![]() |
|
|
#1 |
|
|
her kim ramazani serifin son cuma günü imam minberde hutbe okuduktan sonra oturup dua ederken bir kagida,
ve lekad mekkennaküm fil erdi ve cealna leküm fiha meäyise kalilen ma teskürün. ayeti kerimesini yazip bir naylona sararak cüzdanin icinde tasiyan kimse o sene zarfinda katiyyen para sikintisi cekmez hic hesap ve ümit etmedigi yerden eline rizik ve para gelir |
|
|
|
|
|
#2 |
![]() Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 7.647
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 134
Rep Derecesi :
![]() ![]() Ettigi Tesekkür: 0
Aldigi Tesekkür: 4294967218
|
buunu görünce bunla ilgili bir anım aklıma geldi ve gülmeye başladım yazıyımda sizde tebessüm edin biraz
bu formülü her denemeye niyetlendiğimde günü ya unutup ya kaçırıyordum bir dahaki ramazana yaparım artık diyordum sanırım 3 kere falan oldu sonra 4 sene önce birden yine aklıma geldi ,cami o zaman benim evle bitişik camiye bile girmiyorum kapıya halı serip kılıyorum desem yeridir ama bu sefer gireyim dedim kağıdı kalemi aldım bi yanıma kuzenimi diğer yanıma yeğenimi oturttum ama millet ne yapıyo diyecek diye bi çıkarıp bi sokuyorum kağıdı sonra yazdım bitti az bi zaman geçti kuzen dediki abi yeni okunuyo hutbe yanlış yazdın sonra bir daha yazdım .bu dört sene önceydi sanırım o zaman maddi bir sıkıntım yoktu sonraki 4 sene içinde battım şu an batık starım yani bide iloğlu demişki bunu kopya kağıdı ile fazla yazıparkadaşlara dağıttık herkese faydası oldu ,demek ben dağıtsaydım lanetli bu adam diye kimse selamda vermeyecekti ucuz yırttık battğımızla kaldık hamdolsun ![]() eline sağlık ada123 kardeşim... tabi anımı yazdımda bana böyle olmuştur başkasına başka türlü olur bişey diyemem yani |
|
|
|
|
|
#3 |
|
|
Zaman kiymetlidir elbete.Dogru degerlendirmekte fayda vardir.Keske bos isler ile ugrasacagina dükkanin ile ilgilenseydin vs.Tabiri caizse Allah Teala kafasini calistiran insanlari sever,herseyi oturdugu yerde ondan bekleyen insanlari pek sevmiyor gibi.Calismak ve para kazanmak ibadetin en güzelidir.,Ama kimi arkadasimiz malesef bir dua ile köseyi dönme cabasinda vs.Insanlar caresizlikten türbelere hücüm ediyorlar kizini evlendirmek icin sifa bulmak icin vs,yani türk toplumunda yogun bir sekilde görülen bir hadisedir bu.Bakin isterseniz calismak ile ilgili bu yazida verilmis olan bu kiymetli mesaja.:=)
İslam ve Çalışma Çalışma, insanın en temel eylemlerinden ve insan olarak var olmanın şartlarından biridir. Hayatın tüm alanlarında insanın muvaffak olduğu başarılar, onun çalışan bir varlık olmasına dayanır. Çalışmayanın insanlar arasında değeri de olmaz. İsmail Safa bu gerçeği “Gökten iner mi tembel için arza bir maide? / Öyle kütük gibi yaşamakta ne faide?” beytiyle çok veciz bir biçimde anlatır. Akif merhum da Safahat’ında “Bekâyı hak tanıyan, sa’yi bir vazife bilir; / Çalış, çalış ki, bekâ, sa’y olursa hak edilir.” beytiyle çalışmanın insan ve millet hayatında bir esas olduğunu vurgular. Çalışma insan için hem bir zorunluluk, hem de bir görevdir. Çalışma bir zorunluluktur, çünkü bu kâinatı yaratan ALLAH (c.c.), insanı da yaratarak dünyamıza koymuştur. İnsan hayatı için gerekli olan her şey dünyamızda onun istifadesine sunulmuştur. Ama dünyaya, insanın hiç bir şey yapmaksızın kendiliğinden hayatta kalmasını sağlamak gibi bir görev verilmemiştir. Hayat için gerekli şeyleri bulup kullanması insana bırakılmıştır. Aksi takdirde hayatta kalması söz konusu olamaz. Bunun için insan, yeme içme, barınma ve korunma gibi faaliyetler yapmak zorundadır. Çalışma insan için bir zorunluluk olduğu kadar aynı zamanda bir görevdir de. Görevdir, çünkü insan, hem kendine, hem de çevresine karşı görev ve sorumlulukları olan bir varlıktır. En başta varlığı insana, ALLAH tarafından emanet olarak verilmiş ve varlığını koruması istenmiştir. Bu emaneti korumak onun temel görevlerindendir. Hiç kimse bu emanete ihanet edemez, onda dilediği gibi tasarrufta bulunamaz ve onu yok etmek için çalışamaz. Yeme-içmeyi, barınma ve korunmayı terk ederek onu yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakması caiz değildir. İnsanın kendi hayatını devam ettirmesi dinen ona yüklenmiş bir görevdir. ALLAH onun bu görevini tarihin belli safhalarında vahiy yoluyla hatırlatmıştır. Çalışma insan için şahsî olduğu kadar toplumsal bir görevdir de. İnsan bu dünyada tek başına yaşayan bir varlık değildir. O, toplum içinde yaşar ve diğer insanlarla çeşitli ilişkileri vardır. O, duruma göre ya bir ana-baba, ya bir evlat veya bir akraba, bir komşu, bir arkadaştır. İnsan bir makine değildir ki çevresine karşı ilgisiz kalsın. O bir ana-baba ise evladı için, bir evlat ise ana baba ve diğer yakınları için çalışması onun görevidir. Hatta insan, insan olmanın verdiği bir duyguyla icabında hiç bir bağı olmadığı kimseler için, bunun da ötesinde mevcut ve gelecek tüm insanlık için bile çalışmalıdır. Bu açıdan bakılacak olursa onun diktiği bir ağaç, ektiği bir ekin, dokuduğu bir kumaş, yaptığı bir ayakkabı, icat ettiği bir alet, ürettiği bir teknik, sadece kendisi veya yakın çevresi için yapılmış çalışmanın eseri değildir. Bunlar diğer insanlara da ulaştırılır, onların da istifadesine sunulur. Mesela, telefonu icat ederek haberleşmeyi kolaylaştıran, ampulü icat edip elektriği ışığa döndürerek gecemizi gündüze çeviren kimseler, bunları sadece kendileri için yapmamışlardır. Bütün insanlık bunlardan yararlanmaktadır. Peki, İslâm’ın temel kaynaklarında yani Kur’ân ve Sünette çalışma hakkında neler söylenmektedir? Öncelikle şunu söylemeliyiz ki, Kur’ân-ı Kerim ve Hz. Peygamber (s.a.s), fıtrata ters bir şey söylemez. Yani ALLAH (c.c.) tekvînî emir (yaratılış kanunları) açısından insanı çalışmak zorunda yaratmışsa, sonra da kalkıp bunun aksine “Ey insanlar! Çalışmayın” demez. ALLAH (c.c.) böyle bir abesiyetten münezzehtir. Bilakis O, yüce kitabında, insanın aklen ve hissen kavrayacağı çalışmak zorunda olduğu gerçeğini yer yer hatırlatmış, hatta teklîfî emirle çalışmayı insana bir vazife olarak yüklemiştir. “ALLAH’ın (c.c.) iki çeşit kanunu vardır. Bunlardan biri, kâinatta cereyan eden ve fizik, kimya, astronomi, astrofizik, biyoloji ve tıp gibi değişik ilimlerin esaslarını teşkil eden kanunlardır. Buna “kâinat kitabı” da diyebiliriz. Bu kitap bir bakıma sessizdir, fakat dilinde bin bir nağmenin tesiri gizlidir. İkincisi; nebiler vasıtasıyla ALLAH’ın bize gönderdiği kanunlardır ki, bizde Kur’ân, diğer peygamberlerin elinde de Tevrat, Zebur, İncil gibi kitaplardan ibarettir. İşte bu iki kitabın da bilinmesi ve hükümlerine riayet edilmesi şarttır. Ekseriyet itibarıyla, kâinat kitabını okuyup değerlendirmenin mükâfatı dünyada verilegelmiştir. Kur’ân’a uymanın mükâfatı da ahirette. Binaenaleyh mü’minler, Kur’ân’ın sadece ibadet ü taata müteallik meselelerine uyuyorlarsa, mükâfatsız kalmayacaklar ama bu, ahirette olacaktır. Başkaları kâinat kitabını okuyor ve onun kanunlarına riayet ediyorsa onun mükâfatı da dünyada verilecektir. Hem dünya hem ukbâ muvaffakiyetlerine gelince; bu da her iki kitabı aynı seviyede okuyup anlamaya bağlıdır. Aslında bu iki kitap, bir hakikatin iki yüzünden ibarettir. Her ikisinde de aynı el ve aynı kudret vardır. Kâinatı, çeşitli zenginlikler ve derin muhtevasıyla bir kitap, bir meşher haline getirip önümüze seren Cenâb-ı Hak –tabir-i câizse– aynı zamanda onu bir de Kur’ânıyla seslendirmektedir. Hatta O, kâinat kitabının bir parçası olan bizleri de yine Kur’ân’la bize anlatıyor. Câzibe-dâfia, infilak, nümüvv kanunları çerçevesinde, bütün varlıkla alâkalı bize neler ve neler anlatıyor.! İşte bu iki kitaptan herhangi birindeki bir eksiklik, bize telâfisi imkansız nelere ve nelere mâl olagelmiştir..”(F. Gülen, Prizma 4, İstanbul 2003, s. 82-83) İşte ALLAH (c.c.) Kur’ân’ında bazen hatırlatma bazen de emirlerle fıtrat kitabında yazdığını insanoğluna bildirmektedir. Nitekim Necm suresi 40. ayetinde insanın ancak çalıştığının karşılığını alacağını ve Nebe suresi 9-11. ayetlerinde de geceyi dinlenme, gündüzü de çalışma vakti kıldığını beyan etmiştir ki, bunlar birer hatırlatmadır. Mülk suresinin 15. ayetinde “ALLAH yeryüzünü sizin emrinize vermiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın ve rızık olmak üzere verdiği şeyleri elde ederek istifade edin”, Cuma suresinin 10. ayetinde ise, “Namaz kılınca yeryüzüne dağılın ve ALLAH’ın lütuf olarak verdiği şeyleri elde etmek için çalışın” buyrulmaktadır ki, bunlar istihbâbî olsalar da birer emirdir. Kuran ve Sünnette çalışmadan bahseden nasslar genelde rızık eksenli bir çalışma üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu durum, sanki dar bir alanda çalışma tavsiye ediliyor da, diğer alanlardaki çalışmalar ihmal ediliyor anlamına gelmemelidir. Hud suresinin 61. ayeti bu çerçeveyi oldukça genişletmektedir. Bu ayette “Sizi yeryüzünde yaratıp, orayı imar etmenizi dileyen ALLAH’tır.” denilmektedir. Ayette geçen “isti’mar” kelimesine tefsirciler tarafından iki anlam yüklenmiştir. Bunlardan birincisi, “ALLAH sizi, yeryüzünü imar ediciler yaptı”, ikincisi de, “ALLAH sizi yeryüzünü imarla vazifeli kıldı” şeklindedir. Birinci tefsir şekli tekvînî emri ifade eder, ikincisi ise teklîfî emri. İslâm uleması yukarıda zikrettiğimiz ayete dayanarak, meskenlerin yapılması, su kanallarının açılması, ağaçlandırma çalışmaları gibi imar işlerinin topluma farz olduğunu söylemişlerdir. (İbn Kesir, Tefsir, 2/450; İbn’l-Cevzi, Zadü’l-Mesir, Beyrut 1984, 4/133; Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit, Beyrut 1992, 6/175.) Zikrettiğimiz ayetlerde görüleceği üzere Kur’ân’ın değer atfettiği çalışmanın iki temel noktası vardır. Bunlardan birincisi, insan hayatının devamını sağlayacak olan temel ihtiyaç maddelerinin temini, yani rızık istihsaline yönelik çalışmadır. İkincisi ise, hayatı kolaylaştıran, yaşamayı rahat hale getiren altyapıyı sağlamak için çalışmadır. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de bu iki noktada çalışmayı hem teşvik etmiş, hem de sahabeden bazılarına bizzat nasıl çalışılacağını öğretmiştir. Hz. Peygamber’in hadislerinde rızık teminine yönelik çalışma son derece yüceltilmiştir. Örneğin “Öyle günahlar vardır ki, onları ne namaz, ne oruç, ne de hac affettirir, onları ancak geçim temini için yapılan çalışma siler, götürür” (Sehâvî, Ahsenü’t-Tekâsîm, Beyrut 1994, s. 157), “Çalışmaktan elleri nasır bağlayan ve yorgun olarak uyuyan kimse mağfur olur”, “Âdemoğlundan hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir rızık yememiştir. ALLAH’ın nebisi Hz. Davud da elinin emeğini yerdi” (Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ, İcare 15), “Helal rızık temini için çalışma ALLAH yolunda cihad etmek gibidir” (Hindî, Kenzü’l-Ummâl, 4/6) hadisleri bunu açık bir biçimde göstermektedir. Ayrıca şu hadiseler de, bunu ifade etmesi bakımından zikretmeye değerdir. Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.s.) Sa’d b. Muaz’la karşılaşıp tokalaşmış, ellerinin nasırlı olduğunu görünce sebebini sormuş, o da, ailem için çalışmaktan böyle oldu deyince, Efendimiz, “İşte ALLAH’ın sevdiği eller” buyurmuştur. Diğer hadise de şudur: Kays b. Ebu Gareze ticaret yapan bir insandır. Medine’den bazıları Kays ve adamlarını ‘simsar’ olarak nitelemektedirler. Bu ifadede biraz kınama vardır. Bu şekildeki niteleme onların ticaret şevkini kırmaktadır. Peygamber Efendimiz ise ‘tüccar’ olarak nitelemiştir ki, bu şekildeki niteleme onlar için bir teşvik olmuştur. (Ebu Davud, Büyu, 1; Tirmizi, Büyu, 4). Peygamber Efendimiz (s.a.s.), hem bizzat çalışarak örnek olmuş, hem de bazı sahabilere nasıl çalışılacağını öğretmiştir. Bir defasında kendisinden bir şey dilenen fakir bir adama, dilenmenin kötülüğünü söyledikten sonra “Evinde bir şey yok mu?” diye sormuş, o da bir kap ile bir örtüden başka bir şey olmadığını söylemiştir. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.s.) onları getirmesini istemiş, adam da gidip getirmiştir. Hz. Peygamber, yanındaki sahabeye onları açık artırma ile iki dirheme satmış ve parayı adama vererek bir dirhemle ailesi için yiyecek, kalan bir dirhemle de bir ip ve balta alıp getirmesini tembih etmiştir. Adam iple baltayı getirince gidip ormandan odun toplamasını ve pazarda satmasını öğütlemiş ve kendisine onbeş gün mühlet vermiştir. Onbeş gün sonra adamın on dirhem kazanarak geri döndüğü görülmüştür. (Ebu Davud, Zekât, 26; İbn Mâce, Ticârât, 25) Konu KENDYAZ tarafından (07-02-2009 Saat 06:09 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
#4 | |
![]() Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 7.647
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 134
Rep Derecesi :
![]() ![]() Ettigi Tesekkür: 0
Aldigi Tesekkür: 4294967218
|
Alıntı:
boş şeyler dediğin bu tür ilimlerse benim onlara harcadığım vakitler sayesinde ortaya çıkarttığım onlarca çözümlemeden faydalanan çok kişi oldu buda bi kazanç olsa gerek .bazen insanların kafası bazı şeylere basmayabilir sorun değil ,herşey bir imtihandır bunu iyi idrak etmek lazım ve benim yaptığım gibi her zaman halinden memnun olup şükreden kişileri örnek almak gerekir belkide değilmi en doğrusunu allah bilir |
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
|
Sen masallah hamaratsin ve her gün ve gece is ile mesgulsun.
Bos is dedigim bu "ilim yada Dualar"degildir sevgili kardesim sakin yanlis anlasilmasin,aksine gün gelir herkez duaci olur.Ama ben diyorum ki ibadetin en güzeli calismaktir.Paran yoksa kime neyin zekatini vereceksin mesela? Nereye cami yaptirackasin? Hangi garibanin karnini doyuracaksin? Birak zekati bayramdan bayrama kurban bile kestiremezsiniz.Pratik uygulama derim ben sadece,caresiz kalirsam dua ederim.Sanki Cenabe Allah CC in baska isi yokta beni zengin etmek ile ugrasacak anlatabiliyormuyum? Herseyi Allahtan beklemeyelim diyorum ben sadece star efendi.Genel anlamda, calismayin oturdugunuz yerde köseyi dönme calismalari yapin üzerinize bir vefk takin ve bugünden yarina zengin olun? mümkün degil tabiki.Benim dayim Dua edip yalvaracagina gidip 2 tane Cami yaptirdi ve Izmirde bulunan bir köye su getirdi (baglatirdi)vs.Yani günlük yapabilecegimiz Dualar vardir mutlaka,bunlari ayri tutuyorum ama özelikle su kisa zamanda zengin olma "dualari ve tilsimlari"ile alakali olarak hep kiziyorum ben.Bunun neresi ibadetdir allah askina? Allah CC bana ibadet edin bana hizmet edin diyor,paraya söhrete tapin demiyor ki degilmi ama star kardesim? Üstüne alinma yani,genel bir enformasyon veriyorum sadece.Bak dikkat ediyorsan fetva veriyorum demedim hehe ![]() Konu KENDYAZ tarafından (07-02-2009 Saat 07:17 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
#6 |
![]() Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 7.647
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 134
Rep Derecesi :
![]() ![]() Ettigi Tesekkür: 0
Aldigi Tesekkür: 4294967218
|
kendyaz hocaefendi kardeşim üstüme alınacak yada alınmayacak yada komple alınacak bişey yok zaten
güzel diyorsun senin enformasyonlara hastayım zaten ezelden beri arada fetvada verebilirsin yani sorun olmaz .....bende kızıyorum zaten bazı şeylere .sen en iyisi bana sağlam bi bakım yap bakalım nolcak bu starın hali ezan okunuyo bana müsade sabah namazından sonra yapılacak bir formül vardı onuda bi deniyim ,söylemem sana ama yine kızarsın sen hayırlı sabahlar |
|
|
|
|
|
#7 |
|
|
Hayirli bir is ise ki yapmak istedigin (örnegin civcivini yiyen köpeyi kirbaclamak,mezarliklarda dolasmak,mendel vs) sana basarilar dilerim tabiki.Yine de cok merak etim bak neden yalan söyleyeyim? Bana söyleyebilirsin,aramizda kalacak söz veriyorum falan.Gece yarisi mezarliklarda ayin filan yapmiyorsunuz degilmi ? ![]() |
|
|
|
![]() |
| Tags |
| için, kalmamak, katiyen, parasiz, parasız, İçin |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|