![]() |
|
|
#1 |
![]() Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 7.642
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 134
Rep Derecesi :
![]() ![]() Ettigi Tesekkür: 0
Aldigi Tesekkür: 4294967214
|
imamı gazalinin el afak isimli kitabı yazdığına dair eski belgeler veya eser listelerinde rastlayan arkadaşımız varmı? varsa yayınlasın yoksa herkes inceden bi araştırsa bu konuyu belki aydınlatırız
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
|
bu kitap Murada Giden Yol Tılsım Büyü ve Çözümleri sanırım. o kitap bende olmadığı için içeriği hakkında hiçbir bilgim yok fakat internetten biraz araştırdım. bu kitap İmam Gazali hakkında büyü kitabı yazdı tartışmalarının çıkmasına neden olan kitap mı? çünkü netten okuduğuma göre bir ülkede İslam dışı olduğundan yasaklanmış.
İmam gazali'nin bir görüşüne rastlamıştım zaten daha önce de,büyü çözmek için önce büyüyü bilmek gerekiyor diye. sanırım bu kitapta büyü çözmek adı altında bir takım büyüye giren uygulamalar yer almış. |
|
|
|
|
|
#3 | |
![]() Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 7.642
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 134
Rep Derecesi :
![]() ![]() Ettigi Tesekkür: 0
Aldigi Tesekkür: 4294967214
|
Alıntı:
bu her yıl akmlıma takılırdı en son konu açayım hem arkadaşlarda araştırsın komple .büyü çözmek için büyü bilme çoğu alimin benimsediği bir görüştür ona bişey demiyorum tabiki ama bu kitap farklı yani .ben şu ana kadar eserlerini inceleyen kişiler arasında bu kitabı zikreden birisi görmedim birazdaha araştıralım bakalım hepberaber |
|
|
|
|
|
|
#4 |
![]() Üyelik tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 241
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı : 10
Rep Derecesi :
![]() Ettigi Tesekkür: 24
Aldigi Tesekkür: 79
|
selamu aleykum star67 abi .su kitabi bana yollarmisin gazzalinin el afak murada giden yol kitabini.twkr
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
|
Mustafa Varlı'nın çevirdiği Kitab'ın ön kapağı; [Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...] Bu da Arapça tarzında alttada eklemiş olduğum matbu bir kitap; [Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...] Kitabın isimini aslen orjinal isimini yazarak düzeltelim ![]() El-Afâk(El-Evfâk) yani Vefkler.. Ayrıca daha öncede yazdığım gibi bir ufak bilgide verelim; 24 Mart 1968 tarihinde İmâm El-Gazâlî'ye ithaf edilip yazılarak Kahire de basılan El-Evfâk adlı Arapça kitap "içindeki bazı söz ve şekillerin nüshacılıkta kullanılabileceği için ve örneğin; 34. sayfasında yapılacak tılsımın filanın kızının filanın oğluna yanması diye bir muska örneği bulunduğu, 35. sayfada bir şahsın düşmanlarının üzerine cinlerin musallat edilmesi için yazılacak muska örnekleri ve şekilleri bulunduğu, buna benzer çeşitli muskalar ve sihirbazlık örnekleri kitabın başından sonuna kadar devam ettiği için" yasaklanmıştır. Madem bir belge isteniliyor aşağıya kitabın arapçasını ekliyorum. [Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...] [Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...] Bu arada vefkleri vs. görmezden gelemeyiz, zirâ Aziz Mahmud Hudayî'nin Hazret-i Yusûfun gömleğinin vefklerle donandığını ve bunun gibi bir çok şekillerde kullanıldığını bilmeyenimiz azdır diye düşünüyorum. Daha geçen gün topkapı sarayına gelen emanetler arasında haberlerde gösterilmişti. Ayrıca İmâm-ı Gazâlî'ye isnat edilen "El-Afâk" Kitabının bazı Açıklama yapalım ki yanlış anlaşılmayalım; Felsefenin en ince sırlarına vakıf olan İmâm-ı Gazâlî, felsefenin de kelâm gibi kendi maksadını temin için yeterli olmadığı kanaatine varır. Hakikatlere varmada aklın yetersizliği düşüncesi, daha da gelişir. Şöyle der İmâm-ı Gazâlî; "Akıl bütün meseleleri kavramakta müstakil değildir. Bütün karmaşık meseleler üzerinden anlaşılmazlık perdesini kaldıramaz." İmâm-ı Gazâlî kendisinin hem ilmin hakikatleri kavramaktaki yetersizliğine inanıp, hem de (özellikle felsefecilere karşı) iddialarını ispatlamak için aklî ve ilmî deliller getirmesini eleştirenlere şu cevabı verir: "....Tıbbın ve yıldızların hassalarından delil getirdim. Çünkü bunlar felsefecilerin meşgul olduğu ilimlerdendir. Biz yıldızlar ilmi, tıp, tabiat, sihir, tılsımlar gibi fenlerden birine vakıf olan her alime karşı nübüvveti ispat için kendi ilmine taalluk eden deliller gösteririz." İmâm-ı Gazâlî bu cevabıyla, ilimlerin nasıl ve hangi amaçla kullanılması gerektiğini de dolaylı olarak ortaya koymuş olmaktadır. İmâm-ı Gazâlî felsefecilerin fikriyatını öğrenmek için evvela iki sene kadar felsefe ile uğraşmış bu iki sene zarfında felsefeye vukuf peyda etmiş ve bir senede öğrendiklerini tekrar eden İmâm-ı Gazâlî, bu sahadaki tetkiklerinde, felsefenin İslam dini bakımından ihtiva ettiği hataları meydana çıkarmayı gaye ittihaz eder. İmâm-ı Gazâlî; 1- Dehriyyun (Materyelistler) 2- Tabiyyun (Natüralistler) 3- İlahiyyun (Metafizikçiler) olmak üzere üç grupta mülahaza ettiği felsefeciler içinde, birinci zümreyi, âlemin müdebbirini inkâr ile kıdem-i Âleme inandığı için, tektir ve ikinci zümreninde sani-i âlemi ispat ettikleri halde, haşr ve ba'se inanmadıkları cihetle hesap ve kitabı inkar ettiklerinden dolayı, zinadika adı ile küfürlerine hükmeder. Esas hücumlarını tevcih ettiği zümre ise, ilahiyyun (Metafîzikçiler) dir. Allâhû Teâlâ'nın ilmi, halkın ilmine benzemez ve bu itibarla halkın Allâhû Teâlâ'nın ilmine olan marifeti tam ve hakiki marifet değildir. İlhamı ve teşbihidir. Bu söz, Hâyretinize mucip olmasın. İmâm-ı Gazâlî aynı zamanda bir sihirbazı ancak o sihirbazın kendinin veya onun gibi veya onun üstünde olan başka bir sihirbazın bilebileceğini söylemektedir. Sihir nedir bilmeyen, sihrin hakikat ve mahiyetini tanımayan kişi, sihirbazın sadece vücud yapısını ve onun mahiyetini bilmediği bir ilim ve hususiyete sahip olduğunu bilebilir. Sihirbazın malumatına ve taşıdığı hususiyetin mahiyetine vakıf değildir. Gerçi o hususiyetin, müphem de olsa ilmin bir şubesi olduğunu ve semeresinin de gönüllere tesir etmek, cisimlerin zahiri evsafını değiştirmek ve karı kocayı birbirinden ayırmak olacağını bilir. Fakat bu, sihrin hakikatini bilmiş olmak değildir. Sihrin hakikatini bilmeyen de sihirbazın hakikatini bilemez. Çünkü sahir (sihirbaz), sihir hususiyetine sahip kişi demektir ve sihir sıfatından müştak bir isimdir ki, sıfat bilinirse ancak isim bilinir ve sıfat bilinmezse isim de bilinmez. Bu itibarla sahirden başkasının sihir hakkındaki bilgisi, mahiyetten uzak bir umumi vasıfdan ibarettir; yani sihrin ilmin bir şu besi olduğunu ve kendisine ilim isminin intibak ettiğini bilmekten ileri geçmez. Allâhû Teâlâ'nın kudretine dair malumatımız da böyledir. Kudretin bir vasıf ve semeresinin de eşyayı yaratmak olduğunu, kendisine kudret adı verildiğini, çünkü cima lezzetinin şeker lezzetine münasip olması gibi onun da kudrete münasip olduğunu biliriz. Bütün bunlar, kudretin hakikatinden uzak ve ayrı şeylerdir. Ne var ki Allâh'ın kudretinin şümulü altına giren eşyanın tafsilatı ve kainattaki üstün sanat eserleri hakkında malumat bakımından kulun ihatası arttıkça kudret sıfatını anmaktan nasibi de o nispette artar. Şerrin içinde hayır yok dememiz, daha doğrusu böyle bir hükme varmamız, cüce aklının gerçek marifete nüfuz edememesinden ileri gelmektedir. Çünkü biz böyle düşündüğümüzde, ya ıstıraptan kurtulmak için ameliyatı kötü ve tehlikeli gören sabi, veyahut da maktulün ölümünü şer kabul ettiği için kısasla öldürülen kişinin idamını şer kabul eden ahmak gibi oluruz. Ahmak kısasla olan umum menfaati, insanlığın selâmet ve saadetini düşünememiştir. Tek şahısta görülecek bir şer'in kaldırılmasıyla, umumun Hâyrına vesile olacak genel bir Hâyra tevessülün sırrını anlayamamıştır. O öyle düşünüyor veyahut öyle olmasını istiyor diye hayır olan şey ihmal edilir mi hiç? "Hâyrı şerrin dışında tahsil etmek mümkündür." gibisinden aklını kurcalayan vehme gelince. Bu da ince, her aklın idrak edemeyeceği gayet muğlâk bir keyfiyet arz etmektedir. Zirâ her muhal veya mümkün olan şeyin imkanlılığı veya imkansızlığı, ne bilbedahe ve ne de azıcık bir düşünce bir nazarla anlaşılmaz, bilâkis bu, derin ve geniş düşünceleri gerektirir ki, bir çok kimselerin içinden çıkabileceği iş değildir bu... Öyleyse bu iki vehmi sana ilham eden aklını suçla da Allâh'ın merhamet edicilerin en merhamet edicisi olduğu ve Rahmetinin de gazabını sebk ettiği hususunda asla tereddüde kapılmayalım. Şerri murad eden kimse hakkında, bunu bizatihi şer için murad ediyor, öyleyse o, Rahmet ismine müstahak değildir diyerek şüphecilik yollarını aramayalım! Şerrin ifşasını engelliyen örtüyü kaldırdığımızda mahzı Hâyrın su yüzüne çıkacağını söyledik. İman et (yeter) beni ifşa ya zorlama!' Ben sana şifreyi verdim, eğer işaret ve şifreden anlıyorsan bu kadarı sana yeter.. Eğer diriye çağırsaydın mutlaka duyururdun; lakin ne yazık ki çağırdığın kişide hayat yoktur!..." Not: Görüyorum ki, herkes kitap için kendi nefsinin istediğiyle ilgileniyor. Başkalarının ne söylediğini gerçekten anlamak istiyorsanız ilk önce nefsinizin ne istediği ile değil, karşı tarafın gerçekten ne anlatmak istediğiyle ilgilenmeliyiz. Arapça bilen yada bilmeyen önemli mi bunun ölçüsünü bizim yapmamız. Önemli olan elimizdeki bir tehlikeli aracın ellerin ulaşacağı, gözlerin göreceği yere eklemek. Ve's-Selâm. Konu -·=»Dâ'vud«=·- tarafından (09-27-2010 Saat 15:54 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
#6 |
![]() Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 781
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 39
Rep Derecesi :
![]() Ettigi Tesekkür: 707
Aldigi Tesekkür: 590
|
kitabın 125 .sayfasında bir muhabbet formülü var merih saatinde bir kurbağayı al kasap bıçağı ile kes kanı ile şu isimleri yaz diyerek başlıyor böyle bir alimin böyle bir formül verebileceğine diğer eserlerini ve hayatını inceleyen kişilerin inanmıyor olmasıda normal geldi bana
İmam-ı Gazali, ömrü boyunca gece gündüz devamlı yazmış büyük bir İslam âlimidir. O kadar çok kitap yazdı ki, ömrüne bölününce, bir güne on sekiz sayfa düşmektedir. Eserlerinin sayısının 1000’e ulaştığı, Mevduât-ul-Ulum kitabında bildirilmektedir. Bunlardan 400’ünün isimleri Şeyh Ebu İshak Şirâzi’nin Hazâin kitabında yazılıdır. Eserleri üstünde Avrupalılar geniş ve uzun süren incelemeler yapmışlardır. Bunlardan Maurice Bouyges adlı müsteşrik Essai de chronologie des oeuvres de al-Ghazali adlı eserinde İmam-ı Gazali’nin 404 kitabının ismini vermiştir. Meşhur müsteşrik Brockelmann da Geschichte Der Arabischen Litteratur adlı eserinde, eserlerinden 75 tanesinin listesini vermiştir. 1959’da dört Alman ordinaryüs profesörü, İmam-ı Gazali'nin kitaplarını okuyarak, İslam dinine aşık olmuşlar ve İmam’ın kitaplarını Almancaya çevirerek sonunda müslüman olmuşlardır. İmam-ı Gazali'nin vefatından sonra İslam dünyasının maruz kaldığı Moğol felaketi esnasında yakıp yıkılan binlerce kütüphane içinde Gazali hazretlerinin sayısız eseri de yok edilmiştir. Bu sebepten bugüne kadar eserlerinin tam bir listesi ve tasnifi yapılamamış, ilim dünyası bu husustaki eksikliğini tamamlayamamıştır. Kelam Alanındaki eserleri • al-Munqidh min al-dalal, "Delaletten Hidayete" • al-Iqtisad fi'I-i`tiqad, "İtikatta İktisat" • al-Risala al-Qudsiyya, "Kudüs Risalesi" • Iljam al-'awam 'an 'ilm al-kalam, "Halkı İlmi Kelamdan Koruma" • al-Maqasid al-Asna fi sharh asma' Allahu al-husna, "Esma-ı Hüsna'nın Şerhinde Açıklama Yolları" Tasavvuf • Ihya' 'ulum al-din, "Dini İlimlerin İhyası", Gazali'nin en önemli eserlerinden biridir. • Kimiya-yi sa'adat, "Mutluluk Kimyası" (Farsça kaleme alınmıştır.) • Mişkat ül-enwar, "Nurlar Feneri" • Kitab al-arba'in fi usul al-din, "Dinin Kırk Temeli" (İhya'nın Özeti) • Mizan al-'amal, "Fiillerin Kıstası" Islam Felsefesi • Maqasid al-falasifa, "Filozofların Amaçları" • Tahafut al-falasifa, "Filozofların Tutarsızlıkları", Ibn Rüşd bu esere karşılık olarak ünlü reddiyesi Tahafut al-tahafut (Tutarsızlığın Tutarsızlığı)nı kaleme almıştır. Fiqh -Fıkhın Fıkhı • al-Mustasfa min 'ilm al-usul, • al-Wajiz, "Özet" • al-Wasit, "Vasıta" • Nasihat al-muluk, "Yöneticilere Nasihat" Mantık • Mi'yar al-'ilm (İlmin Standart Ölçüsü) • al-Qistas al-mustaqim (Dengenin Kıstası) • Mihakk al-nazar f'l-mantiq (Mantıkta Delillerin Özü) |
|
|
|
|
|
#7 |
![]() Üyelik tarihi: Jul 2010
Nerden: IZMIR
Mesajlar: 2.142
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 26
Rep Derecesi :
![]() Ettigi Tesekkür: 1402
Aldigi Tesekkür: 1369
|
Kitabin türkce versyonu bende mevcut arapca olanini okumadim daha ama celb diye gecen tertiblerin cogu büyüdür bana göre neden cunkü ap acik kisinin iradesine teshir ediliyor.Yani isin özünde bulunan calisma mekanizmasi formülerin büyü olduguna isaret ediyor,Simdi bu formuleri yazan zatlar genelde tertiblerin altina eklerler hayirli iste kulanin yada ne bileyim,masumlara yapmayin yada bekar kadinlari vs bastan cikarmayin diye uyari yapilir artik günah cikartmak icin mi neden bilemiyorum ama büyü büyüdür kimin hayirli iste kimin ser islerde kulanacagini nasil ne sekilde kontrol edebilirsiniz,olmaz tabiki bu mümkün degil kisi anlasilan formulü yazarken bile büyük bir vebal altinda kaldiginin bilincinde.Peygamber efendimizin (SAV) Büyü yapmadigini biliyorum cunkü hadislerde ve ayetlerde buna isaret edilmemis zaten gerisi bos saygideger zatlarin ve Havas alimi olarak kabul etiginiz insanlarin kitaplarinda cok rastlarsiniz kanatli olan herseye melek deniliyor ayinlerde kan kulaniliyor vs yani bilemiyorum ama bana soracak olursaniz bunlar islama ters olan seylerdir bunlar islam öncesi kafir araplarin misirlilar ve yahudilerden gelen seylerdir yani islam da büyünün hayirlisi var demek sacma olur bana göre.Bu nedenden sözkonusu Zaatin büyü yöntemleri iceren bir kitap yazmasina sasirmam dogrusu,yazmis olabilir.Dogrusunu Cenabe Allah billir
Konu ANDROID tarafından (08-18-2010 Saat 20:36 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
![]() |
| Tags |
| afak, elafâkı, gazali, yazdı, yazdımı, İmamı |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|