tek ya da grup halinde oyunlar oynanarak onların sosyal becerileri geliştirilir.

Yunus Terapisinin Yararları Nelerdir?

Yunuslarla yüzmek neşe ve huzur uyandıran, bağışıklık sistemini güçlendiren, dış dünyaya ilgiyi arttıran, dikkatin denetimini ve iradeyi hızlandıran, farkındalığı ve özgüveni arttıran, şefkat duygusunu geliştiren bir etki yaratmaktadır.Dış dünyaya ilgi ve merak artar.İnsan ilişkilerinden daha çok yararlanılır hale gelinir.Dolayısıyla, özel eğitim gören, konuşma tedavisi alan, fizyoterapisi olan bütün bu çalışmalardan daha çok ve hızlı yararlanmaya başlar.
Yunus terapisinden sonra engelli çocuklar bir yılda öğrendikleri bilgi veya davranışı bir iki ayda öğrenirler. Yunus terapisinin öğrenme süreçlerini iki ila on kat hızlandırıcı etkisi altı ay ile bir yıl kadar sürer. Altı yaşında otistik bir çocuğun yunus terapisinden sonraki bir yıl içinde devam ettiği eğitim ve terapilerle otizmden tamamen çıktığı, ertesi yaz ikinci kez geldiği yunus terapisi sırasında hiçbir otistik belirti göstermediği gözlenmiştir.
Karam isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-16-2011   #2
Aktif Üye
siyahlale2 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Apr 2011
Mesajlar: 474
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı : 11
Rep Derecesi : siyahlale2 is on a distinguished road
Ettigi Tesekkür: 223
Aldigi Tesekkür: 144
Standart --->: Yunustan gelen şifa

istanbulda feshanede de var. ibb sponsorluğunda. 10 seans 3500 tl. her seans 30 dk yunus ve 15 dk psikolog olarak toplam 45 dk sürüyor. Allah'ın ikramlarından..

araştırıyorum... ürperiyorum.. işkence yuvaları buralar...
saatte 40km hız yapabilir bir yunus... normal bir seyir halinde ortalama 8-10 km hızla yüzerler... 300 metreye kadar dalabilirler, balık, kalamar, deniz böcekleri ile beslenirler... genelde doğumdan sonra 3-5 sene annelerinin yanından ayrılmazlar... maalesef ki çok zekidirler, o çok dalga geçilen [Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]ndan muzdarip olmadıkları gibi ortalama 35 - 40 yıl kadar yaşabilen bu hayvanlar ömürleri boyunca aynı insan gibi her şeyi hatırlayabilirler...

canı isterse saate 40 km katedebilecek ve 300 metreye dalabilecek, kısmetse 50 sene yaşayabilecek bu hayvancağızı henüz annesinin yanında gezerken yakalayıp, 3-5 metre derinlik, max. 8-10 metre uzunlukta havuzlarda hapsetmeyi ve ölü balıklarla ödüllendirmek(!) suretiyle bizlere şaklabanlık etmek üzere eğitmeyi savunabilmek en iyi ihtimalle ciddi bir cehalete delalettir.

havuzlarda eğitilen bu hayvanların çoğunluğu klorlu su, aşırı ışık ve ses gibi nedenlerden dolayı henüz 5-6 yaşına bile gelmeden kör ve sağır kalıyor, bir kısmı annelerinin yanından koparıldıktan sonra hiç adapte olamayıp depresyona giriyor ve genel olarak ömürleri normal ömürlerinin en fazla 5te 1'i civarında son buluyor. bu durumda "dışarıya göre daha rahattırlar canım, avlanma riski yok, yemek bulma riski yok" demek en iyi ihtimalle cehalete delalettir.

yunus katliamı yapanlar hakkında "çocukken yunusla yüzseler böyle olmazdı" diyebilmek en iyi ihtimalle ciddi bir cehalete ve aşırı saflığa delalettir.

....................
bu metoddan hayır gelir mi?

yunus havuzları, tutsak edilmiş okyanus canlılarına yapılan bir işkence, ayı oynatmaktan farksız aptalca bir eğlence ve büyük bir insanlık suçudur.

yunus parklarında gülümsediği sandığınız hayvanlar;

* denizlerde travmatik şekillerde yakalanan

* daha bir çoğu yakalanma aşamasında telef olan

* tırların, tankerlerin içinde yolculuk eden

* gümrüklerde saatlerce, günlerce bekleyen

* havuzlarda ölü balık yemeye mecbur edilen

* bir parça balık için taklalar atmaya zorlanan

* beton havuzların içinde delirmemek için kendi sonar'ını kapatarak "kör olan"

* top zıplatmak gibi maskaralıklar uğruna fiziksel işkence gören

* zihinsel işkence gören

* stresten her biri ülser hastası olan

* ölü balıkların içinde antidepresan ve mide ilacı yutturulan

* gösteri havuzlarındaki yüksek sesli müzikten zarar gören

* yunus terapisi adı altında umut tacirliğine alet edilen

* üstün zekalarının getirdiği farkındalık yüzünden ruhen büyük acılar çeken

* pek çoğu intihar eden

tutsaklardır!

lütfen yunus parklarına gitmeyin, bu insanlık suçuna destek vermeyin!

japonya'da en umursamaz, en duygusuz insanın bile yüreğini yakacak şekilde soykırıma uğratılan yunuslardan "şanslı" olanları bu gibi ticarethanelere korkunç paralar karşılığında satılıyor. bu hayvanların kendi aileleri olmasından, sosyal varlıklar olmalarından, zekalarından, duyarlılıklarından geçtim, her şeyden önce kendi doğal ortamlarımdan söke söke kopartılıp asla ve asla mutlu olmalarının mümkün olmadığı, asla ne bedenlerine ne de ruhlarına yetebilmesine imkan olmayan beton havuzlara hapsesilmesi gibi bir durum söz konusu!

belki insan denen hatalı üretimin bunu anlayabilmesi için daha insani bir örnek lazım. amerikalıların çoluk çocuğu eğlendirmek ve para kazanmak üzere aborijinleri yakalayıp hayvanat bahçesi gibi yerlere koyduğunu; normalde meyveyle, kökle, vs. beslenen bu insanlara ölü sinek yedirdiğini, o ölü sineği bile yiyebilmek için bu insanlara hapsedildikleri yerde saçma sapan gösteriler yaptırdığını hayal edin. zorla gösteri yapan bu zavallıların tüm ailelerinin katledildiğini, bu insanların kasalara vs. doldurularak kendi dışkılarının içinde aç bilaç kilometrelerce taşındıklarını vs. de ekleyin. korku filmi gibi değil mi? işte o yunuslar bu korku filmini her gün yaşıyor! her şeyi insana atfederek gülümsüyor sandığınız o yüzleri karınları palalarla deşilirken de öyle gülümser gibi bakıyor şayet bilmek isterseniz... güldükleri yok hayvanların, bir ton para verip de on dakika yüzsün diye yunus parkına götürdüğünüz tıknaz çocuğunuza bayıldıkları falan yok. neşeli oldukları için, sevinçten delirdikleri için, sizden pek hoşlandıkları için değil zıplamaları...

"ama o hayvan ile aynı suya girdiğinizde ve ona dokunduğunuzda ondaki sıkıntıyı hissedebiliyorsunuz. sizinle yüzmek istemiyor, oradan çıkmak, gitmek istiyor. şimdi yunusla beraber olan fotoğraflarıma baktıkça gözlerim dolar, acaba gerçekten oradan kurtulup doğal ortamına dönebileceği bir gün olacak mı diye düşünür dururum."


yunus parkları modern dünyanın en büyük işkencehanelerinden birisidir. çünkü;

1) yunusların insanların yüzeceği kadar küçük havuzlarda yıllarca yaşamaları imkansızdır.
2) yunuslar o küçücük havuzların bir ucundan diğerine 1-2 saniye içinde yüzebilirler, bu da normal zamanda hareketsiz kaldıklarının işaretidir.
3) yunuslar yaşadıkları acılardan dolayı büyük oranda, o havuzlarda intihar etmektedir.
4) yılda birkaç kere yavrulayan yunuslar, o havuzlarda yavrulayamamaktadır, bu da gelecek nesilleri tehdit etmektedir.
5) yunusların o havuzlarda hapsedilmesiyle, insanların 2 metrekarelik odalara hapsedilmesi arasında hiçbir fark yoktur.
6) yunusların gösterilerde(!) yaptıkları hareketler dayakla, işkenceyle öğretilmiştir. yani sirklerde dans eden ayıların ayaklarının yakılması olayındaki şartlanma gibi.
7) yunuslar tuzlu sularda yaşamaktadır. bu tıpkı bilimadamlarının insanların yaşamına uygun diğer gezegenleri araması gibi. insan nefes alamazsa, ölür. yunuslarda doğaları gereği deniz suyunda yaşamak zorundadır. oysa havuzlar klorlu ve ilaçlıdır. yunusların yaşamasına asla uygun değildir.
8) yunuslar asla gülmez! yüzlerindeki sempatik ifade her zaman vardır.
9) yunus parkları işkence yuvaları olarak görülüp dünyadaki birçok ülkede kesin olarak yasaklanmıştır.
10) yunuslar denizlerde ve okyanuslarda günde 160 km kadar yüzer, 300 metre derinliklere kadar dalar. (bu bilgiyi [Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]' tan aldım) karşılaştırmak gerekirse istanbul-tekirdağ arasındaki uzaklık 131 kilometredir.
11) gösterilerde kullanılan deniz memelilerine bozuk ya da bayat balık verilirmişki, onları kusup aç kalsınlar. ve açlıkla terbiye edilsinler.

..............
aşağıdaki bilgilerin tamamını bir deniz biyoloğu olarak veriyorum.

şişe burunlu bir yunus günde 65 km mesafe yüzer, diğer yunuslarla sosyalleşir ve yiyecek arar.

şişe burunlu yunusların yaşam alanları beyaz kumların hakim olduğu doğal alanlardır. bunun sebebi yunusların çıkardığı sesleri en iyi şekilde yansıtan zeminin beyaz kumullar olmasıdır.

yunuslar çıkardıkları ses dalgalarının geri yansımasıyla etrafı sonar gibi tararlar. bir insanın tüm organlarını hatta bir dişinin hamile olup olmadığını bile bu sistemleriyle görebilirler.

yunuslar varlıklarının bilincinde olan varlıklardır. aynada kendilerini tanıyabilir kendilerine gösterilen görüntülerden hangisinin kendilerine ait olduğunu ayırt edebilirler.

ölüm ve tutsaklık kavramı da bilinçleri arasındadır.

yunus parklarında insanların çıkardıkları sesler müzük ve havuz filtre sistemleri onlar için sağır edici etki yaratmaktadır. bir çok havuzda stresten ülser olan yunuslar için ilaç stoğu vardır.

bunların bilincinde olmadan havuzlara gidip onları izleyen ve anatomik yapılarından ötürü gülümsüyormuş gibi görünen bu hayvanların çok acı çektiğini göremeyen herkese sesleniyorum. sırf biz görebilelim diye bir canlıya işkence etme hakkımız bulunmuyor. onların yerinin deniz olduğunu görmek istediğinizde bir tekne turuna katılarak onları görebileceğinizi bilmeliyiz. çünkü onlar zaten teknelerle ve gemilerle yarışmayı seviyorlar.

lütfen yunus parklarına giderek daha çoklarının yakalanarak bu çirkin sektöre alet edilmesine destek olmayın !
...............................

Yunus Parklarını Neden İstemiyoruz ?

Yunus parklarında çok büyük bir dram yaşanıyor ve ( HAYTAP ) Hayvan Hakları Federasyonu olarak aylardan beri bunun peşini kovalıyoruz. İnsanların buralara gitmemelerini , bu parklarda yaşananların arka planda yatan , insanların gözüne kapalı kısmını anlatmaya çalışıyoruz. Hapsedilen yunuslar ile ilgili olarak Federasyon başkanımız Sayın Av. Ahmet Kemal Şenpolat ile yapılan röportajın tam metnini sunuyoruz :
SORU : Yunusların gösteri amaçlı kullanımı, onların ne gibi zararlar görmelerine yol açıyor?
Şenpolat : Öncelikle şunu belirtelim ki yunuslar memeli hayvanlar ve insana doğada en yakın hayvanlardan. Aynen bir insanın hissettiklerini birebir yakınen hissediyorlar. Onların da annelik dürtüsü , sevinçleri , ağlamaları , üzüntüleri var. Aynı biz insanlar gibi. Şimdi siz bu yunusları o çok sevdiği denizlerden alıp beton kafeslere hapsediyor ve para karşılığında insanlara şaklabanlıklarını izletiyorsunuz. Bu zavallıların çoğu Japonya’da avlanıp , annelerinden kopartılıp vahşi ve kanlı bir av sahnesinin arkasından binlerce kilometre uzaklıktaki yunus parklarına getiriyorlar. Sonar sistemlerini bu beton havuzlar içinde kullanamadıkları gibi açlıkla imtihan edilip sizin istediğiniz her hareketi yapmaya zorlanıyorlar. Aç kalmamak için istediğiniz her şeyi yapıyorlar. Denizlerde balık sürülerine tenezzül etmeyen bu sevimli dostlarımız birkaç ölü balık uğruna doğal hayatlarına yapmadıkları , etolojik türlerine aykırı hareket yapmak zorunda kalıyorlar. Ve gösteri bittiğinde daha da küçük havuzlara alınıp ertesi günü bekliyorlar. Devamlı bir motor sesi , alışık olunmayan bir klorlu su ve kmlerce yüzmeye alışmış bir hayvan için yaşamak için katlanılması gereken bir hapishane. Siz insan olarak ne hissederseniz o da aynısını hissederdi emin olun. Asla onların yüzündeki o tatlı tebessüme kanmayın. Zavallılar öldükleri zaman bile gülümsüyorlar çünkü.
· Yurtdışında durum nasıl? Kapanan yunus parkları var mı?
Şenpolat : Avrupa’nın bir çok ülkesi bu gösteri merkezlerini kapattı. Türkiye bu pastadan pay almak için durmadan yenisini açıyor. Yunuslarla yüzmenin yarım saati 100eurodan başlıyor. Hele ki hastalık tedavi edici bir pakete sizi üye yapıp umut tacirliği yaptılarsa bunun sonu yok. Zaten bir yunusun ortalama bedeli 100bin dolardan başlıyor. Milyon dolarlık tutsaklar lafın kısası. Ancak Avrupa ‘da birçok ülke bu tehlikeyi daha önceden gördü ve hayvanların bu şekilde sömürülmesini engelledi. Ancak bizdeki mevzuattaki boşluktan kurnaz işadamları faydalanıp birbiri ardına bu gösteri merkezlerini açıyorlar. Çoğunluğun Aspendos’a , Perge’ye ,Aphrodisias’a gitmediği bir dünyada insanlar onların doğal hayatlarında yapmadıkları hareketleri izlemekten daha çok zevk alıyor. Tüketici kesinlikle bilinçlendirip buralara gitmemesini sağlamalıyız ki , Avrupa’nın bir çok önde gelen turizm firması dolphinarium merkezlerine yapılan bu turlar nedeniyle , Türkiye ‘ye turist getirmeyi iptal ettiler. Orada Türkiye aleyhine ciddi bir kamuoyu oluşturan çevre ve hayvan hakları örgütleri bunu sağladılar. Biz de burada elimizden geldiğince bunların kapatılması için uğraşıyor , Çevre bakanlığı , Tarım bakanlığı ve Turizm bakanlıklarını sıkıştırıyor , halkı bilinçlendirmeye çalışıyoruz.
· Yunuslar, gösteri yapabilmek için nasıl bir eğitim alıyor?
Şenpolat : Az önce de dediğim gibi eğitim verenler bu işten para kazandıkları için , ekmek yedikleri için arka planda yaşananlar işten çıkarılana kadar anlatmıyorlar. Oysa aynı dili konuşmadığınız bir canlıya nasıl parende attırır, nasıl havuzdan çıkıp size yalvaran gözlerle bakmasını sağlayabilir ve nasıl bir küçük balık için yalvarmasını takla atmasını isteyebilrisiniz. Kara sirklerinde ayıları nasıl bisiklete bindiriyorlar , aslanları kaplanları nasıl ateş çemberlerinden geçirtiyorsanız aynı şekilde. Yani açlıkla imtihan ederek , eşinden ayırarak , zaman zaman ceza vererek , ödül vermeyi bile bir ceza haline getirerek. Sirklerde yaşanan dramı Jack London Sevginin Katıksızı adlı kitabında çok güzel anlatır. Sahneye çıkan yunuslar ya da ayılar kaplanlar ise seyirciye asla arka planda çektiklerini anlatamazlar. Bir an önce eziyetin bitmesini ve yiyeceklerine kavuşmayı hatta doğal ortamlarında yaşamayı isterler. Doğal ortamlarına bu hayvanları bıraksanız acaba o hapishaneye dönen havuzlarına geri dönerler mi acaba ? yoksa arkalarına bakmadan kaçarlar mı ?Türkiye’deki yunus parkları için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz? (Özgür yunuslar eylemi dışında)
Şenpolat : Buraların kapatılması için çevre ve orman bakanlığı ve Tarım ve Köyişleri bakanlığı nezdinde başvurularımız başladı. Dilekçeler ve bilgi edinme başvurularımızı hazırlıyoruz, suç duyurusunda bulunuyoruz ve mecliste soru önergeleri oluşturulmasını sağlıyoruz. Halkı da medya vasıtasıyla afişlerle, yazılarla, internet siteleri ile bilinçlendirip gitmeme nedenlerini anlatıyoruz. Tıpkı kürk giyilmemesi için fokların dramını anlatılması gibi. Bilmediğniz sürece bu hayvanların mutlu ve refah içinde yaşadığını düşünürsünüz. Biz ( HAYTAP ) Hayvan Hakları Federasyonu olarak sivil toplum örgütünün yapması gereken tüm çabayı gücümüz nisbetinde anlatmaya çalışıyoruz.
Aynı şekilde yurtdışındaki STK’larla ve Türkiye’de yaşayan ve konuyla ilgili ciddi çaba harcayan İngilizlerle de bağlantı içindeyiz.
· Aqua Park’lardaki yunuslar hangi şartlarda yaşamlarını sürdürüyorlar.
Şenpolat : Sokakta tefler eşliğinde göbek atan, ayakları ateşle kavruluş bir ayı ne kadar abesle iştigalse, ateş çemberinden atlaması için nefessiz bırakılarak eğitilen bir Afrika kaplanı ne kadar doğal değilse, danslar ve şovlar eşliğinde havalarda zıplayan yunuslar, foklar ve balinalar da o kadar yapaydır!
Çünkü bu hayvanlar, ufacık havuzlarda, akvaryumlarda hapsediliyorlar. Oysa onlar doğada, okyanuslarda, saatte ortalama 40 km hızla yüzebilen, ortalama 300 metre derinlere dalabilen, günde ortalama 130 km katedebilen hayvanlar. Dünyanın en büyük havuzu bile, 4 köşelidir ve çıkışı yoktur. Hiçbir havuz, bırakın en az 4 metrelik derinliği olan ve “standart” tartışmalarından dem vuran söylemleri, okyanus kadar büyük ve özgür olamaz.
· Ne zaman intihara kalkışıyorlar?
Şenpolat : Bu tutsak yunuslar ve balinalar, “ölü balıkla” besleniyorlar. Oysa doğada, onlar, büyük ve inatçı avcılar. Zamanlarının yarısını avlanarak geçiriyorlar. Ölü balık, daha az hareket ve daha az zihin hareketi demek. Bu da bilimsel tezlere göre “sıkıntı” ve özellikle de erkeklerde “agresyon-asabiyet” hali demek. Bir süre sonra bu ruh hali de, birçok bilimsel teze göre, birbirlerine veya eğitmenlerine aniden saldıran veya nefesini tutarak, betona atlayarak veya yemek yemeyerek intihar eden yunuslar demek! Hatta daha geçen gün, “Özgür Dalgıçlar, Özgür Yunuslar” etkinliğimizin Türkiye’de eşzamanlı yapıldığı 11 Temmuz’da, Japonya’da Okinawa Churaumi Akvaryumu’nda gösteri sırasında bir yunusun, aniden kendini havuzdan dışarı attığı ve intihar etme girişiminde bulunduğu bilgisi dünya basınında yer aldı. Bu yeni değil aslında ve maalesef ilk de değil!

· Bugün dünyada kaç yunus avlanıyor? Nerelerde?
Şenpolat : Japonya’nın Taiji bölgesi, her sene, “drive hunt” adı verilen yunus avı sezonu nedeniyle kan gölüne dönüyor. Burası, yeryüzünde cehennemin kendisi! Her sene yaklaşık 20 bin yunus katliama kurban gidiyor. 1963 – 1999 yılları arasında Japonya Hükümeti, 668 bin 393’un yunusun balıkçılar tarafından avlanmasına resmi olarak izin verdi. Bu yunusların bazıları etleri için avlanırken, büyük bir bölümü de yakalama sırasındaki “ufak” kazalar nedeniyle hayatını yitirdi. Geri kalanlar ise, şehirlerdeki gösteri havuzlarına ve akvaryumlara hapsedilmek için yaşam sularından koparıldılar. Aynı hükümet, 2000 yılında 21 bin 775 yunusun avlanması için izin vermişti. Balıkçılar, yakaladıkları her canlı yunus için ortalama 150 bin dolar alırken, ölü bir yunusun fiyatı 500 dolara denk geliyor!
Norveç ve İzlanda’da da deniz memelilerinin avlandığı bilgisi var. Özellike Danimarka, Faroe Aadaları’nda yine her sene, aynı acımasızlıkla, “grinds” adı verilen balina avı düzenliyor (yunusların avlanmasına da izin veriliyor). Bunu “halkın tarihsel ve geleneksel uygulaması” gerekçesiyle yapıyorlar! 2009 yılında 310 adet balina sırf bu geleneksel uygulama nedeniyle hayatını yitirdi.
Kanada’da Inuit yerlileri ise, her sene yaklaşık 800 adet beluga ve balina yakalıyor! Karayipler’de her sene 300-450 arası balina her sene avlanıyor pazarlarda etinin satılması için. Endonezya ise, istatistiklerin dışına çıkarak avlanmaya devam eden ülkelerden. Amerika’nın Alaska Eskimoları, Rusya’nın kuzeydoğu Sibirya bölgesinde yaşayan halklar hala bazı deniz memelilerini (ağırlıklı balina) avlayarak geçiniyorlar.
·
· Ne amaçla avlanıyor ya da öldürülüyorlar?

Şenpolat : Japonya’da yunuslar az tüketilmekle beraber yemek için ancak genelde yunus gösteri merkezlerine yeni eğitilmeye para kazanmaya ait bir yol olduğu için binlerce avlanıyorlar. Bu kadar çok hayvanat bahçesi ve dolphiniarum olduğu sürece Japonya’daki ( hatta Kamboçya’daki ) belli bir kesimi maalesef finanse ediyoruz. Japonların bile çoğunun bundan haberi yok. Ta ki Oscar kazanan THE COVE ( KOY ) adlı film gösterene kadar haberleri de olmadı. Daha sonra da utandılar. Ancak hala bu canavarca Japon sularında hileye dayalı olarak devam eden av sona ermedi.

Türkiye’de Yunuslar, küçük balıkları yedikleri gerekçesiyle 1960'tan 1980'lere kadar devletin balıkçılara dağıttığı fişeklerle öldürüldü. Yunusların vurulması o dönemde Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında sorunlara neden oldu. Ruslar o dönemlerde haftada bir bize protesto notası veriyorlardı. Sorun Avrupa Parlamentosu'na yansıdı. Türkiye büyük sıkıntılar yaşadı. Çünkü bütün dünya ülkeleri, yunusların denizlerdeki ekolojik denge içindeki önemini biliyordu. Bir tek biz görmezden geliyorduk. Türkiye uluslararası mahkemelere verilme durumuyla karşılaştığı sırada Avrupa Konseyi'nde Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi hazırlandı.

1979'da da Bern Sözleşmesi adı altında imzalandı. Bunu imzalayan ülkeler, yunusları da koruma altına alma yükümlülüğüne girdi. Türkiye 1984'te bunu onayladı.
Yunusların ekonomik değer taşıyan balık sürülerini tükettiği bilgisi yanlış. Sayılarında artış var ama bu çok olumlu bir şey çünkü denizlerin yeniden sağlığına kavuştuğunu gösteriyor.Türkiye'de 222 bin balıkçıdan yüzde 10'u avlanan balığın yüzde 90'ına sahip. Bunlar istedikleri kararları çıkarmaya çalışıyor.
Ortada çok farklı bir tablo var. Tarım Bakanlığı, Türkiye'de yaygın şekilde usulsüz balıkçılık yapılmasına göz yumuyor. Işıkla balıkçılık, trolle avlanmak balık stoklarını vahim şekilde tüketiyor. Yasak olmasına karşın şu an 3 bin trolün olduğu tahmin ediliyor.


Yunuslar hedef saptırmaca. Balık stoklarının erimesine kılıf uyduruyorlar. Geçen hafta Sahil Güvenlik ile birlikte 20 günlük bir çalışmamız oldu. 200 kişi yasak avlandıkları için yakalandı.
Eğer yunusların vurulmasına izin verilirse bu Türkiye'nin başına daha büyük sorunlar açabilir. Biz bunu yaptırtmayacağız onlara. Bu konuları çok yakından izliyoruz. Kıyameti koparırız ve herkesi başlarına üşüştürürüz.

· Türkiye’de yunus avı nerelerde ve ne amaçla yapılıyor?
Şenpolat : 26.01.2007 tarihli Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na bağlı Kontrol ve Koruma Genel Müdürlüğü’nden elimize ulaşan yazıya göre, “zihinsel ve bedensel engellilerin terapisi ile gösteri amacıyla yararlanmak amacıyla” bakanlığa başvuru yapan 6 firmaya Türkiye sularında yunus avlama izni verilmiştir! Buna gerekçe olarak da Ukrayna ve Rusya’dan getirilen 5 yunusun daha önce zarar görmesi ve ithalatın zorluğu öne sürülmüştür! Yazının tarihine kadar olan -2007- süreçte, aynı yazıda belirtildiği üzere, 6 yunus yakalanarak tesislere konulmuştur. Örneğin; yine 31 Mayıs 2006 tarihli aynı birimin yazısına göre, O….adlı bir şirkete 4 adet yunus avlama izni verilmiştir. Hükümetlerarası bir oluşum olan Avrupa Konseyi’nin düzenlediği Bern Sözleşmesi Sekreteryası’na 2010 yılında sunulan ve Türkiye tarafından hazırlanan resmi belgeye göre; 15 Nisan 2007 tarihine kadar toplam 23 yunus avlanmış, 7’sinin avlanma izni ortadan kaldırılmış ve izinler askıya alınmıştır. Resmi olarak avlanma noktaları tarafımıza açıklanmamış olsa da, SAD raporlarında, Foça, Karaburun, İskenderun Körfezi ve Marmara Denizi’nde avlandıkları bilgisi belirtilmiştir. Hisarönü’ndeki havuzda esaret altındaki yunusların ise, kendi karasularımızda, Karaburun açıklarında avlandığı ortaya çıktı! Önce Kaş’a, sonra Hisarönü’ne taşındı, hem de buz kamyonlarının arkasında. Mavi bir brandayla havuza karga tulumba bırakıldılar. Bunun fotoğraflarını çeken yabancı turistler oldu.
(1983 yılında, yunusların Türkiye’de avı tamamen yasaklanmıştı oysa ki… Bu yasak, bilinen haliyle, çıkan özel izinlerle birlikte, ilk kez 2006 yılında delinmiştir.)
(Bu belgeye göre; yasal izinle; Kuşadası’ndaki A... Gösteri Merkezi 9 yunus; Marmaris’teki Dolphin-..... Otel ‘rehabilitasyon’ için 5 yunus; Antalya’daki T... A... gösteri amaçlı 3 yunus ve Bodrum’daki Y... Turizm ise yine gösteri amaçlı 6 yunus avlamıştır).

İzinsiz, denetimsiz, ruhsatsız havuzlar
Son olarak yine 2006 tarihli aynı yazıya göre, Tarım Bakanlığı’na bağlı il müdürlükleri, bu havuzları ve parkları kontrol etme yükümlüğündedir.Oysa Şubat 2010’da 4 yunusun ardı ardına öldüğü S...A... Yunus Gösteri Merkezi’nin o tarihlerde Tarım Bakanlığı’ndan yunuslar için alınması gereken CITES belgesinin ve hatta “yunus parkı açma izninin” olmadığı bilgisi, yine Alanya Kaymakamlığı tarafından bize belgesiyle gönderilmiştir! Yalnızca Türkler Belediyesi’nden aldığı “işyeri açma izninin olduğu” bildirilmiştir. Yani, Türkiye’de, izinsiz ve denetimsiz, bakkal açar gibi yunus parkı açılıyor! Bu hukuksuzluk kervanında sorumlu, başta Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, ardından da Çevre ve Orman Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’dır!
Haziran başında Kaş’taki yunus gösteri merkezinden Fethiye-Hisarönü’ndeki çocuk havuzu büyüklüğündeki yere taşınan iki yunus ise (Tom ve Mischa), yine “işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmayan” bir Rus işadamının sayesinde, 1.5 aydır, hem fiziksel, hem de psikolojik travma geçiriyor. Çalışma ruhsatı olmamasına rağmen, parkın önüne “açıktır” panoları konup 10 dk. Yunuslarla yüzmek için müşterilerden 50 pound alıyor (şimdi 35’e düşürdüler müşteri gelmeyince!) Bu iki yunusun, ölüm havuzuna ne kadar dayanacakları ise meçhul! İzin çıktığında, onların kısa vadede ölümü için de izin çıkmış olacak…
· Yunusların, avlanmaları ya da öldürülmesi nesillerini tehdit eder boyutta mı? Eğer böyle giderse tehlikeye girer mi?

Şenpolat : Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) 2009.1'e göre statüsü Karadeniz popülasyonu için “tehlikede” (EN - endangered), dünya çapındaki genel popülasyonu için “asgari kaygı” (LC – least concern) olarak belirlenmiştir.

Ancak bizim ülkemizde de olduğu gibi, “afalina” türü (common bottlenose dolphin), dünyada en çok tutsak edilen yunus türüdür.

Bu türler yukarıda bahsi geçen uluslararası anlaşmaların yanı sıra, 1380 sayılı su ürünleri kanunu ile de koruma altındadır.

Yunusların, bugün baktığımızda en büyük düşmanı insandır. Her canlının bir doğal düşmanı, tehdidi vardır: Deniz memelilerinin ise insandır. Örneğin; tesadüfi ağa yakalanma (bycatch), deniz ve ses kirliliği, aşırı balık avcılığına bağlı besin kıtlığıdır. Ve tabi ki gösteri merkezlerinde sigortasız işçi kıvamında çalıştırılmak üzere yakalanmalarıdır.

Ancak bu yabani türlerin, insanları taklit etmeye zorlanmalarının, şarkı söylemek ve göbek atmak için uzun süre aç bırakılarak eğitilmelerinin hiçbir anlamı ve mantıklı açıklaması yoktur!


Biz, HAYTAP ve SUALTI GAZETESİ olarak, standartları tartışmıyoruz.

Biz, tüm yunus parklarının ve akvaryumların kapatılmasını tartışıyoruz. Bu yabani türlerin, diğer hayvanlarla birlikte, gösteri işçilerine dönüştürülmesini engellemeye çalışıyoruz. Önemli olan, türlerin nesillerinin tükenme noktasına gelene kadar sömürülmesi ve ondan sonra çözüm yolları aranması değil.

Evet arkadaşlar...
Bu mesele de bu şekilde kapanmış oldu...
Okuyan arkadaşlara teşekkür ederim.
Duyarlılığı artan arkadaşlar da bu konuda birşeyler yapsınlar..

Konu siyahlale2 tarafından (06-16-2011 Saat 00:46 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Otomatik Mesaj Birleştirme
siyahlale2 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-16-2011   #3
Banned
Avatar Yok
Üyelik tarihi: Mar 2011
Mesajlar: 1.334
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 19
Rep Derecesi : Koon is on a distinguished road
Ettigi Tesekkür: 1106
Aldigi Tesekkür: 745
Standart --->: Yunustan gelen şifa

@ S. Lale

sence ne yapabilirz... yani burasi yerimi... Konu acilmasi ve bilgilendirme elbett uygun... ama organizesi gerekli seylerin olabilecegi bir ortamda deyiliz...

böyle bir sitede kalkipta, "Bülent Ersoyun cinlerine merhamet.. onlari kurtaralim"... diye bir konu acsaydin, en az 20 kisi cevap yazardi...

yani bencede Marketlere gittigimiz Zaman, sosis Konservelerinin önünde 1 dakika saygi durusunda bulunmamiz gerekli..
Koon isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-16-2011   #4
Aktif Üye
siyahlale2 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Apr 2011
Mesajlar: 474
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı : 11
Rep Derecesi : siyahlale2 is on a distinguished road
Ettigi Tesekkür: 223
Aldigi Tesekkür: 144
Standart --->: Yunustan gelen şifa

direk ben konuyu açsaydım.. "burası yeri mi" ile cezalandırılabilirdim.. şifa kaynağı amaç ama amaca götüren araçlar da meşru olmazsa bu durumdan ne hayır gelecek? sorduğunuz soru benim bu sitede olma sebebimle direk ilgilidir.

özel seçimlerin haricinde insanlar ruhsalenerjiye genelde şifa açısından gelirler. benim penceremden böyle görünüyor. ve bu da bir şifa metodu olarak sunuldu, ben de buraya gidecekken az kalsın, araştırdım ve vazgeçtim. bu konuya bakanlar ve etkilenenler, araştırma yapmamış ve yapamayacak olanlar için hazır bir araştırma sundum..

ve siz?
1001 Kahhar ile bakire bir kıza açtırılan adam öldürmece metodlarına, ya da kedi kanı yok bilmem ne sidiği ile yapılan şeylere itiraz etmiyorsunuz da, benim bu uyandırma servisime itiraz ediyorsunuz.. burası ne yeri peki? o zaman söyleyin ne yeri olduğunu...

yapılması gerekenler konusunda samimiyseniz bunu da yazarım..

ayrıca saygı duruşu meselesi de senin tarzına, benzetme yeteneğine düşürücü bir etki yapmış..
onu silerdim yerinde olsam..

Konu siyahlale2 tarafından (06-16-2011 Saat 01:16 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Otomatik Mesaj Birleştirme
siyahlale2 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-16-2011   #5
Banned
Avatar Yok
Üyelik tarihi: Mar 2011
Mesajlar: 1.334
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 19
Rep Derecesi : Koon is on a distinguished road
Ettigi Tesekkür: 1106
Aldigi Tesekkür: 745
Standart --->: Yunustan gelen şifa

anlasildi... seni kizdirmisim...
hani konunun en altina, duyarlilik ikazinda bulunur gibisine birseyler eklemissinya.... ben aslinda ona cevap verdim... yani böyle bir ortamda, konu en fazla okunur... gerisi, burada gerceklesmesi zor organize isidir... demek istedim...

yani son konunun son satirlarinda , cevap yazilmasini istemissin bende düsüncemi yazdim...

Burasi kedi kani ile büyü ve kahhar ile kaynanalarin bayiltilmasi ilimlerinin tartisildigi bölge... yani yapacak birsey yok..

saygi durusunu silmeyeyim... belki okuyup saygi durusuna gecenler olur...
Koon isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-16-2011   #6
Aktif Üye
siyahlale2 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Apr 2011
Mesajlar: 474
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı : 11
Rep Derecesi : siyahlale2 is on a distinguished road
Ettigi Tesekkür: 223
Aldigi Tesekkür: 144
Standart --->: Yunustan gelen şifa

kızgınlıktan ziyade şaşkınlık oluştu. konuyu normal bulup da, şerhini anormal bulan bir yoruma dair oluşan şaşkınlık.. ve ayrıca toplu eylem yapalım denmiyor son cümlede. duyarlılık artışı ve belki hazır metin olarak elde tutulan dilekçenin sağa sola maillenmesidir önerilen.. herşey yine burada, yani pc'nin başında gerçekleşecekti. tabi senden "burası yeri mi" diye bir sarı ışık gelmeseydi..

........................................bu bir yunus balığının öyküsüdür,
yazılmasa da olurdu.....................

Konu siyahlale2 tarafından (06-16-2011 Saat 14:55 ) değiştirilmiştir..
siyahlale2 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
gelen, yunustan, şifa


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:06 .


K-L, Havass Çalışması, Astral Seyahat, Hayatın İçinden, Fal & Tarot, Havas İlmi Soru Cevap & Yardım İstekleri, Cinci Ve Büyücülerin Teşhisi, Rıfai'ye, Bakım Çeşitleri & Metodları, Kötü Alışkanlık & Huylar, Bektaşilik, Sinema, Maji Çalışması, Mübarek Aylar, Mübarek Günler ve Geceler, E-F, Hanbeli mezhebi, İlmu't-Tılsımat, Ezoterizm, İlmu'z-Zahîr, Cemaziyel Ahir Ayı, Safer Ayı, Bluetooth Driver, Tasavvuf Klasikleri, Kısmet & Şirinlik, Ramazan Bayramı, Muhabbet Büyüsü, Zikir, Büyü Maji Uygulamaları & Davetler, Çocuklar İçin Uygulamalar, Tarih, İlmu'l-Havâs Genel Açıklama, Mezhepler, Kültür & Sanat, İlmu'n -Nebati Şifa, Ruhsal Cafe, Bayramiyye, Canbar Büyüsü, Duyurularımız & Yeniliklerimiz, Özel Paylaşım Bölümü, Şifalı Taşlar, Yaşadığımız Dogaüstü Olaylar, Evliliği Bozma Büyüsü, Vehabbilik, Duruişiti, Dini Filmler & Belgeseller, Sözlük & Alfabeler, Bio Enerji, Peygamberler, Antik Uygarlıklar & Örgüt Ve Cemiyetler, Kadir Gecesi, İlmu'l-Havâssu'l-Kur'ân, Durugörü, Miraç Kandili, İlmu'l-Havâssu'l Celcelûtiyye, WebCam Sürücüleri, Psikoloji, Nakşibendiyye, Cin'in İnsan Bedeninde Bulunduğunun Teşhis Edilmesi, Cazibe Büyüsü, Aile, Evlilik & Çocuklar, İlmu'l- Ledünni, Tasavvufî Müzikler, Diğer Formüller, Levitasyon, Elektronik, Hadis-i Şerifler, Usui Reiki, T-U, Toplu Enerji Uygulamaları, Haftanın Fırsatı, Hz. Muhammed Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, Kundalini Reiki, İlmu't-Tabir-i Rüya, Hak Din İslam, A-B, Kutsal Kitaplar, I-İ, Cin Ve Büyü'den Korunma Yolları, Psikokinezi / Telekinezi, Vcd & Dvd arızaları ve kullanımı, Metafizik Video Bölümü, Kurallarımız & Uyarılarımız!, Tasavvufî Makaleler, Melamiyye, Fıkıh, Ethernet Kartları, İlişkiler & Duygular, Ed-Duâu Silahu'l Mü'min, Maziden Olaylar, Aşure Günü, Cinler ve Ruhsal Varlıklar Alemi, İlm-u'l Hurûf, Osmanlıca Kitap Tercüme, Alimler ve Evliyalar, İlmu'l- Lügat, Bilim & Teknik, Rızk & Bereket, Aşırı Kanama Büyüsü, Nusayrilik, Bahailik, Metafizik, İlmu'l-Havâs'ta Uygulama Şartları, Selefiyye II, İlmu'l-Havâs Genel Uygulamalar, Evrensel Enerjiler, Yönetim Bölümü, Ayırma Büyüsü, Cemaziyel Evvel Ayı, Işınlama Ve Teleportasyon, Eğitim & Kadın, Cebriyye, Es'ariyye, Sevgi Büyüsü, İlmu'l-Hayvan, Mutezile, Celvetiyye, İlmu't-Tıp, Bektaşiyye, Doğa Üstü Olaylar & Hikayeler, Pcmcıa Driverler, Sağlık, Ismailiyye, Tartışma Platformu, Telepati, Alevilik, Tv arızaları, Kayıp & Çalıntı, İlmu'l-Havâssu'l Berhetiyye, Ticaniyye, Müsebbihe, Büyü Çeşitleri Ve Çözümleri, Vehim Büyüsü, Bağlama Büyüsü, Workshop, C-D, Cep Telefonları, Alfabeler & Harflerin sırları, Babilik, Selefiyye, Forum Zikirleri, Zebur/Hz.Davud (A.s), İlmu'l-Bâtın, S-Ş, İlmu'l Ahkâm-ı Nücum, Safii mezhebi, Enerji Okulu, Sia, İncil/Hz. İsa (A.s), M-N, Tarikatlar, Zilkade Ayı, Parapsikoloji, Regaib Kandili, Toplu Enerji Çalışması, Diğer Dinler & İnançlar, Hanefi mezhebi, Karı Koca'yı Ayırma Büyüsü, Meditasyon & Yoga & Tai Chi Chuan, Mürcie, Caferiyye, G-H, Kutlu Doğum - Mevlid Kandili, Güvenlik Kamerası Driverleri, Kadiyanilik, Kadiriyye, Arapça Uygulamalar, Allah Celle Celâluhû ve Esmâül Hüsnâ, Hac, Fotoğraf Makineleri, Deja Vu, Güncel Haberler, Recep Ayı, Muharrem Ayı, Rebiülahir Ayı, İlmu'l-Havâssu'l-Esmâu'l-Husnâ, Tv Kartı Sürücüleri, Kuantum, Sahâbeler ve Hayâtü's-Sahâbe, Soğutma Büyüsü, Evlilik Büyüsü, Güzellik & Sağlıklı Bakım Önerileri, Ahd-i Atik Tevrat/Hz.Musa (A.s), Aşk Büyüsü, P-R, Resim & Video, Mevleviyye, Havas Okulu, Kişisel & Manevî Gelişim, Bilgisayar, Melamiyye, Yazıcı Sürücüleri, Kurban ve Kurban Bayramı, Hurufilik, Şifâ & Tedavî, Dâ'vet & Azîmet, Korunma, Hipnoz, Erkeğin Bağlanması, Video kameralar (arıza ve kullanım), Medyumlar & Medyumluk, Es-Selamü Kable’l Kelam, Tasavvufta Kavramlar, Alışverişi İptal Büyüsü, Wicca Ve Maji, Uydu Cihazları, Halvetiyye, Bakım & Tavsiye Bölümü, İlmu'l-Havâss'ın Kolları, İlmu's-Sihr, Tütsüler & Buhurlar, Y-Z, Dürzilik, Notebook Driver, Aura, Serbest E-Kitaplar, Reenkarnasyon, Eğlence & Mizah, Televizyon & Radyo, Rebiül Evvel Ayı, Arapça Kitap Tercüme, Kaderiyye, Görüş ve Önerileriniz, Sorun ve Şikâyetleriniz, Kitap Tanıtım İnceleme, Hâricilik, İlmu'l Kevn-i Fesad, İlmu'l-Havâssu'l Cevşen, S-Ş, Şaban Ayı, İlm-u'l Huddam, Şevval Ayı, Ruhsalenerji Araştırmaları, Yezidiyye, Fax/Modem Driver, Tedavi İçin Ayetler,Dualar ve Rukyeler, Teknik Destek, Felsefe, Dua İstekleri, Psikometri, Dini Hikayeler & Makaleler, İlmu's-Simya, Psişik Güçler, O-Ö, Maliki mezhebi, Exorcism /Şeytan Çıkarma, Ü-V, Astronomi & Astroloji, Galibiyet & Dil Bağlama, Definecilik, Diğer Büyüler Ve Çözümleri, İlmu'l- Vefk, İlmu'l-Kimya, Kur'an-ı Kerim, Zilhicce Ayı, Mürekkepler & Yazım Malzemeleri, Maturudiyye, E-Kitaplar, İlmu'l-Feraset, Ses Kartı Sürücüleri, Hacet & İstek, İlmu'l-Havâs Ocağı & Malzemeleri, Ramazan Ayı, Teknik Destek, Sevgi & Saygı
Powered by vBulletin Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0