Ruhsal Enerji  

Geri git   Ruhsal Enerji > Ruhsal Enerji Tartışma Platformu > Tartışma Platformu

Tartışma Platformu Havass, Büyü, Astroloji, Maji Gibi Tüm Parapsikolojik, Ezoterik ve Okült Konuları Tartışabileceğiniz Ortak Alandır.


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Sahaja Yoga
Konudaki Cevap Sayısı
1
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
219

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 02-08-2009   #1
Elit Üye
Rathor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 758
Tecrübe Puanı: 11
Rep Puanı : 11
Rep Derecesi : Rathor is on a distinguished road
Ettigi Tesekkür: 290
Aldigi Tesekkür: 270
Standart Sahaja Yoga

SAHAJA YOGA
MEDİTASYON VE ZİKİR

ŞEYTANI TANIMAK İSTER MİSİNİZ?

Sahaja ; kendiliğinden demekmiş. Yoga ise ruh ile birleşmekmiş. (Aslında sevgili ziyaretçiler, bu birleşme ruh ile değil, ne yazık ki şeytan ile.) Tekniğinin kurucusu çoğunluk arasında Shri Mataji Nirmala Devi ismiyle bilinen bir hanım. Bu hanımın Doğuştan Aydınlanmış olduğu ve tüm insanlık için mümkün kılınması gereken benzersiz bir yeteneğe sahip olduğu iddia ediliyor.

Bu kişi bir hanım olduğuna göre ne resûl, ne nebî, ne de nezir olamaz. Allahû Tealâ, Kur'ân-ı Kerim boyunca, bu konuda sadece erkekleri görevlendirdiğini ifade etmektedir. Bütün nebîler aynı zamanda resûldür. Hepsi erkektir, hiç kadın olmamıştır.

Allahû Tealâ kadınlara vahyetmez mi? Vahyeder. Hazreti Meryem'e vahyetmiştir. Onu evliyasından kılmıştır. Ama resûl veya nebî bir hanım yoktur. Allahû Tealâ, Hz. Musa'nın annesine de vahyetmiştir. Hz.Musa'yı Nil nehrine bırakmasını ve Onu koruyacağını söylemiştir. Ama onlar resûl veya nebî değildir. Burada Allahû Tealâ 'nın bir kadına öğreticilik görevi vermesi lâzımdır. Böyle bir görev verilmemiştir. Ne Hazreti Meryem, ne de Hazreti Musa'nın annesi böyle bir görev almadılar, kimseyi yetiştirmediler. Onlar, böyle bir görev ile vazifeli değillerdi .

Bir insanın doğuştan aydınlanması mümkün müdür?

Bir insanın doğuştan aydınlanması mümkün değildir. Allahû Tealâ bütün insanların dalâlette doğduğunu ve hidayete sonradan erişildigini açıkça ifade etmektedir. Peygamberler için de netice değişmiyor. Şu aydınlanmış olanlar illuminati 'nin şeytanî aydınlanmasıyla aydınlandıklarını zannediyorlar. Ama şeytan aydınlatmak yetkisinin değil, karartma yetkisinin sahibidir. O sadece nefsin kalbindeki afetleri arttıran bir faktördür. Aydınlanmış olan ve aydınlığın doğuştan olduğu bir kadın olamaz bir defa. İkincisi, erkek de olsa doğuştan aydınlanması mümkün değildir. Ama bugün dünyayı hegemonyaları altında idare etmekte olan, dünyanın en zengin insanlarından bir kısmı kendilerini "Tanrı (İlâh) zannetmektedirler. Bu insanlar aydınlanmış olduklarına, iblisin kendilerini aydınlattığına samimi bir şekilde inanmakta ve herkesi buna inandırmaya çalışmaktadırlar.

Unutmayın ! Kendisini bu mevkilerin sahibi gören söz konusu kadın, hangi kavimde, hangi ülkede ise -Hindistan'da olması kuvvetli bir ihtimâl-, mutlaka orada Allah'ın öğretisini öğretmek üzere Allah'ın bir resûlü vardır. Ve bu resûl mutlaka erkektir. Orada hangi dînler hakim olursa olsun netice değişmez. Ayrıca bu resûl doğuştan aydınlanması mümkün olmayan bir kişidir. Ama Allah'ın ilmi ile mücehhez olan ve Allah'a nasıl teslim olacağını, kendisi teslim olarak başka insanlara da öğreten birisidir. Bu söz konusu kadın hayatta iken de o resûl orada kalmakta devam ediyordu. Diyelim ki öldü. Öldüğü anda mutlaka Allahû Tealâ, onun yerine aynı milletin içinden bir yenisini mutlaka tayin etmiştir. Bir erkek, bir resûl, gerçek bir aydınlatıcı. Allah'ın nurlarını insanlara ulaştıran bir kişi hiçe sayılıyor ve bir kadın kendisinin doğuştan aydınlatıcı olduğunu söylüyor. Daha ilginci, ruhu ile bütünleştiğini söylüyor. Söz konusu olan herşeyden evvel ruh değildir. Bu bir nefstir. Onlar için aydınlanma değil, nefsin afetleri ile bir bütünleşme söz konusudur.
Sahaja Yoga Tekniğinin Doğuşu:

Sahaja Yoga tekniğinin kurucusu Shri Mataji, kendisindeki ruhani bilincin ( ruhani değil, şeytani ) farkında olmasına rağmen, bunu, modern çağın insanlarına nasıl tanıtacağını bilmiyordu. Aynı zamanda, bu dünyaya gelen İsa, Muhammed, Buda gibi ruhani kişiliklerin, insanlara gerçeği olduğu gibi kehanet ettiklerinde ne gibi sorunlarla karşılaştıklarının da farkındaydı. (Hazreti İsa, Hazreti Muhammed kehanette bulunmamışlardır. Allah'ın vahyettiklerini söylemişlerdir.) İnsanoğlunun göğüs gerdiği sorunları uzun uzun düşündüğü bir dönemde, 5 Mayıs 1970'de, tanrısal bir ruhani olay (Hayır tanrısal değil şeytansal bir olay, şeytani olay) tüm benliğini doldurdu ve birden sorusunun cevabını buluverdi. Binlerce kişinin bir anda Aydınlanma alarak ruhlarıyla bağlantıya girebileceği ve böylece kendi içsel değişimlerinin gerçekleşeceği tarihi bir yöntem keşfetti ve Sahaja Yoga doğdu.

Sahaca Yoga yönteminin 1970'li yıllarda ortaya çıkacağına, bunun kurucusu Shiri Mataji'nin geleceğini anlatan kehanetler olduğu ifade ediliyor. Bununla ilgili Hindu yazıtları, İncil'de Hazreti İsa'nın sözlerinden bahsediliyor Kur'ân'dan ve Tevrat 'tan alıntılar delil olarak gösteriliyor .
Modern çağın insanlarına, Allah ile uzaktan yakından bir ilişki kuramayan insanlara, şeytandan kaynaklanan bir hususu söylediğiniz zaman, size daha çok yakın olacaklardır. Çünkü şeytan, kendisiyle işbirliği için onların nefslerini devamlı hazırlamaya çalışır.

Hazreti İsa, Hazreti Muhammed kehanette bulunmamışlardır. Allah'ın vahyettiklerini söylemişlerdir.

Kâhin olmak, haber vermek anlamında kullanılan bir kelimedir. Kâhinler, genel olarak şeytandan ya da gaybi güçlerden, bir takım cinlerden bazı bilgiler alıp, bunları söyleyenlerdir. Nostradamus bir kâhindi. Bir çok insan, kehanet dedikleri bu hususu gerçekleştirirken kaynağın ne olduğunu söylemez . Oysa ki, Allah ile ilişki kurmayan insanın arkasında mutlaka şeytan vardır.

Hindistan'da olsun, hangi ülkeden bahsediyorsanız o ülkeden olsun, dînî niteliği ne olursa olsun, o ülkelerin hepsinde şu anda Allah'ın resûlleri yaşamaktadır. Onlar da Hz. İbrâhîm'in "hanif dînîni" , bu dînîn yedi safhasını ve Allah'a nasıl teslim olunacağını anlatmaktadırlar. Şeytandan alma bilgileri değil, Allah'tan aldıkları bilgileri aktarmaktadırlar. Bu Sahaja Yoga tekniğinin sahibi Shiri Mataji olsun, diğerleri olsun, onların Allah ile, Allah'ın resûlleri ile uzaktan yakından hiçbir ilişkileri yoktur. Bunlar sadece şeytan ile ilişki kuran insanlardır.

Hayır, Tanrısal değil sevgili okuyucular! Şeytansal bir olay, şeytani bir olay!...

Dikkat edin sevgili okuyucular! Bu hanım b inlerce kişinin aydınlanma alarak, ruhlarıyla bağlantıya girebileceğini keşfetmiş. İblis'in herkesle ayrı ayrı konuşabilme yeteneği olduğu için bu hanıma da iblis öğretmiş. Binlerce insana, nasıl bir anda zülmanî bir etki ile etki edebileceğini öğretmiş. İfade açık ve kesin. Üstelik bağlantıya girdiği anda, onları da aydınlatıyor. Kendisi bir anda aydınlandığı için, (nasıl şeytan onu aydınlatmışsa, yani asıl ifadesi ile bir anda karartmışsa) binlerce kişiyi bir anda aydınlatabileceği kanısında. Bütün insanlara, bir anda öyle bir tesir edecek ki, hepsini aydınlatacak. Şeytanın onu aydınlattığı gibi.
Sevgili okuyucular, olaylara dikkat edin! Allahû Tealâ hiçbir devrede, hiçbir kadını irşad makamı olarak vazifelendirmemiştir. Aydınlatabilme yöntemini herkes öğrenebilir ama bu sadece fikri planda bilgilerin aktarılması ve öğrenilmesidir. Aklama olayı Allah'a ve devrin imamına aittir. Allah'ın katından rahmet ve fazl, rahmet ve salâvât nurları, o kişinin göğsünden kalbine ulaşmadıkça, o kişi buna ait yedi kalp şartına sahip olmadıkça, o kişi Allah'a ulaşmayı dilemedikçe ve mürşidine tâbî olmadıkça hiç kimsenin nefsinin kalbi aydınlanamaz, sadece kararır.
Bu kişilerin 'aydınlanma' diye etrafa söyledikleri sadece bir kararmadır. Nefsin kalbinin giderek daha çok karanlıklarla dolmasıdır. Şeytanın, bu kişileri parmağında oynatması, avucunun içine alması ve dilediği istikamette onları karartıcılar olarak kullanmaya başlamasıdır.

Sahaca Yoga yönteminin 1970'li yıllarda ortaya çıkacağını, bunun kurucusu Shiri Mataji'nin geleceğini anlatan kehanetler olduğu ifade ediliyor. Bununla ilgili Hindu yazıtları, İncil'de Hazreti İsa'nın sözlerinden bahsediliyor Kur'ân'dan ve Tevrat 'tan alıntılar delil olarak gösteriliyor.
Kehanet müessesesi zülmanidir. Allah'ın işareti vahiyle gelir ve Allahû Tealâ'nın vahyettikleri kehanet değildir. Kehanet; Allah'ın yardımı olmadan bir insanın geleceği bilme işlemine denir. Bu bakımdan ingilizce'de de bir takım kelimelerin süratle değiştirilmesi gerek diye düşünüyoruz. Kehanetin İngilizcesi "prophety" dir. Prophet ise peygamber anlamındadır. O zaman, peygamber kehanetin sahibi diye bir sonuç çıkıyor. Hayır! Kehanet Allah'ın bildirisi ile olmaz. Kehanet, zülmanî bir işlevdir. Allah kime vahyetmişse, O, Allah'ın kendisine vahyettiğini başkalarına açıklar. Bu, haber vermedir. Bu, risalettir. Allah'ın bildirdiklerini bildirmektir.

Öyleyse nübüvvetin haber vermesi, vahyi başkalarına aktarmaktan ibarettir. Nostradamus bir kâhindi, şeytanla ve cinlerle ilişki kurmuştu. Onlardan aldığı bilgilerle, insanlığın geleceğine dair açıklamalarda bulundu ve söylediklerinin bir kısmı da tuttu. Ama tutmayan bir çok açıklaması var. Meselâ, 2000 yılına kadar 3 tane cihan harbinden bahsediyordu. Ama üçüncüsü olmadı. 2000 yılını geçtik ve 3. cihan harbi olmadı. Öyleyse kehanet müessesi, Rabbanî değildir. Bununla ilgili Hindu yazıtları, İncil'de Hazreti İsa'nın sözlerinden bahsediliyor. (Hazreti İsa'nın sözleri vahiydir.) Kur'ân'dan ve Tevrat'tan alıntılar delil olarak gösteriliyormuş. Tevrat'tan, Kur'ân'dan, İncil'den alıntılar alıyorlar. Niçin alıyorlar? Bu hanımın, Shri Mataji'nin kimliğini açıklamak için. Sevgili okuyucular, Allahû Tealâ'nın Rabbanî olarak verdiği şeyi, şeytanın zülmanî ilmine döndürmek için özel dolaplar çeviriyorlar.

Allahû Tealâ, Kur'ân-ı Kerim'de zikri farz kılmıştır. Neden? Çünkü zikir, eğer gerekli şartların sahibi iseniz, Allah katından gelen fazılları, Allah'ın sonradan kalbinize yazdığı "ÎMÂN" kelimesinin etrafında toplamaya başlar. İşte bunun adı 'aydınlanmadır'. Bu sadece zikir ile olur. Birincisi, Allah'a ulaşmayı dileyeceksiniz . İkincisi, Allah size 12 tane ihsan verecek ve bununla mürşidinize ulaşacaksınız. Kalbinizde gerekli şartların oluşması ve Allah'ın kapalı kapılarının açılması hali ile mürşidinize ulaşacaksınız. Nihayet mürşidinize ulaştığınız zaman, kalbin içine "ÎMÂN" kelimesi yazılacak ve siz zikir yapmaya başlayacaksınız.

Allah'ın katından gelen rahmet, fazl ve salâvât'tan , fazıllar nefsinizin kalbindeki îmân kelimesinin manyetik alanına kapılarak, orada birikmeye başlayacaktır. Bunlar şeytanın hükümdar olduğu karanlıkları devamlı kovalayacaklardır. Neticede nefsinizin kalbi, daimî zikre ulaştığınız zaman, tamamen nurlardan oluşacaktır. Şeytanın karanlıklarından hiç bir şey kalmayacaktır. Nefsinizin kalbinde afetler kalmayacaktır. İşte o zaman aydınlanmış olacaksınız.

Meditasyonda, Transandantal meditasyon , nefsinizin kalbine bir damla nur getirmeyecektir, üstelik nefsinizin kalbi, gerekli şartları hiçbir zaman elde edemez. Allah'ın kapıları devamlı kapalı kalır. Şeytanın kapılarından devamlı karanlıklar, nefsinizin kalbini daha konsantre bir karanlığa çevirir. Bunların hepsi, bu istikamette şeytanla ilişkinin, Rabbanî ilişkiymiş gibi gösterilme sahtekârlığıdır.

Sahaja Yoga'da parmak uçlarında hissedilen serin esinti nedir?

"Rüzgârları veren İslâmî kutsal yazılardan, Kur'ân, serin esintiden kıyamla bahseder , rüzgârları veren Allah'tır. Bu şekilde kıyam olacaktır" diye bir âyetten bahsediyorlar.

İşe bakın! Böyle bir âyet mevcut değil. "Kıyam" nedir biliyor musunuz sevgili okuyucular? Kıyâmet günü insanların yeniden dirilmesidir. Kur'ân-ı Kerim'de kıyâmete ait bütün âyet-i kerimeleri okuduk. Hiç birinde, bu işin rüzgârla olacağına dair bir işaret verilmemiştir.

"Kıyam zamanında biz onların ağızlarını mühürleyeceğiz" bu âyet aynen geçerlidir. "Kıyâmet günü, biz onların ağızlarını mühürleyeceğiz. Ve elleri bizimle konuşacak, ayakları yaptıklarına şahadet edecek" . Aslında Allahû Tealâ'nın burada kullandığı ifade, “Eller yaptıklarını gösterecek, ayaklar da yaptıklarına şahadet edecek” ifadesidir. Bunlar da derler ki: "İşte bütün iç sistemimizin parmak uçlarımızda hissedilir olmasıyla..." Sahaca Yoga'da gerçekleşen tam da budur.

"Bütün iç sistemimiz -Yani nefsimizin karanlıkları. Onlarda bir aydınlanma olması hiçbir şekilde mümkün değildir-, parmak uçlarımızda hissedilir. " diyorlar.


Bunlar zülmanî ilmin kesin işaretidir; "karanlıkların parmak uçlarında hissedilir olması." Sevgili okuyucular, Allahû Tealâ kıyâmet hakkında şöyle buyurmaktadır: "Ağzınızı mühürleriz, kendinizi müdafaa etmeniz bir işe yaramaz, onun için ağzınızı mühürleriz. Boşuna konuşmayın, hayat filmini izleyeceksiniz. Doğumunuzdan ölümünüze kadar her yaptığınız fiilden kazandığınız ve kaybettiğiniz dereceleri orada göreceksiniz ve uzuvlarınız konuşacak; yani her uzvunuz, derece kazanan ve kaybeden olayları size gösterecek. Önünüzdeki mizan da bunların değerlendirmesini yapacak ve kayıplarınız kazançlarınızdan fazla ise cehenneme gideceksiniz. Kazançlarınız fazla ise, cennete gideceksiniz.”
Mukaddes Ruh


"Kur'ân, ruha yani Tanrısal nefese bir çok yerde değinmiştir. Bu Tanrısal nefes Hinduizm'deki, her yeri saran güç ile ve Hıristiyanlık'taki kutsal ruh ile aynıdır." deniyor

Sevgili okuyucular, gerçekten Allahû Tealâ: "İnsana ruhumuzdan üfürdük." diyor. Tanrısal nefes, üfürmek,doğru. Allah'ın üfürmesi Kur'ân'da aynen geçiyor, tamam. Ruh müessesesi, bütün insanların içinde onların şeklini alan bir muhtevadır. Allah'ın gerçekten üfürmesi ile biz insanlarda oluşmuştur ve bütün insanların vücutlarının aynıdır. Onların ruhlarını ifade eder ve ölümümüzden sonra mutlaka Allah'a dönecektir. Allah'ın istediği ölümümüzden evvel ruhumuzu Allah'a göndermemizdir. "Mukaddes ruh da budur." diyorlar. Tabiatıyla Allah'a ait bir varlık olduğu için, Allah'a geri döneceği için, mukaddes bir varlıktır. Hinduizm'deki her yeri saran güç, herkeste var. Eğer Hinduizm'de de böyle söylüyorlarsa, her yeri saran ruhtur. Bütün insanların içinde Allah'ın ruhu vardır. Ama ruhunuzu Allah'a gönderdiğiniz zaman içinizde artık Allah'ın ruhu yoktur. O zaman bu ifadeye göre içinizde boşluk olması lâzım.

Allahû Tealâ adına “Ruhül Kudüs” diyor, "Kutsal Ruh". Bu herkesin içindeki ruh değildir. O sadece, devrin imamına aittir ki, sadece Allah'a ulaşmayı dileyenlerin başının üzerine gelir ve yerleşir. “Onun insan üstündeki yansıması kundalini'dir ”, diyorlar. Oysa ki, şeytanın, insan üzerindeki yansıması, sadece afetlere tesiridir. Kur'ân'ın anlattıklarıyla, onların anlattıkları arasında bir ilişki kurmak, insanı tam zıt ilişkilere ulaştırıyor.

Kur'ân ,Yoga felsefesine delil gösterilebilir mi?

Gösterilemediğini gördünüz (bkz yukarıdaki yazılar). Mukaddes Ruhla, bütün ruhları aynı tutuyorlar. Ruh , elbette mukaddestir. Ama "Mukaddes Ruh, Ruhül Kudüs" bu değildir. Herkesin ruhu değildir. Ayrıca burada, her yeri kaplayan güçten bahsediliyor. Her yeri kaplayan, ruh değildir. Allah'ın ilmi her şeyi kuşatmıştır.

Kur'ân, 1970'de Sahaja Yoga'nın çıkacağını haber veriyor mu?

Hayır, Kur'ân 1970'de Sahaca Yoga'nın ortaya çıkacağını haber vermiyor. Böyle bir işaret Kur'ân-ı Kerim'de mevcut değildir. Aslında Sahaja Yoga için Kur'ân'dan verdiklerini söyledikleri bilgilerin hiç birisinin Kur'ân-ı Kerim'le ilgisi yoktur. Ama insanların içinde ruhun bulunduğu, bunun da Allah'ın nefesi olduğu, Allahû Tealâ tarafından üfürüldüğü, Kur'ân-ı Kerim'e tam olarak uygun.

Bugün 80 ülkede bulunan Sahaca Yoga merkezlerinde, milyonlarca insanın günlük, Sahaca Yoga meditasyonu ile kendi içlerindeki güç ile bağlantı halinde bulunduğu; fiziksel, ruhsal, duygusal, zihinsel anlamda dengeyi yakaladıkları ifade ediliyor.

Sevgili okuyucular, dünya üzerinde bir aldatmacadır gidiyor. Şeytan hiçbir zaman, şeytan olarak varlığını, insanlara hissettirmek istemez. Ama zülmanî yola giren insan, bir süre sonra şeytan ile karşılaşır. Mutlak olarak, şeytana hizmet ettiğinin bilincine varır ve yoga hizmetine devam eder. Çoğu şeytana olan hizmetine devam ediyor.

Şimdi kendi içlerindeki güç diyorlar, insanın kendi içinde iblisin de her an müdahalesi söz konusudur. Bu kendi içindeki güçten, insanların muradı ne olabilir? Ruhları (ruhları Allah'a ulaşmadığı için) ve nefsleri var ve bunlarla bir ilişkinin içinde bu insanlar. Ama insan ruh ile hiçbir zaman bir ilişki içinde olamayacağına göre, bu ilişki nefsle, nefsin afetleri ile kurulmaktadır. Fiziksel standartlarda, hep bir şeyler yaptıklarını ifade ederler. Bunun ne ölçüde geçerli olduğunu şu anda bilmiyoruz. Burada Allah'ın yolunda olmayan, zülmanî yolda olan insanların, vücutlarına sağlık kazandırmaları olabilir, mümkündür.

Her antrenman, insana fiziksel sağlık, zindelik kazandırabilir. "Duygusal" diyorlar, bu karanlık bir duygu. "Zihinsel" diyorlar; bu şeytanla bağlantı kuran bir zihin müessesesi. Ruhsal demeleri kesinlikle yalan, ruhsal değil kesinlikle, nefissel. Şeytanla ilişki kuran insanların ruhu da bu işe katmaları bir yalan. Ruh ile şeytan arasında bir ilişkinin kurulması mümkün değildir. Dengeyi yakaladıklarını ifade ediyorlarmış. Onlar ifade etsinler. Aslında realitede bir denge yoktur. Şeytanla ilişki kuruldukça artan bir stres mutlaka devreye girer.

"Bütün dînlerin aslında bir olduğu (nihayet bir doğruyu söylüyorlar) kesin bir gerçek, ve bu dînlerdeki ruhaniyeti mantıkları ile değil, merkezi sinir sistemlerinde, doğrudan doğruya ve somut olarak arıyorlar." deniyor. Sevgili okuyucular, denedikleri şey, şeytanla kurulan bir ilişki , korkunç bir olay. İnsanı, şeytanın esiri eden, onun kontrolü altına mutlak olarak sokan, milyonlarca insan. Ve zülmanî ilimde Occultizm'de devamlı aşağı doğru iniyorlar, karanlıklara doğru...

Tüm dînlerin bir olduğu, merkezi sinir sisteminde deneyerek nasıl anlaşılabilir?

Anlaşılamaz. Eğer onların tüm dînler dediği illuminati ise, bu şeytanî öğretinin bugünkü adıdır. Asıl adı 'Occultizm'dir. Occult kültürü şeytanî kültürdür. Şeytanla ilişki kuranların kültürüdür. Hiçbiri de o kültürün dışında olduklarını iddia etmiyorlar zaten. O kültürün bir parçası olduğunu hepsi itiraf ediyor.

Ondan sonra kalkıp bize masallar anlatıyorlar: "Biz dîne inanırız, bizim yaptığımız zaten dünyanın yegâne dînînin yapması lâzım gelen şeydir...",oysa ki değildir. Allah'ın dînînde insanlar, Allah'a ulaşmayı dileyerek Allah'ın yoluna girerler. Sonra tâbiiyetlerini gerçekleştirirler ve yaptıkları zikir ile nefislerinin bütün afetlerini yok ederler. İlluminati de ise, daha çok kararmak söz konusudur.

MEDİTASYON VE ZİKİR

“Meditasyon size (varoluşun anlamı ve sizin varolustaki yerinizle ilgili iç güdüsel bir bilme durumu olan) aydınlanmayı getirecektir. Aydınlanmayla birlikte, varoluşla tam bir barış işinde bulunan kendi varlığınızın merkezinizi bulursunuz. Dış dünyada sürekli bir gerilim, sizi mutsuz kılabilecek son derece gergin durumlar yaşanır ama içinde "Merkez'inizde" yalnızca bir barış durumu vardır. Sonuçta varoluşun düşmanınız değil dostunuz olduğunu keşfedeceksiniz. Yasama karsı bir şenliğe dönüştürme bilgeliğini keşfedecek olan da yine sizsiniz..”.
Her ne kadar meditasyon bu şekilde tarif ediliyorsa da, işlevi sadece belirli bir süre bizi mutluluğa ulaştığımızı zannetirmektedir. Etrafımızda senelerdir meditasyon yapan insanlara bir bakalım. Bu kişilerin mutluluk anları sadece meditasyon ve yoga yaptıkları anlar ile sınırlıdır. Çünkü bu işlemi gerçekleştirirken aynı namazda olduğu gibi kendilerine hiç bir şey düşünmemeyi ve tek bir noktaya kilitlemeyi hedef alırlar. Sanskritçe olan bir kelimeyi sürekli telâffuz ederek beyinlerini buna yoğunlaştırırlar ve sözde mutluluğu yaşarlar. Tarif ettikleri yada zannettikleri mutluluk sadece meditasyon yapılan an ile sınırlıdır. Çünkü beyin bu işlemi gerçekleştirirken tek bir kelimeyi zikrettiğinden sadece uyuşmuştur. Vücutta başka hiçbir işlem gerçekleşmemiştir. Halbuki meditasyon sonrası kişi eski sinirli ve huzursuz haline geri döner. Ama Allah'ın insan için tarif ettiği ve istediği mutluluk devamlı bir sulh ve sükûn halidir. Bu da kişinin sürekli Allah'ın ismini zikretmesi halinde gerçekleşen bir olgudur. Çünkü kişi zikir yaptıkça Allah'ın nurları nefsin kalbine girer, nefsteki karanlıkların yerini nurlar alır. Bu şekilde kişinin nefsindeki nurlanma arttıkça kişiyi huzursuz eden nefsin hüküm sahası azaldığı için kişi sulh ve sukûn haline daha çok yaklaşacaktır. Allahû Tealâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:

YUNUS-57: Yâ eyyuhen nâsu kad câetkum mev'ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu'minîn(mu'minîne).
Ey insanlar! Size, Rabbinizden öğüt (vaaz) ve göğsünüzde olana (nefsinizin kalbindeki hastalıklara) şifa ve mü'minlere hidayet ve rahmet gelmiştir.


YUNUS-58: Kul bi fadlillâhi ve bi rahmetihî fe bi zâlike felyefrehû, hûve hayrun mimmâ yecmeûn(yecmeûne).

De ki: “Allah'ın fazlı ve O'nun rahmeti ile artık ferahlasınlar (sevinsinler). O, onların topladıkları şeylerden (dünya mallarından) daha hayırlıdır.”

Olaylara bu açıdan baktığımız zaman görüyoruz ki meditasyon aslında tam bir zikir sahtekârlığıdır. İblis, Allah'ın ilmini taklit ederek insanları kendi yoluna almaya ve mutsuz etmeye çalışmaktadır. Halbuki Allahû Tealâ insan için sadece mutluluk diler, şeytan ise meditasyonu kişiyi mutlu etmek vaadiyle kandırıp mutluluktan çok uzak yerlere götürmek için kullanır .

ŞEYTANI TANIMAK İSTER MİSİNİZ?

Şeytanı gercekten tanımak ister misiniz? Onun ne kadar zavallı, ne kadar aciz, ne kadar ucube, ne kadar riyakâr ve ne kadar sahtekâr olduğunu görmek istiyorsanız eğer , Kur'ân-ı Kerim âyetleri ışığında yaptığımız açıklamaları dikkatle okumanız yeterli olacaktır. Şeytanın bizim üzerimizde hiç bir sultanlığı yoktur aslında. İnsanları kandırarak kendini güçlü göstermek onun en büyük oyunudur. Allahû Tealâ Sad Suresinde şöyle buyurmaktadır:

38/SAD-72: Fe izâ sevveytuhu ve nefahtu fîhi min rûhî fe kaû lehu sâcidîn(sâcidîne).

Böylece onu sevva ettiğim ve onun içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal ona secde ederek yere kapanın.


38/SAD-73: Fe secedel melâiketu kulluhum ecmaûn(ecmaûne).
Bunun üzerine meleklerin hepsi birden secde etti.


38/SAD-74: İllâ iblîs(iblîse), istekbere ve kâne minel kâfirîn(kâfirîne).
İblis hariç ki, o kibirlendi ve kâfirlerden oldu.


Bu âyet-i kerimelerden de anlaşıldığı gibi Allah'ın emrine itiraz eder bir hüviyette olan iblis, kendisi gibi insanları da Allah'ın emirlerine itaat etmekten alıkoymaya çalışmaktadır. İblisin Allahû Tealâ'nın emrine nasıl karşı geldiği Araf Suresinde de açık ve kesin olarak ifade edilmiştir.
7/A'RAF-11: Ve lekad halaknâkum summe savvernâkum summe kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), lem yekun mines sâcidîn(sâcidîne).

Ve andolsun ki; sizi Biz yarattık. Sonra size suret (şekil) verdik. Sonra meleklere: “Âdem (A.S)'a secde edin.” dedik. İblis hariç, secde ettiler. O, secde edenlerden olmadı.

7/A'RAF-12: Kâle mâ meneake ellâ tescude iz emertuk(emertuke), kâle ene hayrun minh(minhu), halaktenî min nârin ve halaktehu min tîn(tînin).
(Allahû Tealâ) şöyle buyurdu: “Sana (secde etmeyi) emrettiğim zaman, seni secde etmekten men eden nedir?” İblis: “Ben ondan hayırlıyım,beni ateşten ve onu nemli topraktan (balçıktan) yarattın.” dedi.
7/A'RAF-13: Kâle fehbit minhâ fe mâ yekûnu leke en tetekebbere fîhâ fahruc inneke mines sâgirîn(sâgirîne).

( Allahû Tealâ): “Öyleyse oradan in! Artık orada senin kibirlenmen olmaz. Hemen oradan çık. Muhakkak ki, sen alçaklardansın.” buyurdu.
7/A'RAF-14: Kâle enzırnî ilâ yevmi yub'asûn(yub'asûne).
(Şeytan): “Beas gününe (dirileceğimiz güne, kıyâmet gününe) kadar bana izin (mühlet) ver.” dedi.

7/A'RAF-15: Kâle inneke minel munzarîn(munzarîne).
(Allahû Tealâ): “Muhakkak ki sen izin (mühlet) verilenlerdensin.” buyurdu.
7/A'RAF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).

(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.
7/A'RAF-17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).

Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.
4/NİSA-118: Leanehullâh(leanehullâhu), ve kâle le ettehizenne min ibâdike nasîben mefrûdâ(mefrûdan).

Allah, ona (şeytana) lânet etti. O da dedi ki: “Elbette ben, Senin kullarından belirli bir pay edineceğim."

İblis, son derece kurnaz bir mahlûktur. Ve bu âyet-i kerimelerden de anlaşıldığı gibi tek görevi, Allahû Tealâ tarafından yeryüzüne halife kılınan insanı, Allah'ın yolu olan Sıratı Mustakîm'den saptırarak kendisi ile birlikte cehenneme sürüklemektir. İblis, amacına ulaşabilmek için çeşitli yöntemlere başvurur. Aslında yaptığı tek şey insanları kandırmaktır. İnsanlara zaafı istikametinde yaklaşıp o konuda ilham eder. Ve onlara fuhuş ve münkerle emreder. Allahû Tealâ Kur'ân-ı Kerim'de bu konuya da açıklık getirmiştir.

15/HİCR-39: Kâle rabbi bi mâ agveytenî le uzeyyinenne lehum fil ardı ve le ugviyennehum ecmeîn(ecmeîne).

(İblis şöyle) dedi: “Rabbim, beni azdırmandan dolayı, onlara mutlaka yeryüzünde (azgınlığı) süsleyeceğim ve mutlaka onların hepsini azdıracağım.”

Şeytan, insanlara yeryüzünü süslü gösterip dünyadaki geçici zevkleri tutku haline getirir. Bunu yapmaktan muradı insanlara Allah sevgisini unutturmaktir. Mal-mülk, şöhret, makam, iktidar arzusu ve tutkulu şekilde insan sevmek… Bunların hepsi şeytanın bir tuzağıdır. Allah'ın buradaki koruma sistemi ise muhlis kulları üzerinedir. Şeytan onlara asla zarar veremez. Allahû Tealâ buyuruyor ki:

15/HİCR-40: İllâ ıbâdeke minhumul muhlasîn(muhlasîne).
Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.

34/SEBE-20:Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne).

Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü'minleri oluşturan bir fırka (Allah'a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular.

38/SAD-85: Le emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhum ecmaîn(ecmaîne).

Cehennemi mutlaka seninle ve onlardan sana tâbî olanların hepsiyle dolduracağım.


Şeytanın insanların üzerinde hiç bir etkisi olmadığını söylemiştik. Allahû Tealâ bu konuyu da Kur'ân-ı Kerim'de net olarak ifade etmiştir .
34/SEBE-21: Ve mâ kâne lehu aleyhim min sultânin illâ li naleme men yûminu bil âhireti mimmen huve minhâ fî şekk(şekkin), ve rabbuke alâ kulli şeyin hafîz(hafîzun).

Onun (iblisin) onlar üzerinde bir sultanlığı (nüfuzu, tesiri) yoktu. Ahirete (hayatta iken ruhunu Allah'a ulaştırmaya) inanan kişi ile ondan (Allah'a ulaşmaktan) şüphe içinde olanları bilmemiz için (iblisle onları imtihan ettik). Ve senin Rabbin herşeyi hıfzedendir (koruyan, gözeten).

Allahû Tealâ, mü'min kullarını koruyacağını vaad ederek insanları şeytana karşı uyarmaktadır.

7/A'RAF-27: Yâ benî âdeme lâ yeftinennekumuş şeytânu kemâ ahrece ebeveykum minel cenneti yenziu anhumâ libâsehumâ li yuriyehumâ sev'âtihimâ innehu yerâkum huve ve kabîluhu min haysu lâ terevnehum innâ cealneş şeyâtîne evliyâe lillezîne lâ yu'minûn(yu'minûne).

Ey Âdemoğulları! Şeytan, sizin ebeveyninizi (anne ve babanızı), onların ayıp yerlerinin görünmesi için elbiselerini soyarak, cennetten çıkardığı gibi sakın sizleri de fitneye düşürmesin. Muhakkak ki; o ve onun kabilesi (topluluğu), sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Muhakkak ki; Biz şeytanları mü'min olmayanlara dost kıldık.

Âyette geçen şeytan ve kabilesi, şeytanın yeryüzündeki yardımcılarıdır. İnsan şeytanlar, cin şeytanlar ve şeytan şeytanlar olmak üzere üç grupturlar. Allahû Tealâ Kur'ân-ı Kerim'inde onlara TAGUT adını vermiştir. Onlar, iblise itaat ederek yeryüzünde ona hizmet ederler. İnsanları Allah yolundan uzaklaştırıp şeytanın tayfasına katmak ve cehenneme götürmek için ellerininden geleni yaparlar.

7/A'RAF-202: Ve ihvânuhum yemuddûnehum fîl gayyi summe lâ yuksirûn(yuksirûne).

Ve onların (şeytanların) kardeşleri onları cehenneme sürüklerler. Sonra (bundan) vazgeçmezler.

4/NİSA-118: Leanehullâh(leanehullâhu), ve kâle le ettehizenne min ibâdike nasîben mefrûdâ(mefrûdan).

Allah, ona (şeytana) lânet etti. O da dedi ki: “Elbette ben, Senin kullarından belirli bir pay edineceğim."

4/NİSA-119: Ve le udillennehum ve le umenniyennehum ve le âmurennehum fe le yubettikunne âzânel en'âmi, ve le âmurennehum fe le yugayyirunne halkallâh(halkallâhi), ve men yettehıziş şeytâne veliyyen min dûnillâhi fe kad hasire husrânen mubînâ(mubînen).

Onları elbette dalâlette bırakacağım ve onları emaniyyeyi emre derek kuruntulara düşüreceğim ve onlara k esin olarak emre deceğim ve onlar, davarların kulaklarını kesecekler ve onlara emre deceğim, Allah'ın yarattıklarını değiştirecekler. Ve kim, Allah'tan gayrısını, şeytanı dost edinirse şüphesiz o, apaçık bir hüsranla hüsrana uğramıştır.
4/NİSA-120: Yeıduhum, ve yumennîhim, ve mâ yeıduhumuş şeytânu illâ gurûrâ(gurûren).

(Şeytan) onlara vaad eder. Onları emaniyyeye düşürür, kuruntuya düşürür. Oysa ki; şeytanın, onlara vaadi sadece aldatmadır (aldatmaktan başka bir şey vaadetmez).

Âyet-i kerimelerden de anlaşıldığı gibi şeytan insanlara Allah'ın emrettiği şeyin aksini emreder. Allah'ın emirlerinin dışında yaptığınız herşeyde biliniz ki mutlaka şeytanın ilhamı vadır. Şeytanın en temel hedeflerinden biri de insanları mutsuz kılmaktır. O, hiç kimsenin mutlu olmasını istemez. İşte nerede mutsuzluk varsa orada mutlaka iblis vardır. İnsanları geçmişleri ile oyalar, hesaplaştırır. Allah'ı düşünmelerini engelleyerek vakitlerini boşa harcamalarını sağlar. Nitekim insanlarla konuştuğunuzda şu cevabı alırsınız: “ O kadar çok problemim var ki, Allah'ı hiç düşünemiyorum. Problemlerimi bir halledeyim, o zaman görevlerimi yerine getireceğim” . Bu düşüncenin iblisten geldiği açıkça ortadadır. Allahû Tealâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:

58/MUCADELE-19: İstahveze aleyhimuş şeytânu fe ensâhum zikrallâh(zikrallâhi), ulâike ızbuş şeytân(şeytâni), e lâ inne hızbeş şeytâni humul hâsirûn(hâsirûne).

Şeytan onları bağladı. Allah'ı zikretmeyi unutturdu. İşte bunlar, şeytanın tarafını tutan kimseler, şüphesiz hep hüsrana düşen kimselerdir.
43/ZUHRUF-36: Ve men ya'şu an zikrir rahmâni nukayyıd lehu şeytânen fe huve lehu karîn(karînun).

Ve kim Rahmân'ın zikrinden yüz çevirirse, şeytanı ona musallat ederiz. Böylece o (şeytan), onun yakın arkadaşı olur.

Karşılaştığımız her türlü musibetin tek çözümü Allah'tandır. Ancak iblis insanlığa bunu da unutturmuştur. Yalancı ve sahtekâr olmasına rağmen ne yazık ki insanları kendisine inandırmayı başarmıştır.

16/NAHL-98: Fe izâ kare'tel kur'âne festeız billâhi mineş şeytânir racîm(racîmi).

Öyleyse Kur'ân-ı Kerim'i okuduğun zaman recmedilmiş (taşlanmış) şeytandan hemen Allah'a sığın.

16/NAHL-99: İnnehu leyse lehu sultânun alellezîne âmenû ve alâ rabbihim yetevekkelûn(yetevekkelûne).

Çünkü onun, âmenû olanlar ve Rab'lerine tevekkül edenler üzerinde bir sultanlığı (yaptırım gücü) yoktur.

16/NAHL-100: İnnemâ sultânuhu alellezîne yetevellevnehu vellezîne hum bihî müşrikûn(müşrikûne).

Onun (şeytanın) sultanlığı (yaptırım gücü) sadece ona (şeytana) yönelenlerin ve onunla (şeytanla), Allah'a şirk koşanların üzerindedir (onları etkiler).

59/HAŞR-16: Ke meseliş şeytâni iz kâle lil insânikfur, fe lemmâ kefere kâle innî berîun minke innî ehâfullâhe rabbel âlemîn(âlemîne).
Şeytanın durumu gibi; çünkü insana "İnkâr et." dedi, inkâr edince de, "Gerçek şu ki; ben senden uzağım. Doğrusu ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım." dedi.


İblis, kıyâmet günü insanlara şöyle söyleyecektir: “Benim sizin üzerinizde bir sultanlığım yoktu. Sadece sizi davet ettim. Siz de icabet ettiniz.Artık beni kınamayın ben sizin yardımcınız değilim.Siz de benim yardımcım değilsiniz. Muhakkak zalimlere acı bir azap vardır.”

7/A'RAF-200: Ve immâ yenzeganneke mineş şeytâni nezgun festeiz billâh(billâhi), innehu semîun alîm(alîmun).

Ve fakat şeytandan sana bir dürtü gelirse, hemen Allah'a sığın. Muhakkak ki, O, işitendir, bilendir.

Şeytanın insana yaklaşmasına vesile olan bir kapı da gaybdan haber vermesidir. O, insanları bu yolla kendisine bağlamaya çalışmaktadır. Önceleri fallarla bir iki doğru şey söyleyip insanları kendine bağlayan şeytan, daha sonra araya yalanlar katarak onları kandırır. Büyü, fal ve hüddam ile uğraşanlar belirli bir süre sonra şeytanın etki alanına girip ona hizmet etmeye başlarlar. Şeytan, hizmetinden memnun kaldığı ve emirlerine itaat eden kişiye belirli bir süre sonra kendi zatını gösterir. Ondan sonra buradan kurtuluş yoktur. Zamanımızda şeytana hizmet edenler gittikçe çoğalmaktadır. Satanistler, titanlar, zülmanî ilimlerle uğraşanlar bilerek, görerek ve isteyerek ona hizmet etmektedirler. Bu insanlar, şeytanı kendi efendileri olarak isimlendirmişlerdir. Şeytanın korkunç yüzü belirli bir süre sonra onlarda da tecelli etmeye başlar. Giyinişleri, davranışları, makyajları, dinledikleri müziklerle hep şeytanı çağrıştırırlar. Nasıl ki Allah dostlarında Allah'ın nuru varsa onlarda da şeytanın karanlık yüzü tecelli etmiştir. Amaçları insanlara kötülük edip onları üzmek ve mutsuz etmektir. İnsanları öldürmek, onlara zarar vermek, alay etmek ve bundan garip bir zevk almak onlara has bir davranıştr.
Peki Allah'ın vaadi neydi? Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Îmân eden kullarımı koruyacağım, şeytan onlara bir zarar verememez”. Öyleyse şeytandan korunmanın tek bir yolu vardır. Bir Allah dostunu, Allah'ın bir velîsini kendine bend edip, hıfz edilmek. Kaf-32'de ifade edildiği gibi kişi Allah tarafından korunduğu zaman kimse ona zarar veremez.
50/KAF-32: Hâzâ mâ tûadûne li kulli evvâbin hafîz(hafîzin).
İşte vaadolduğunuz şey (bu cennettir). Bütün evvab (Allah'a ruhu ulaşmış ve sığınmış) ve hafiz (başları üzerinde devrin imamının ruhunu muhafız olarak taşıyan) olanlar için.

Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Ey âmenû olanlar! Nefsinizi teskiye etmek üzerinizedir. Siz hidayete erdiğiniz zaman dalâlette olanlar size zarar veremez.”

Dalâlette olanların şeytanın dostları olduğunu kabul edersek hidayette olanlar da Allah'ın dostlarıdır. Öyleyse Allah kime dosttur? Velîsine yani evliyasına dosttur.

10/YUNUS-62: E lâ inne evlîyâ allâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).

Muhakkak ki Allah'ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun da olmazlar, öyle değil mi?

15/HİCR-16: Ve lekad cealnâ fis semâi burûcen ve zeyyennâhâ lin nâzırîn(nâzırîne).

Andolsun ki Biz, semada burçlar kıldık. Ve bakanlar için onu süsledik.
15/HİCR-17: Ve hafıznâhâ min kulli şeytânin recîm(recîmin).
Ve Biz, onu taşlanmış şeytan(lar)ın hepsinden muhafaza ettik.
67/MULK-5: Ve lekad zeyyennes semâed dunyâ bi mesâbîha ve cealnâhâ rucûmen liş şeyâtîni ve a'tednâ lehum azâbes saîr(saîri).
Andolsun Biz, en yakın olan göğü (dünya göğünü) kandillerle süsleyip donattık ve bunları, şeytanlar için taşlama birimleri (rücum) kıldık. Onlar için çılgınca yanan ateşin azabını hazırladık.


Bütün bu âyet-i kerimlerden anlaşılıyor ki, insanlar için iki seçenek vardır. İnsanlar ya şeytanın yolunu (gayy yolu) yol edinecekler ve şeytana dost olacaklardır. Yada Allah'ın yolunu (rüşd yolu) yol edinip Allah'a dost olacaklardır. Allah'a yönelmiş bir kalp size ne söylüyorsa, ne yapmanızı emrediyorsa, biliniz ki, O Yaratan'ın sesidir. Bir varlığı yaratıcısından daha çok kim sevebilir? Kim onu yaratıcısından daha çok korumak, kollamak isteyebilir. O yarattı, sevdiği için… Ve yalnızca mutlu olmanızı istediği için. Zaman zaman yüreğinizin acıtılmasına izin veriyorsa, biliniz ki, bu O'na sığınmanızı sağlamak içindir. Yüreği acımayanlar, O'nun rahmetine sığınma ihtiyacı duymayanlardır.

Ve yaşam devam ettiği sürece, yüreğiniz size hep bir şeyler fısıldayacaktır. Ne zaman bir güzellikler demetinin içinde buluverseniz kendinizi, orada Allah vardır. Ne zaman içinizdeki ses, sizi karanlığa yönlendiriyorsa, o şeytanın sesidir. Allah'a yönelenler, yalnız güzellik içre olurlar. Şeytana tâbî olanlarsa sonsuza dek karanlığa mahkûmdurlar. Öyleyse seçim sizin. Dilerseniz, mutluluğa yelken açan bir geminin üzerinde olursunuz. Dilerseniz sonsuza kadar karanlığa yol alırsınız.
__________________
Rathor isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-13-2010   #2
Madalyalı Üye
°¤»MeczuP«¤° - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Dec 2008
Nerden: __İsTanBuL__
Mesajlar: 2.669
Tecrübe Puanı: 30
Rep Puanı : 15
Rep Derecesi : °¤»MeczuP«¤° is on a distinguished road
Ettigi Tesekkür: 1703
Aldigi Tesekkür: 1466
Standart --->: Sahaja Yoga

Allah razı olsun...Çok güzel bir konu muhterem...
°¤»MeczuP«¤° isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
sahaja, yoga


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:13 .


Alışverişi İptal Büyüsü, Dini Filmler & Belgeseller, Büyü Maji Uygulamaları & Davetler, Duyurularımız & Yeniliklerimiz, İlm-u'l Huddam, Vcd & Dvd arızaları ve kullanımı, S-Ş, Ramazan Ayı, Metafizik, Mürekkepler & Yazım Malzemeleri, Fıkıh, Havass Çalışması, Recep Ayı, Safii mezhebi, Bakım & Tavsiye Bölümü, Hipnoz, Resim & Video, Hacet & İstek, Televizyon & Radyo, Maliki mezhebi, Celvetiyye, Canbar Büyüsü, Ticaniyye, Muhabbet Büyüsü, Babilik, Sevgi Büyüsü, Ruhsal Cafe, Psikometri, Muharrem Ayı, Fal & Tarot, Toplu Enerji Çalışması, Sinema, Toplu Enerji Uygulamaları, Selefiyye II, Zilhicce Ayı, Alimler ve Evliyalar, İlmu'l-Havâssu'l-Esmâu'l-Husnâ, Cinler ve Ruhsal Varlıklar Alemi, Hadis-i Şerifler, Bio Enerji, Galibiyet & Dil Bağlama, C-D, Fax/Modem Driver, Halvetiyye, Kişisel & Manevî Gelişim, Güvenlik Kamerası Driverleri, İlmu't-Tılsımat, Aşk Büyüsü, Wicca Ve Maji, İlmu'l-Feraset, E-F, T-U, WebCam Sürücüleri, Ramazan Bayramı, İncil/Hz. İsa (A.s), Alfabeler & Harflerin sırları, A-B, Korunma, Teknik Destek, Rebiülahir Ayı, Nakşibendiyye, Y-Z, Hurufilik, Osmanlıca Kitap Tercüme, Kadiriyye, Levitasyon, Tedavi İçin Ayetler,Dualar ve Rukyeler, K-L, Arapça Uygulamalar, Fotoğraf Makineleri, Şevval Ayı, Kuantum, Video kameralar (arıza ve kullanım), Hz. Muhammed Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, Alevilik, İlmu'l-Havâs'ta Uygulama Şartları, Hanbeli mezhebi, S-Ş, Sözlük & Alfabeler, Bahailik, G-H, Kutsal Kitaplar, İlmu't-Tıp, Hâricilik, Dürzilik, Telepati, Miraç Kandili, İlmu'l-Hayvan, Forum Zikirleri, Ayırma Büyüsü, Güzellik & Sağlıklı Bakım Önerileri, İlişkiler & Duygular, Cin'in İnsan Bedeninde Bulunduğunun Teşhis Edilmesi, Psikoloji, Evrensel Enerjiler, Maziden Olaylar, Ü-V, Allah Celle Celâluhû ve Esmâül Hüsnâ, İlmu's-Sihr, Tasavvuf Klasikleri, Erkeğin Bağlanması, Tv arızaları, Bilgisayar, Selefiyye, Haftanın Fırsatı, Usui Reiki, Ismailiyye, İlmu'l Ahkâm-ı Nücum, Ezoterizm, Büyü Çeşitleri Ve Çözümleri, Zilkade Ayı, Duruişiti, Vehabbilik, Tarikatlar, Melamiyye, Kayıp & Çalıntı, Astronomi & Astroloji, Özel Paylaşım Bölümü, Eğitim & Kadın, Caferiyye, Maturudiyye, Tasavvufta Kavramlar, Felsefe, Bluetooth Driver, Dua İstekleri, Görüş ve Önerileriniz, Sorun ve Şikâyetleriniz, O-Ö, Sahâbeler ve Hayâtü's-Sahâbe, Durugörü, Çocuklar İçin Uygulamalar, İlm-u'l Hurûf, Arapça Kitap Tercüme, Parapsikoloji, Müsebbihe, İlmu'l-Havâss'ın Kolları, Safer Ayı, Peygamberler, Meditasyon & Yoga & Tai Chi Chuan, İlmu'l-Havâssu'l Celcelûtiyye, Mezhepler, Cep Telefonları, M-N, Evlilik Büyüsü, Kutlu Doğum - Mevlid Kandili, Sağlık, Ethernet Kartları, Rıfai'ye, Rebiül Evvel Ayı, Antik Uygarlıklar & Örgüt Ve Cemiyetler, Kısmet & Şirinlik, Enerji Okulu, Es'ariyye, İlmu'l-Havâs Ocağı & Malzemeleri, Yezidiyye, Medyumlar & Medyumluk, İlmu'l-Havâs Genel Uygulamalar, Kültür & Sanat, Şifalı Taşlar, Şifâ & Tedavî, Deja Vu, Tartışma Platformu, İlmu't-Tabir-i Rüya, Soğutma Büyüsü, Nusayrilik, Es-Selamü Kable’l Kelam, Karı Koca'yı Ayırma Büyüsü, Kadir Gecesi, Aile, Evlilik & Çocuklar, Maji Çalışması, Diğer Büyüler Ve Çözümleri, İlmu'l-Kimya, Vehim Büyüsü, Aşure Günü, Cemaziyel Ahir Ayı, Cin Ve Büyü'den Korunma Yolları, Cemaziyel Evvel Ayı, İlmu'l-Bâtın, P-R, Kurban ve Kurban Bayramı, Zikir, Rızk & Bereket, İlmu'l- Ledünni, Definecilik, Bektaşilik, İlmu'l- Vefk, Kurallarımız & Uyarılarımız!, Psikokinezi / Telekinezi, Hak Din İslam, İlmu'z-Zahîr, Kur'an-ı Kerim, Hanefi mezhebi, İlmu'l- Lügat, İlmu'l-Havâssu'l Cevşen, Tasavvufî Makaleler, Ses Kartı Sürücüleri, Pcmcıa Driverler, Cazibe Büyüsü, Bakım Çeşitleri & Metodları, Sia, Işınlama Ve Teleportasyon, Kadiyanilik, Astral Seyahat, Hac, Aşırı Kanama Büyüsü, Mutezile, Kundalini Reiki, Ahd-i Atik Tevrat/Hz.Musa (A.s), Mübarek Aylar, Mübarek Günler ve Geceler, Mürcie, Aura, Yönetim Bölümü, İlmu'l-Havâs Genel Açıklama, Tütsüler & Buhurlar, Ed-Duâu Silahu'l Mü'min, İlmu's-Simya, Doğa Üstü Olaylar & Hikayeler, Tasavvufî Müzikler, Exorcism /Şeytan Çıkarma, Diğer Dinler & İnançlar, Reenkarnasyon, Serbest E-Kitaplar, Şaban Ayı, Dini Hikayeler & Makaleler, Regaib Kandili, Bayramiyye, Havas İlmi Soru Cevap & Yardım İstekleri, E-Kitaplar, Kaderiyye, I-İ, Cebriyye, Havas Okulu, Eğlence & Mizah, Tarih, Metafizik Video Bölümü, Bilim & Teknik, Hayatın İçinden, İlmu'l Kevn-i Fesad, Ruhsalenerji Araştırmaları, Tv Kartı Sürücüleri, Melamiyye, Güncel Haberler, Yaşadığımız Dogaüstü Olaylar, Dâ'vet & Azîmet, Uydu Cihazları, Cinci Ve Büyücülerin Teşhisi, Teknik Destek, Workshop, Kitap Tanıtım İnceleme, Evliliği Bozma Büyüsü, Zebur/Hz.Davud (A.s), Yazıcı Sürücüleri, Bağlama Büyüsü, Elektronik, Notebook Driver, Sevgi & Saygı, Bektaşiyye, Kötü Alışkanlık & Huylar, Psişik Güçler, Diğer Formüller, Mevleviyye, İlmu'l-Havâssu'l-Kur'ân, İlmu'n -Nebati Şifa, İlmu'l-Havâssu'l Berhetiyye
Powered by vBulletin Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0