![]() |
|
|
#1 |
|
|
Kendi araştırmamdır.Dini-Tasavvufi bir sitede yayımladım ilk olarak.
Selâmun Aleykum Kardeşlerim. Bugün 3 dilde tasavvuf edebiyâtının özelliklerini anlayabildiğim kadarıyla yazacağım. Bizim çok düştüğümüz bir yanlışlık vardır. Arâb ve Fars (Îrân) Edebiyâtını aynı sanırız. Halbuki birbirinden çok ama çok farklıdır. Fars Edebiyâtının babası Firdevsî ve Şehnâmesidir. Bu Edebiyât tamâmen simgelerden oluşur. Şarâb, sevgili, dudak, çiçek vs. Bize çiçek isimlerinin çoğunun farsçadan geçmesi tesâdüfî değildir. Şâirlerden bu simgeleri gerçek manada kullananlarıda vardır. İşte fars tasavvûfî edebiyâtı bu imgeci şarap-güzel bayan-sevgili-dudak, zülüf, vslerden müteşekkil bir edebiyatın içinden çıktı. Bu haseble fars tasavvufî edebiyâtı derin simgelere sahib yazılması için uğraş isteyen san'atsal yönü ağır bir edebiyat oldu. Öyle simgeler kullanıldı ki o kişinin mutasavvıf olduğu bilinmese, alkolik-kadın kız düşükünü bir insân zann edilir. Halbûkî mutasavvıflar burda derin manalarla san'atı asıl kimin yapacağını bu kelimeleri zahiriyle kullananlara gösterdiler. Arap Tasavvuf Edebiyâtıysa Sırların İfşâsı ve Öğütlerdir, Arâb Edebiyâtı Farsçaya hiç benzemediğinden böyledir. Arâb tasavvuf edebiyâtı gerçekten sırlarla doludur. Unutumayalım ki Şeyh-i Ekber İbn Arâbî Hzlerinin Hallacı Mansur Hazlernin Kuddise Sirrahum dili bu dildir. Türk Tasavvuf Edebiyâtıysa bu 3'ündende farklıdır. Şimi bir söz söyleyeceğim, profesörlerimiz bana kızıcak, sen kimsin de yeni ta'rif yapıyorsun diyecek, olsun. Türk Şiiri Modern Şiire kadar Divân Şiirini saymazsak Tâmâmen irticâlidir! Şâir hızlıca; gelen ilhâmı dillendirir kâfiyenin fizîkî özelliğine vs bakmadan, san'at kaygısı olmadan söyler. Şiirinde sonradan değişiklik vs. Yapmaz. İşte Türk Tasavvuf Edebiyâtında son devirde dahî hangi tarîkat olursa olsun heceyle şiir yazmasında derin bir bağ vardır. Bilindiği ve bâzımızın gördüğü hattâ bazımızın yaşadığı gibi Tasavvufta cezbeye girilir. Hakk Dostlarının girdiği cezbe gibi hissedilir olmayan ama daha ağır olan makâmaysa sekr denilir. İşte ârifler cezbeye girince Kul İhvani hocamızın isimlendirdiği şekliyle "Zevk" hasıl olur. O ilhamla geneli kısa hece kalıblarıyla irticâlî şiirler söylerler. Gazellere sâhip Aziz Mahmd Hüdayi Kuddise Sirruhun Kâfiye vs.ye dikkât etmeden irticâli bir şekilde yazdığı besbelli olan 7 heceli şiirleri vardır. Buna bir örnek daha verelim: Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Kuddise Sirruh'un Türkçe Risâle-i Hâlidiyyesi vardır. Bu zât Nakşibendiyyenin Hâlidiyye kolunun yani Türkiyede en fazla belki de tek kolunun Pîridir. Bu zât Türkçeyi çok az bilmektedir.Kendisi ifâde ediyor. Kitâbın isminden bir düz yazı olduğu anlaşılmasın 11li hece ölçüsüyle 3lü bent 2li kafiye kıtasından oluşmaktadır. Bu zât bu kitâbı atın üstünde giderken söylemiştir. Evet söylemiştir yazmamıştır. Yanındaki talebelerine yaz buyurmuşlar o talebe de yazmıştır. Nitekim Yûnus Emrenin irticâlen şiir okuması buna örnektir. |
|
|
|
![]() |
| Tags |
| dilde, tasavvuf, Şiirleri |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|