Bir yılın daha sonuna geliyoruz, sonbahar artık kendini iyice hissettirmeye başladı. Hepimiz için gerçek olan birşey var ki, o da taptaze umutlar, planlar, dilekler ve beklentilerle karşıladığımız 2008’in son çeyreğine girdiğimiz.. 2008 için eminim hepimizin kafasında iyilik, güzellik ve mutluluk adına pekçok şey vardı. Yeni kararlar almış, kendimize yeni hedefler koymuş, yapılacak iş listelerimizi hazırlamıştık. Mutlu ve hayattan memnun olmak adına liste içeriğimiz belliydi: Yeni yılda sigarayı bırakacak, kilo verecek, işimizi değiştirecek, artık kangren olmuş ilişkileri bitirecek, spora başlayacak, sabahları daha erken kalkacak, daha çok kitap okuyacaktık... Yılın sonuna doğru geldiğimiz şu günlerde bunların kaçı gerçekleşmiş diye baktığımızda ne görüyoruz peki?
Yılbaşında koyduğumuz hedeflerle ilgili olarak halihazırda 3 durumda olabiliriz: Başarabileceğimizi düşündüğümüz beklentilerimizi fazlasıyla karşılamış olabiliriz veya tam istediğimiz gibi tamamlamış olabiliriz ya da isteklerimizi gerçekleştirememiş olabiliriz. Eğer ilk 2 durumdan biri bizim için geçerliyse ne güzel.. Peki ya gerçekleşmeyenler? “Bu sene de olmadı, seneye inşallah” deyip 2009’a mı bırakacağız, yoksa ne yapacağız? Bu yılı beklentilerimizi karşılamış olarak bitirmek üzere 2,5 aylık bir süremiz kaldı. “2,5 ayda ne yapılır ki, çok az bir zaman, iyisi mi yeni yılda yeni bir sayfa açıp temiz temiz başlamak“ dediğinizi duyar gibiyim. Hadi silkelenin biraz, bi tane bile bişey yapsanız hiç yapmamaktan daha iyidir ve biliyorsunuz en uzun yolculuklar küçük bir adımla başlar..
Bu süreyi nasıl en iyi şekilde değerlendirebiliriz, nerden başlamak lazım şimdi ona bakalım: Madem sürenin kısalığından şikayet ediyoruz o halde önce onu uzatmamız lazım; bunun için de buyrun zaman yönetimine:
Biliyorsunuz zaman yönetimi sayesinde, daha az zamanda ve daha az stresle daha çok iş yapabiliriz; yapmak istediğimiz işlere daha çok zaman ayırabiliriz. Bu son 2,5 ayda orada burada boşa geçen saatleri yeniden kazanır ve bu zamanı daha verimli kullanabilirsek, günlük verimliliğimizi önemli ölçüde artırmamız mümkündür. Bunun için de amaç ve hedeflerimizin açık ve net olması, önceliklerimizin belirlenmesi ve çalışma alanımızın düzenlenmesi gerekiyor.
Ve zaman yönetiminin belki de en önemli unsuru; hayır demek.. Hayır diyememek çoğumuza ciddi vakit kaybettirir. Yardım isteyenlere sürekli evet demek yerine, onlara sorunlarını çözecek seçenekler sunduğumuzda dünya yıkılmaz merak etmeyin... Hayır demenin farklı alanları ve farklı şekilleri vardır: Örneğin ailemizle, arkadaşlarımızla, işyerinde birlikte çalıştığımız kişilerle olan ilişkilerimiz performansımız üzerinde etkilidir. Enerjimizi en çok aşağı çeken ilk 3 ilişkimizden önümüzdeki 2,5 ay boyunca kendimizi özgürleştirmek için yollar bulabiliriz. Bu 2,5 ayı nerede, kimle ve nasıl geçireceğimizi ve herbiriyle ne kadar zaman harcayacağımızı akıllıca belirlemeliyiz. İnternette geçirdiğimiz vakit de hedeflerimize ulaşmak için daha verimli çalışmalar yapabileceğimiz zamandan çalar. Favori siteler için belli bir zaman ayırıp internette sörf yapma alışkanlığını bir yana bırakmamız gerekiyor. Bişeyleri yapmamak için bahaneler üretmemek, soruna değil çözümlü odaklı olmak , enerjimizi aşağı çeken ve bizi sınırlayan düşünce kalıplarımızdan kurtulmak, televizyon ile boşa vakit geçirmemek, kendimize parasal durumumuzla ilgili hedefler koymuşsak harcadığımız her kuruşa dikkat etmek, kesintisiz çalışmak istediğimizde telefon engelini ortadan kaldırmak, sağlığımızla ilgili hedefler koymuşsak yediğimiz her lokmaya özen göstermek de hayır demenin farklı yollarıdır.
Yeterli zamanı bulduktan / yarattıktan sonra ne yapacağız diyorsanız, devamı yarına..
